Mülkiyet hakkı, anayasal güvence altında olan ve kişilerin malvarlığını oluşturan en temel haklardan biridir. Bu hakkın tescili ve korunması ise Tapu Sicili adı verilen resmi kayıt sistemiyle sağlanır. Ancak zaman zaman, tapu kayıtlarının gerçeği yansıtmaması, hukuka aykırı işlemlerle oluşturulması veya hile, muvazaa gibi nedenlerle sakatlanması söz konusu olabilir. İşte bu gibi durumlarda, mülkiyet hakkının gerçek sahibine iadesi veya doğru bir şekilde tescil edilmesi amacıyla tapu iptal ve tescil davalarına başvurulur. Özellikle Ankara'da avukatlık hizmeti sunan hukuk büroları için gayrimenkul hukuku, yoğun bir çalışma alanıdır ve bu davalar, taşınmaz sahipleri için hayati öneme sahiptir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, Sincan ve çevresinde tapu uyuşmazlıkları yaşayan müvekkillerimize bu karmaşık süreçlerde profesyonel hukuki destek sağlamaktayız.
Tapu İptal ve Tescil Davalarının Hukuki Temeli ve Önemi Nedir?
Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) mülkiyet hakkına ilişkin hükümleri, tapu iptal ve tescil davalarının temelini oluşturur. Mülkiyet hakkı, kişilere eşya üzerinde en geniş yetkileri tanıyan ayni bir haktır ve devlet güvencesi altındadır. Ancak bu güvencenin sağlanabilmesi için, mülkiyetin tapu siciline doğru ve usulüne uygun bir şekilde tescil edilmiş olması gerekir. Tapu sicili, taşınmazların hukuki durumunu gösteren resmi bir kayıt sistemi olup, TMK Madde 1020 uyarınca aleniyet ilkesi gereği herkese açıktır. Tapu sicilinin güvenilirliği, TMK Madde 1023'te düzenlenen iyi niyetin korunması ilkesiyle pekiştirilmiş olsa da, bu ilke mutlak değildir ve bazı durumlarda sicil kayıtlarının gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkabilir.
Tapu iptal ve tescil davaları, tam da bu noktada devreye girer. Bu davalar, tapu sicilinde mevcut olan bir kaydın hukuka aykırı olarak oluştuğu veya sonradan hukuka aykırı hale geldiği durumlarda, bu kaydın iptal edilerek gerçek hak sahibinin adına yeniden tescilini sağlamayı amaçlar. Hukukumuzda tapu sicilinin yolsuz tescili kavramı, TMK Madde 1025'te açıkça düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden ayni hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir." Bu hüküm, tapu iptal ve tescil davalarının dayanağını oluşturur. Davaların önemi, kişilerin en temel haklarından biri olan mülkiyet hakkının korunması, hukuki güvenliğin sağlanması ve tapu sicilinin gerçek duruma uygun hale getirilmesi açısından kritik bir rol oynamasından kaynaklanır.
Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir ve Nasıl Açılır?
Tapu iptal ve tescil davası, adından da anlaşılacağı üzere iki ana talebi içerir: mevcut tapu kaydının hukuka aykırılık nedeniyle iptali ve gerçek hak sahibinin adına yeniden tescili. Bu dava, genellikle taşınmazın maliki olduğunu iddia eden ancak tapu sicilinde farklı bir kişi adına kayıtlı olduğunu gören gerçek hak sahibi tarafından açılır. Dava, Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde görülür ve taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Örneğin, Sincan'daki bir taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescil davası, Sincan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılacaktır.
Dava açma süreci, öncelikle detaylı bir hukuki inceleme ve delil toplama ile başlar. Davacı, tapu kaydının neden yolsuz olduğunu, hangi hukuki sebeple iptal edilmesi gerektiğini ve kendisinin gerçek hak sahibi olduğunu ispatlamakla yükümlüdür. Dava dilekçesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine uygun olarak hazırlanmalı, dava konusu olaylar açıkça belirtilmeli, hukuki sebepler gösterilmeli ve deliller sunulmalıdır. Davanın açılmasıyla birlikte, taşınmazın üçüncü kişilere devrinin engellenmesi amacıyla mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmesi büyük önem taşır. Bu tedbir kararı, dava sonuçlanıncaya kadar taşınmaz üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılmasını önleyerek, dava sonunda alınacak kararın uygulanabilirliğini güvence altına alır.
Tapu İptal ve Tescil Davalarının Başlıca Nedenleri
Tapu iptal ve tescil davaları, çeşitli hukuki nedenlere dayanarak açılabilir. Bu nedenler, genellikle tapu kaydının oluşumundaki sakatlıklar veya sonradan ortaya çıkan hukuka aykırı durumlar olarak karşımıza çıkar. Her bir neden, kendi içinde farklı ispat yükümlülükleri ve hukuki argümanlar gerektirir. Sincan Tapu Avukatı olarak müvekkillerimizin karşılaştığı yaygın dava nedenlerini aşağıda detaylıca inceleyeceğiz.
Muvazaa (Danışıklı İşlem) Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davaları
Muvazaa, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan bir hukuki işlemi görünüşte yapmaları halidir. Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 19 hükmünde "Sözleşmelerin yorumunda ve tamamlanmasında, tarafların gerçek ve ortak iradeleri esas alınır." ifadesi muvazaa davalarının temelini oluşturur. Tapu iptal ve tescil davalarında muvazaa genellikle "mirasçıdan mal kaçırma" (muruvazaası) amacıyla yapılır. Miras bırakanın, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla taşınmazını aslında bağışlamak istediği halde tapuda satış gibi göstererek devretmesi bu duruma örnektir. Bu tür davalarda, görünüşteki satış işleminin gerçekte bağış olduğu ve mirasçıları aldatma amacı taşıdığı ispat edilmelidir. Yargıtay, bu tür davalarda muvazaanın varlığını tespit ederken, işlemin tarafları arasındaki akrabalık ilişkisi, satış bedeli ile rayiç bedel arasındaki fahiş fark, satış bedelinin ödenip ödenmediği, taşınmazın devrinden sonraki fiili durum gibi birçok objektif ve sübjektif kriteri dikkate almaktadır. Mirasçıların bu davayı açabilmesi için miras bırakanın vefat etmiş olması gerekmektedir.
Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davaları
Vekalet sözleşmesi, vekilin vekalet verenin menfaatine ve iradesine uygun hareket etme yükümlülüğünü doğurur (TBK Madde 502 vd.). Eğer vekil, kendisine verilen vekalet yetkisini kötüye kullanarak vekalet verenin zararına olacak şekilde bir işlemi üçüncü bir kişiye devrederse, vekalet görevinin kötüye kullanılması söz konusu olur. Örneğin, vekilin, satış yetkisi verilmesine rağmen taşınmazı çok düşük bir bedelle veya hiç bedel almadan kendi yakınına devretmesi bu duruma örnektir. Bu davaların en önemli unsuru, üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmadığıdır. TMK Madde 1023'e göre, tapu sicilindeki tescile iyi niyetle dayanarak ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur. Ancak, üçüncü kişinin vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bildiği veya bilmesi gerektiği durumlarda (kötü niyetli olması halinde), tapu iptal ve tescil davası başarıya ulaşabilir. Yargıtay içtihatları, üçüncü kişinin iyi niyetinin araştırılmasında, işlem sırasındaki durumlar, taraflar arasındaki ilişkiler ve bedel gibi unsurların titizlikle incelenmesini gerektirmektedir.
Sahtecilik (Hile/İrade Sakatlığı) Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davaları
Bir hukuki işlemin geçerli olabilmesi için tarafların iradelerinin serbest ve sağlam olması esastır. Hata (TBK Madde 30), hile (TBK Madde 36) veya korkutma (TBK Madde 37) gibi irade sakatlığı halleri, yapılan sözleşmeyi batıl kılabilir. Tapu işlemlerinde sahtecilik, genellikle sahte vekaletnamelerle, sahte kimliklerle veya imza taklitleriyle yapılan devir işlemlerinde ortaya çıkar. Örneğin, bir kişinin bilgisi ve rızası dışında, sahte belgelerle adına kayıtlı taşınmazın başkasına devredilmesi durumunda tapu iptal ve tescil davası açılabilir. Bu tür davalarda, sahteciliğin varlığı adli tıp raporları, tanık beyanları ve diğer delillerle kesin olarak ispatlanmalıdır. Sahtecilik nedeniyle yapılan tesciller, hukuken geçersiz olduğundan, iyi niyetli üçüncü kişilerin kazanımları dahi korunmaz; zira bu durumda ortada geçerli bir hukuki sebep bulunmamaktadır.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davaları
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, TBK Madde 611 ve devamı maddelerde düzenlenmiş olup, bir tarafın diğerine ölünceye kadar bakma ve onu gözetme borcunu üstlenmesi karşılığında, diğer tarafın malvarlığının tamamını veya bir kısmını devretmeyi taahhüt ettiği bir sözleşmedir. Bu sözleşme, mirasçıdan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı iddiasıyla sıklıkla tapu iptal ve tescil davalarına konu olur. Özellikle miras bırakanın yaşlılık veya hastalık gibi durumlarından faydalanılarak, gerçekte bakma niyeti olmayan kişilerle yapılan sözleşmelerde muvazaa iddiası gündeme gelir. Yargıtay, bu tür davalarda, bakım borcunun gerçekte yerine getirilip getirilmediğini, sözleşme yapan kişilerin yaş, sağlık durumu, sosyal ilişkileri ve sözleşmenin yapılış koşullarını titizlikle inceleyerek muvazaanın varlığını tespit etmeye çalışır. Sözleşmenin resmi şekil şartına uygun yapılması (noter huzurunda) bir geçerlilik şartıdır.
Aile Konutu Şerhi ve İptal Davaları
Türk Medeni Kanunu'nun Madde 194 hükmü, aile konutunu özel bir koruma altına almıştır. Buna göre, eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu hükmün amacı, ailenin temelini oluşturan konutun, eşlerden birinin tek taraflı tasarrufuyla kaybedilmesini önlemektir. Eğer eşlerden biri, diğer eşin rızası olmaksızın aile konutunu üçüncü bir kişiye devretmişse, rızası alınmayan eş bu devir işleminin iptali için tapu iptal ve tescil davası açabilir. Bu davada da üçüncü kişinin iyi niyetli olup olmadığı önem taşır. Ancak, aile konutu şerhinin tapu kütüğüne işlenmiş olması halinde, iyi niyet iddiası ileri sürülemez. Şerh olmasa dahi, üçüncü kişinin evin aile konutu olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği durumlarda iptal davası başarıya ulaşabilir.
Hukuki Ehliyetsizlik Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davaları
Bir kişinin hukuki işlem yapabilmesi için ayırt etme gücüne sahip olması, ergin olması ve kısıtlı olmaması gerekir (TMK Madde 13, 15). Eğer bir kişi, taşınmazını devrederken yaşlılık, akıl hastalığı, bunama (demans) gibi nedenlerle hukuki ehliyetsizliğe sahipse, yani yaptığı işlemin hukuki sonuçlarını idrak etme yeteneğinden yoksunsa, bu işlem geçersizdir. Hukuki ehliyetsizlik nedeniyle yapılan tapu devirlerinin iptali için açılan davalarda, kişinin işlem anındaki ehliyet durumu Adli Tıp Kurumu'ndan alınacak raporlarla tespit edilir. Yargıtay, ehliyetsizliğin mutlak butlan nedeni olduğunu ve bu tür işlemlerin baştan itibaren geçersiz sayılması gerektiğini belirtir. Bu nedenle, ehliyetsizlik nedeniyle yapılan tescillerde iyi niyetli üçüncü kişilerin kazanımları dahi korunmaz; zira ehliyetsiz kişinin yaptığı işlem hiçbir zaman hukuken varlık kazanmamıştır.
Gabın (Aşırı Yararlanma) Nedeniyle Tapu İptal ve Tescil Davaları
Gabın, TBK Madde 28'de düzenlenmiş olup, bir sözleşmede edimler arasında açık bir orantısızlık bulunması ve bu orantısızlığın, zarar görenin tecrübesizliğinden, zor durumda kalmasından veya saflığından yararlanılarak gerçekleştirilmesi halidir. Özellikle taşınmaz satışlarında, rayiç değerinin çok altında bir bedelle yapılan devirler gabın şüphesi uyandırabilir. Davacı, gabın iddiasıyla tapu iptal ve tescil davası açtığında, edimler arasındaki açık orantısızlığı ve karşı tarafın kendi durumundan faydalanma kastını ispatlamakla yükümlüdür. Gabın iddiası, subjektif bir unsuru (sömürme kastı) ve objektif bir unsuru (edimler arası orantısızlık) içerir. Yargıtay, gabın davalarında, özellikle taşınmazın gerçek değeri ile satış bedeli arasındaki farkın fahiş olup olmadığını ve zarar görenin içinde bulunduğu özel durumu detaylıca inceler.
Tapu Kaydının Oluşumundaki Hatalar Nedeniyle İptal
Tapu kayıtları, kadastro çalışmaları sırasında veya sonrasında yapılan hatalar nedeniyle de gerçeği yansıtmayabilir. Ölçüm hataları, sınır uyuşmazlıkları, parsel numaralarının yanlış yazılması, yüzölçümü hataları gibi durumlar tapu sicilinin yolsuz hale gelmesine neden olabilir. Kadastro Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde bu tür hataların düzeltilmesi için dava açılabilir. Bu davalar genellikle tapu müdürlüğü ve Hazine aleyhine açılır. Mahkeme, bilirkişi incelemesi ve keşif yaparak, tapu kaydındaki hatanın varlığını ve kapsamını tespit eder ve buna göre tapu kaydının düzeltilmesine karar verir.
İmar Hukukuna Aykırılık Nedeniyle İptal
İmar planları ve imar mevzuatı, taşınmazların kullanım şeklini ve yapılaşma koşullarını belirler. Bazı durumlarda, imar planına aykırı olarak yapılan yapılar veya parselasyon işlemleri tapu siciline tescil edilmiş olabilir. Örneğin, kamuya terk edilmesi gereken bir alanın sehven özel mülk olarak tescil edilmesi veya imar planına aykırı bir birleşme/ayrılma işleminin tapuya yansıması durumunda, bu tescilin iptali için dava açılabilir. Bu tür davalarda, İmar Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde hukuka aykırılığın tespiti yapılır. Davacı genellikle ilgili belediye veya kamu kurumları olabileceği gibi, imar planından zarar gören özel kişiler de olabilir.
Tapu İptal ve Tescil Davalarında Yargılama Süreci ve Deliller
Tapu iptal ve tescil davaları, teknik ve hukuki açıdan karmaşık süreçlerdir. Davanın görevli mahkemesi, taşınmazın aynına ilişkin olması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Yani, Sincan ilçesindeki bir taşınmaza ilişkin dava, Sincan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülecektir. Dava süreci, dava dilekçesinin mahkemeye sunulmasıyla başlar. Dilekçede, davacı, davalı, dava konusu taşınmazın tapu bilgileri, dava sebebi (yukarıda sayılan nedenlerden biri veya birkaçı), hukuki dayanaklar ve talep net bir şekilde belirtilmelidir.
Bu davalarda ispat yükü davacıdadır. Davacı, tapu kaydının yolsuz olduğunu ve kendisinin gerçek hak sahibi olduğunu Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) kapsamında her türlü delille ispatlayabilir. Başlıca deliller şunlardır:
- Tapu kayıtları ve kadastro belgeleri: Tapu müdürlüğünden ve kadastro müdürlüğünden temin edilen resmi kayıtlar, davaya konu taşınmazın geçmişini ve hukuki durumunu gösterir.
- Bilirkişi incelemesi: Özellikle muvazaa, ehliyetsizlik, gabın veya kadastro hataları gibi durumlarda, alanında uzman bilirkişilerin (gayrimenkul değerleme uzmanı, adli tıp uzmanı, harita mühendisi vb.) raporları büyük önem taşır.
- Tanık beyanları: Taşınmazın devri sırasında yaşanan olayları, taraflar arasındaki ilişkileri veya bakım borcunun yerine getirilip getirilmediğini bilen kişilerin tanıklığı önemli delil niteliğindedir.
- Keşif: Taşınmazın yerinde incelenmesi, fiili durumun tespiti ve delillerin toplanması amacıyla mahkemece keşif kararı verilebilir.
- Banka kayıtları ve diğer yazılı belgeler: Satış bedelinin ödenip ödenmediği, bakım giderleri veya diğer finansal işlemler banka kayıtları ve dekontlarla ispat edilebilir.
Davayı açarken, taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla mahkemeden ihtiyati tedbir (HMK Madde 389 vd.) talep edilmesi kritik öneme sahiptir. Bu tedbir kararı, tapu kaydına şerh düşülerek taşınmazın dava sonuna kadar devrinin engellenmesini sağlar. Tapu iptal ve tescil davaları, genellikle uzun süren ve birden fazla bilirkişi incelemesi, tanık dinlemesi ve keşif gerektiren davalardır. Bu süreçte doğru delillerin toplanması, hukuki argümanların sağlam bir şekilde sunulması ve davanın etkin bir şekilde takibi, başarı için elzemdir.
Sincan Tapu Avukatının Rolü ve Hukuki Destek
Tapu iptal ve tescil davaları, gayrimenkul hukukunun en karmaşık ve teknik bilgi gerektiren alanlarından biridir. Bu davalarda, kanun maddeleri, Yargıtay içtihatları ve delil hukuku alanında derinlemesine bilgi sahibi olmak zorunludur. Yanlış atılan bir adım veya eksik sunulan bir delil, davanın aleyhte sonuçlanmasına neden olabilir. İşte tam da bu noktada, bir Sincan Tapu Avukatı'nın profesyonel desteği hayati önem taşır.
Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, tapu iptal ve tescil davalarında müvekkillerimize kapsamlı hukuki danışmanlık ve temsil hizmeti sunmaktayız. Avukatın rolü, sadece dava dilekçesi yazmakla sınırlı değildir. Bu süreçte bir avukat:
- Davanın hukuki niteliğini doğru tespit eder ve hangi sebeple dava açılması gerektiğini belirler.
- Gerekli tüm delilleri toplar (tapu kayıtları, kadastro belgeleri, banka kayıtları, yazışmalar vb.) ve mahkemeye sunar.
- Dava dilekçesini ve diğer hukuki yazışmaları, Yargıtay içtihatlarına uygun ve sağlam hukuki argümanlarla hazırlar.
- İhtiyati tedbir talebinde bulunarak, taşınmazın dava süresince üçüncü kişilere devrinin önüne geçer.
- Keşif ve bilirkişi incelemelerinde müvekkilini temsil eder, raporlara itiraz eder veya ek rapor talep eder.
- Duruşmalarda müvekkilini savunur, tanıkları sorgular ve hukuki süreç boyunca müvekkilinin haklarını korur.
- Davanın tüm aşamalarını titizlikle takip eder, zamanaşımı ve hak düşürücü süreler gibi kritik hukuki detayları gözden kaçırmaz.
- Gerektiğinde istinaf ve temyiz süreçlerinde müvekkilini temsil eder.
Özellikle Sincan bölgesindeki uzman avukat kadromuzla, bölgenin tapu ve kadastro süreçleri hakkında yerel bilgiye de sahibiz. Gayrimenkul uyuşmazlıkları, genellikle yüksek maddi değere sahip olması ve uzun yargılama süreçleri gerektirmesi nedeniyle, profesyonel bir hukuki destek alınmadan başarıya ulaşması oldukça zordur. Mülkiyet hakkınızın korunması ve tapu sicilinin gerçeğe uygun hale getirilmesi için doğru hukuki stratejinin belirlenmesi, davanın seyrini doğrudan etkileyecektir. Bu nedenle, tapu iptal ve tescil davası açmayı düşünen veya hakkında böyle bir dava açılmış olan kişilerin vakit kaybetmeden bir avukata danışmaları büyük önem taşır.
Sık Sorulan Sorular
Tapu iptal ve tescil davası ne kadar sürer?
Tapu iptal ve tescil davalarının süresi, davanın niteliğine, toplanacak delillere, tanık sayısına, bilirkişi incelemesinin karmaşıklığına ve mahkemenin iş yüküne göre değişmektedir. Genellikle bu tür davalar, ilk derece mahkemesinde 1 ila 3 yıl arasında sürebilir. İstinaf ve temyiz süreçleri de eklendiğinde, toplam yargılama süresi 3 ila 5 yılı bulabilmektedir. Bu nedenle, sürecin başından itibaren profesyonel hukuki destek almak, davanın daha etkin ve hızlı ilerlemesi açısından önemlidir.
Tapu iptal ve tescil davasında zamanaşımı süresi var mıdır?
Tapu iptal ve tescil davalarının zamanaşımı süresi, davanın dayandığı hukuki nedene göre değişiklik gösterir. Örneğin, muvazaa (mirasçıdan mal kaçırma) nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davalarında zamanaşımı süresi bulunmamaktadır; bu davalar her zaman açılabilir. Ancak, gabın (aşırı yararlanma) gibi irade sakatlığına dayalı davalarda, gabının öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre veya sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren 5 yıllık genel zamanaşımı süresi gibi belirli süreler söz konusu olabilir. Hukuki ehliyetsizlik nedeniyle açılan davalar da zamanaşımına tabi değildir. Bu nedenle, dava açmadan önce hukuki nedenin doğru tespit edilmesi ve zamanaşımı/hak düşürücü sürelerin dikkatle incelenmesi gerekmektedir.
Tapu iptal davası açarken ihtiyati tedbir talep etmek neden önemlidir?
Tapu iptal ve tescil davası açarken ihtiyati tedbir talep etmek, davanın seyrini ve sonucunu doğrudan etkileyen kritik bir adımdır. İhtiyati tedbir kararı ile mahkeme, dava konusu taşınmazın tapu kaydına şerh düşülmesine hükmeder. Bu şerh sayesinde, dava sonuçlanana kadar taşınmazın üçüncü kişilere devri, ipotek edilmesi veya üzerinde başka ayni haklar tesis edilmesi engellenir. Eğer ihtiyati tedbir alınmaz ve taşınmaz dava süresince iyi niyetli üçüncü bir kişiye devredilirse, davanın kazanılması durumunda dahi gerçek hak sahibinin taşınmaza kavuşması imkansız hale gelebilir. Bu durum, davacının sadece tazminat davası açma hakkını saklı tutar ki, bu da taşınmazın aynına kavuşmaktan çok daha zorlu ve belirsiz bir süreçtir.
Uzman Görüşümüz
Gayrimenkul hukukunun temel taşlarından olan tapu iptal ve tescil davaları, mülkiyetin kutsiyetini ve tapu sicilinin güvenilirliğini temin eden hayati hukuki süreçlerdir. Bu davalar, teknik detayları, karmaşık ispat kuralları ve Yargıtay içtihatlarının derinlemesine bilgisi gerektiren hassas bir alandır. Mülkiyet hakkınızın ihlal edildiğini düşünüyorsanız veya hakkınızda açılmış bir tapu iptal ve tescil davası bulunuyorsa, hak kaybına uğramamak adına vakit kaybetmeden alanında uzman bir avukatın hukuki desteğini almanız büyük önem taşımaktadır. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, gayrimenkul hukuku alanındaki kapsamlı tecrübemizle, Sincan ve çevresindeki müvekkillerimize bu zorlu süreçlerde etkin ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunmaktan memnuniyet duyarız.
AVUKAT BURAK SAĞLAM | Hukuk & Danışmanlık
📍 Etimesgut Avukat Bürosu Konumu ve Hukuki Danışmanlık Bilgileri
Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, Ankara Etimesgut'taki ofisinde müvekkillerine şeffaf ve sonuç odaklı avukatlık hizmeti vermektedir. Ceza yargılamaları, boşanma protokolleri, velayet davaları ve alacak taleplerinde haklarınızı korumak için deneyimli bir Etimesgut avukatı desteği almanız faydalı olacaktır. Uyuşmazlıkların profesyonelce çözülmesi için aradığınız Etimesgut ceza avukatı ya da uzman Etimesgut boşanma avukatı desteğine aşağıdaki güncel iletişim bilgilerimiz ve Google Haritalar yol tarifi aracılığıyla hızlıca ulaşabilirsiniz.
Adres: Oğuzlar Mah. 1602 Cad. No:1 Hukukçular Plaza D:60 Etimesgut / Ankara
Telefon: 0554 334 24 29
E-posta: avsaglamburak@gmail.com

