Taksirle öldürme suçu, Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen ve bir kişinin dikkatsizlik, tedbirsizlik veya meslekteki veya sanattaki ihmali sonucunda başka bir kişinin ölümüne neden olması durumunu ifade eden ciddi bir suç türüdür. Bu tür olaylar, genellikle ani ve beklenmedik bir şekilde meydana gelir, ancak hukuki sonuçları hem fail hem de mağdur yakınları için yıkıcı olabilir. Özellikle bir ölümle sonuçlanan taksirli eylemlerde, ceza soruşturması süreci karmaşık, detaylı ve hassasiyet gerektiren adımlarla ilerler. Bu zorlu süreçte, şüpheli veya sanık konumunda olan kişilerin haklarını korumak, yasal yükümlülüklerini anlamak ve adil bir savunma yapabilmek için alanında uzman bir Sincan taksirle öldürme avukatından destek alması hayati öneme sahiptir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, Ankara'da ve özellikle Etimesgut, Sincan bölgesinde bu tür ceza davalarında müvekkillerimize profesyonel ve sonuç odaklı hukuki destek sunmaktayız.
Taksirle Öldürme Suçu Nedir ve Unsurları Nelerdir?
Taksirle öldürme suçu, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) Madde 85'te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, "Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." Suçun temel unsurları şunlardır:
- Fiil (Hareket): Bir kişinin ölümüyle sonuçlanan bir hareketin varlığı gereklidir. Bu hareket, aktif bir eylem olabileceği gibi (örneğin trafik kazasında araç kullanma) ihmali bir davranış da olabilir (örneğin gerekli güvenlik önlemlerini almayarak ölüme neden olma).
- Netice (Ölüm): Fiilin sonucunda bir insanın hayatını kaybetmesi şarttır. Ölüm neticesi, fiil ile doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılı olmalıdır.
- İlliyet Bağı: İşlenen fiil ile meydana gelen ölüm neticesi arasında uygun bir sebep-sonuç ilişkisi bulunmalıdır. Yani, ölümün kişinin taksirli eylemi sonucunda gerçekleştiği kanıtlanmalıdır.
- Taksir (Kusur): Suçun en belirleyici unsuru taksirdir. Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle, öngörülebilir bir neticeyi öngörmemek veya öngörmesine rağmen istememek olarak tanımlanır. Fail, ölüme yol açan fiili kasten işlememiş, ancak gerekli dikkat ve özeni göstermediği için bu netice meydana gelmiştir.
Taksirle öldürme suçu, genellikle trafik kazaları, iş kazaları, tıbbi malpraktis (hatalı tedavi) veya inşaat alanındaki güvenlik ihmalleri gibi durumlarda karşımıza çıkar. Her olayın kendine özgü koşulları, suçun niteliğini ve cezanın ağırlığını etkileyebilir. Bu nedenle, olayın tüm detaylarının titizlikle incelenmesi ve hukuki bir değerlendirme yapılması zorunludur.
Taksir Çeşitleri: Basit Taksir ve Bilinçli Taksir Arasındaki Farklar Nelerdir?
Türk Ceza Kanunu, taksiri iki ana kategoriye ayırarak cezai sorumluluğun derecesini farklılaştırmıştır: basit taksir ve bilinçli taksir. Bu ayrım, suçun niteliği ve uygulanacak ceza bakımından büyük önem taşır.
- Basit Taksir (Bilinçsiz Taksir): TCK Madde 85/1'de yer alan temel taksir halidir. Bu durumda, kişi dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranır, öngörülebilir bir neticeyi öngörmez ve bu nedenle bir ölüm meydana gelir. Fail, meydana gelen ölüm neticesini istemez ve öngörülmemesi gereken bir durum olarak ortaya çıkar. Örneğin, kırmızı ışıkta geçerek kazaya neden olan bir sürücü, ölüme yol açmayı istememekle birlikte, dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal etmiştir. Bu durumda, neticeyi öngörebilecek durumda olmasına rağmen öngörmediği için basit taksirle sorumlu tutulur.
- Bilinçli Taksir: TCK Madde 85/2'de düzenlenmiştir. Bilinçli taksirde, kişi dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak bir neticeye neden olur. Ancak burada fark, failin neticeyi öngörmesine rağmen, bu neticenin gerçekleşmeyeceği veya gerçekleşse bile kendisi için sorun yaratmayacağı düşüncesiyle hareket etmesidir. Fail, riskli bir davranışın ölümle sonuçlanabileceğini bilir, ancak "bana bir şey olmaz", "bir şekilde hallederim" gibi düşüncelerle hareketine devam eder. Örneğin, yasal hız sınırının çok üzerinde seyreden bir sürücü, bu hızın tehlikeli olduğunu ve kazaya yol açabileceğini öngörür, ancak yine de bir kaza olmayacağını varsayarak yoluna devam eder ve ölümle sonuçlanan bir kaza meydana gelir. Bilinçli taksir durumunda, failin cezası üçte bir oranında artırılır.
Bu ayrım, yargılama sürecinde sanığın kusur derecesini belirlemede temel bir kriterdir. Bilinçli taksirin varlığı, cezayı önemli ölçüde artıracağından, savunma stratejilerinde bu ayrımın iyi analiz edilmesi ve ispat edilmesi kritik öneme sahiptir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, bu tür detaylı incelemeleri yaparak müvekkillerimizin en adil yargılamayla karşı karşıya kalmasını sağlıyoruz.
Taksirle Öldürme Suçunda Ceza Soruşturması Süreci Nasıl Başlar ve Yürür?
Taksirle öldürme suçunda ceza soruşturması, bir ölüm olayının meydana gelmesiyle başlar ve genellikle Cumhuriyet Savcılığı tarafından resen yürütülür. Mağdur yakınlarının şikayeti olmasa dahi, kamu düzenini ilgilendiren bir suç olduğu için savcılık kendiliğinden harekete geçer. Soruşturma süreci genel olarak şu adımları içerir:
- Olay Yeri İncelemesi ve İlk Tespitler: Ölüm olayının meydana geldiği yere ilk olarak kolluk kuvvetleri (polis veya jandarma) intikal eder. Olay yeri güvenlik altına alınır, deliller toplanır, tanık beyanları alınır ve ilk tespit tutanakları düzenlenir. Bu aşamada, olaya karışan kişilerin kimlikleri belirlenir.
- Otopsi ve Adli Tıp Raporu: Ölümün kesin nedenini belirlemek amacıyla ölen kişinin naaşı üzerinde otopsi yapılır. Otopsi sonucu düzenlenen adli tıp raporu, ölümün taksirli eylemle illiyet bağını kurmada kritik bir delil niteliği taşır.
- Cumhuriyet Savcısının Rolü: Olayın savcılığa intikal etmesiyle birlikte, Cumhuriyet Savcısı soruşturmayı yönetir. Savcı, delillerin toplanmasını, ifadelerin alınmasını, bilirkişi raporlarının düzenlenmesini ve şüpheli hakkında gerekli adli işlemlerin yapılmasını sağlar.
- İfade Alma ve Şüpheli Hakları: Şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılan kişi, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 147 uyarınca susma hakkına sahiptir. Ayrıca, müdafi (avukat) yardımından yararlanma, yakınlarına haber verme ve delil toplama talebinde bulunma gibi temel hakları bulunmaktadır. Bu aşamada bir avukat eşliğinde ifade vermek, hak kayıplarının önüne geçmek açısından elzemdir.
- Bilirkişi İncelemesi: Özellikle trafik kazaları ve iş kazaları gibi durumlarda, olayın teknik detaylarını aydınlatmak için uzman bilirkişilerden rapor alınır. Bilirkişi raporları, kusur oranlarının belirlenmesi ve olayda kimin ne kadar sorumlu olduğunun tespiti açısından büyük önem taşır.
- Tutuklama ve Adli Kontrol: Soruşturma sürecinde şüphelinin kaçma şüphesi, delilleri karartma ihtimali veya suçun niteliği gibi sebeplerle tutuklanmasına karar verilebilir. Ancak tutuklama, bir koruma tedbiri olup, son çare olarak uygulanmalıdır. Alternatif olarak, adli kontrol tedbirleri (yurtdışı yasağı, imza yükümlülüğü vb.) uygulanabilir. Bu kararlara karşı itiraz hakkı bulunmaktadır ve Sincan taksirle öldürme avukatı bu süreçte etkin bir şekilde itirazları sunabilir.
- İddianame Düzenlenmesi: Soruşturma sonunda, toplanan delillerin suça ilişkin yeterli şüphe oluşturması halinde, Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenleyerek davayı mahkemeye sevk eder. İddianamenin kabulüyle birlikte kovuşturma (yargılama) aşamasına geçilir.
Bu süreçte atılacak her adım, davanın seyrini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle, soruşturmanın başından itibaren hukuki destek almak, şüphelinin haklarını korumak ve adil bir yargılama sürecini temin etmek için vazgeçilmezdir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimizin her aşamada yanında yer alıyoruz.
Şüpheli veya Sanık Hakları Nelerdir ve Avukatın Rolü Nedir?
Taksirle öldürme suçundan şüpheli veya sanık durumunda olan kişilerin, ceza yargılaması sürecinde anayasal ve yasal güvence altına alınmış temel hakları bulunmaktadır. Bu hakların bilincinde olmak ve bu hakları etkin bir şekilde kullanmak, adil bir yargılanma için kritik öneme sahiptir. Bu haklar ve avukatın rolü şu şekilde özetlenebilir:
- Susma Hakkı: Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında ifade vermeme veya kendisine yöneltilen suçlamalar hakkında açıklama yapmama hakkına sahiptir (CMK Madde 147/1-e). Bu hak, kişinin kendisini suçlayıcı delil sunmaya zorlanmamasını sağlar.
- Müdafi (Avukat) Yardımından Yararlanma Hakkı: Her şüpheli veya sanık, müdafi yardımından yararlanma hakkına sahiptir. Avukat, soruşturmanın başlangıcından itibaren tüm aşamalarda müvekkilinin yanında yer alabilir, hukuki danışmanlık sağlayabilir, delillerin toplanmasına katkıda bulunabilir ve savunma stratejileri geliştirebilir (CMK Madde 149). Özellikle taksirle öldürme gibi ciddi suçlarda, avukatın varlığı, sürecin doğru yönetilmesi açısından hayati önem taşır.
- Delillere Erişim Hakkı: Şüpheli veya sanık, aleyhindeki delillere ve soruşturma dosyasındaki belgelere avukatı aracılığıyla erişebilir. Bu, savunmanın hazırlanması için temel bir gerekliliktir.
- Delil Toplama ve Sunma Hakkı: Şüpheli veya sanık, lehine olan delillerin toplanmasını talep edebilir ve kendi delillerini mahkemeye sunabilir.
- Yakınlara Haber Verme Hakkı: Gözaltına alınan veya tutuklanan kişinin, bir yakınına durumun bildirilmesini isteme hakkı vardır (CMK Madde 150).
- Adil Yargılanma Hakkı: Bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde, makul bir süre içinde ve tüm yasal güvencelerle yargılanma hakkı, anayasal bir haktır.
Bir Sincan taksirle öldürme avukatının bu süreçteki rolü çok yönlüdür. Avukat, müvekkilinin haklarını korumanın yanı sıra, soruşturma makamları ve mahkemelerle olan iletişimi sağlar, delillerin hukuka uygunluğunu denetler, bilirkişi raporlarına itiraz eder, lehe tanıkların dinlenmesini talep eder ve müvekkili adına etkin bir savunma hazırlar. Ayrıca, olası bir tutuklama durumunda itirazları sunar ve adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasını sağlamaya çalışır. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimizin bu süreçte yalnız kalmamasını ve en iyi hukuki savunmayı almasını sağlamaktayız.
Taksirle Öldürme Suçunda Savunma Stratejileri Neler Olabilir?
Taksirle öldürme suçlamasıyla karşı karşıya kalan bir kişi için etkili bir savunma stratejisi geliştirmek, davanın sonucunu doğrudan etkileyen en önemli faktördür. Savunma, olayın tüm detaylarına, toplanan delillere ve yargı içtihatlarına göre şekillendirilmelidir. Genel olarak başvurulabilecek savunma stratejileri şunlardır:
- Kusurun Yokluğu veya Azlığı: Taksirle öldürme suçunun temel unsuru kusurdur. Savunmanın ana eksenlerinden biri, şüphelinin veya sanığın olayda kusurunun bulunmadığını veya kusur oranının çok düşük olduğunu ileri sürmektir. Bu, dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun davranıldığını, ancak yine de öngörülemeyen bir neticenin meydana geldiğini iddia etmekle olabilir. Örneğin, trafik kazalarında, yola aniden çıkan bir yaya veya başka bir aracın kusurlu hareketi nedeniyle kazanın meydana geldiği iddia edilebilir.
- İlliyet Bağının Kesilmesi: Ölüm neticesi ile sanığın fiili arasındaki illiyet bağının kesildiğini savunmak önemli bir stratejidir. Yani, ölümün sanığın eylemi dışında, başka bir bağımsız nedenden dolayı meydana geldiğini ileri sürmek. Örneğin, kaza sonrası yanlış tıbbi müdahale veya mağdurun kendi ihmali nedeniyle ölümün gerçekleştiği iddia edilebilir. Yargıtay kararları, illiyet bağının kesildiği hallerde sanığın taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulamayacağını belirtmektedir.
- Müşterek Kusur: Mağdurun veya üçüncü bir kişinin de olayda kusuru bulunduğunu ve ölüm neticesinin bu müşterek kusurdan kaynaklandığını savunmak. Bu durum, sanığın kusur oranını düşürebilir ve cezasını hafifletebilir.
- Hukuka Uygunluk Nedenleri: Nadir durumlarda, meşru savunma veya zaruret hali gibi hukuka uygunluk nedenlerinin varlığı iddia edilebilir. Ancak taksirle öldürme suçunda bu durumlar genellikle çok özel koşullarda geçerli olabilir.
- Bilinçli Taksir İddiasına Karşı Savunma: Eğer savcılık bilinçli taksirle hareket edildiğini iddia ediyorsa, bu iddiayı çürütmeye yönelik savunma yapmak önemlidir. Sanığın, öngördüğü neticenin gerçekleşmeyeceğine dair güçlü ve makul bir inanca sahip olduğunu, yani neticeyi gerçekleşmeyecek varsaydığını kanıtlamak bu noktada kilit rol oynar.
- Etkin Pişmanlık (Kısmi Uygulama): Taksirle öldürme suçunda TCK Madde 168'deki genel etkin pişmanlık hükümleri doğrudan uygulanmaz. Ancak, sanığın mağdur yakınlarının zararlarını giderme veya olayın aydınlatılmasına katkı sağlama gibi samimi çabaları, cezanın belirlenmesinde bir takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınabilir. Bu, TCK Madde 62'de düzenlenen "takdiri indirim nedenleri" kapsamında değerlendirilebilir ve mahkemelerce olumlu bir davranış olarak kabul edilerek cezada indirime gidilebilir.
Bu savunma stratejilerinin her biri, dosyadaki somut delillerle desteklenmeli ve hukuki argümanlarla güçlendirilmelidir. Uzman bir Ankara avukatı olan Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, müvekkillerinin durumuna özel olarak en uygun savunma stratejilerini belirleyerek yargılama sürecinde en iyi sonucu almayı hedefler.
Taksirle Öldürme Suçunun Cezaları ve Hukuki Sonuçları Nelerdir?
Taksirle öldürme suçunun cezaları ve bu suçun yol açtığı diğer hukuki sonuçlar, hem sanık hem de mağdur yakınları açısından büyük önem taşımaktadır. Türk Ceza Kanunu'nda bu suç için öngörülen cezalar ve diğer etkileri şunlardır:
- Temel Ceza: TCK Madde 85/1 uyarınca, taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Bilinçli Taksir Halinde Ceza Artırımı: Eğer suç bilinçli taksirle işlenmişse, yani fail öngördüğü neticeyi istememesine rağmen gerçekleşmeyeceği düşüncesiyle hareket etmişse, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır (TCK Madde 85/2). Bu durumda ceza, yaklaşık olarak iki yıl sekiz aydan sekiz yıla kadar hapis cezası aralığında olacaktır.
- Birden Fazla Kişinin Ölümü veya Yaralanması Halinde Ceza: Taksirli fiil sonucunda birden fazla kişinin ölümü veya bir kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanması meydana gelmişse, verilecek hapis cezası iki yıldan on beş yıla kadar olabilir (TCK Madde 85/2). Bu artırım, Yargıtay içtihatları ile de desteklenmekte ve birden fazla mağduriyetin daha ağır bir sorumluluk gerektirdiği kabul edilmektedir.
- Cezanın Ertelenmesi, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) ve Adli Para Cezasına Çevirme:
- HAGB: Eğer sanığa verilen ceza iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ise (veya adli para cezası ise), belirli şartlar altında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir (CMK Madde 231). Bu durumda, sanık beş yıl denetim süresine tabi tutulur ve bu süre içinde kasıtlı bir suç işlemezse, hüküm açıklanmaz ve dosya düşer.
- Cezanın Ertelenmesi: İki yıl veya daha az süreli hapis cezası alan ve daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış kişiler için cezanın ertelenmesi kararı verilebilir (TCK Madde 51). Ertelenen ceza, belirli bir denetim süresi içinde infaz edilmez.
- Adli Para Cezasına Çevirme: Taksirle öldürme suçunda adli para cezasına çevirme, genellikle uygulanan bir durum değildir. Zira TCK Madde 50/1-a uyarınca, kısa süreli hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesi mümkündür. Ancak taksirle öldürme suçunda öngörülen alt sınır (iki yıl hapis) bu kapsamın dışındadır. Ancak çok istisnai durumlarda ve alt sınırdan verilen cezalarda mahkeme takdiriyle HAGB veya erteleme kararı verilebilir.
- Diğer Hukuki Sonuçlar:
- Maddi ve Manevi Tazminat Davaları: Ceza davasının yanı sıra, ölen kişinin yakınları, uğradıkları maddi (destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze giderleri vb.) ve manevi zararların tazmini için Borçlar Kanunu hükümlerine göre hukuk mahkemelerinde tazminat davası açabilirler. Bu davalar, ceza davasından bağımsız olarak yürütülebilir.
- Ehliyet İptali veya El Konulması: Özellikle trafik kazaları sonucu işlenen taksirle öldürme suçlarında, sanığın sürücü belgesine el konulması veya ehliyetinin iptal edilmesi gibi idari tedbirler uygulanabilir (TCK Madde 53/6).
- Meslek veya Sanattan Men: Eğer taksirli eylem bir mesleğin veya sanatın icrası sırasında meydana gelmişse, sanık belirli bir süre bu meslek veya sanatı icra etmekten men edilebilir.
Taksirle öldürme suçunun hukuki sonuçları oldukça ağırdır ve kişinin hayatını derinden etkileyebilir. Bu nedenle, sürecin başından itibaren profesyonel hukuki destek almak, olası en iyi sonuca ulaşmak için kritik öneme sahiptir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimize bu karmaşık süreçte yol gösteriyor ve haklarını en etkin şekilde savunuyoruz.
Sık Sorulan Sorular
Taksirle öldürme suçunda zamanaşımı süresi ne kadardır?
Türk Ceza Kanunu'na göre taksirle öldürme suçunun temel hali için dava zamanaşımı süresi 15 yıldır (TCK Madde 66/1-e). Eğer suç, bilinçli taksirle işlenmişse veya birden fazla kişinin ölümü/yaralanması durumunda ceza üst sınırı 15 yıla kadar çıktığından, zamanaşımı süresi de buna göre hesaplanır. Bu süre, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Taksirle öldürme suçunda uzlaşma mümkün müdür?
Hayır, taksirle öldürme suçu, uzlaşma kapsamına giren suçlar arasında yer almamaktadır. CMK Madde 253'te uzlaşma hükümleri düzenlenmiş olup, bu suç maddesi bu kapsama dahil değildir. Dolayısıyla, mağdur yakınlarıyla uzlaşma yoluyla ceza davasının düşürülmesi veya kapatılması söz konusu değildir. Ancak, mağdur yakınlarının zararlarının giderilmesi, yargılama aşamasında mahkeme tarafından takdiri indirim nedeni olarak değerlendirilebilir.
Taksirle öldürme suçundan tutuklandım, ne yapmalıyım?
Taksirle öldürme suçundan tutuklanmanız durumunda yapmanız gereken ilk ve en önemli şey, derhal bir avukat talep etmektir. Tutuklama kararına karşı CMK Madde 267 ve devamı maddeleri uyarınca itiraz hakkınız bulunmaktadır. Avukatınız, tutuklama kararının hukuka uygunluğunu denetleyecek, itiraz dilekçesini hazırlayacak ve itiraz merciine başvurarak serbest bırakılmanız veya adli kontrol tedbirleriyle tahliyeniz için hukuki mücadele verecektir. Bu süreçte susma hakkınızı kullanmanız ve avukatınızla görüşmeden ifade vermemeniz son derece önemlidir.
Taksirle öldürme suçunda mağdur yakınları tazminat davası açabilir mi?
Evet, taksirle öldürme suçunda ölen kişinin yakınları, Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri uyarınca maddi ve manevi tazminat davası açabilirler. Maddi tazminat, ölenin desteğinden yoksun kalanların (eş, çocuk, anne, baba gibi) uğradığı zararları (destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze ve defin giderleri) kapsarken, manevi tazminat ise ölüm nedeniyle yaşanan acı ve üzüntünün giderilmesi amacıyla talep edilir. Bu davalar, ceza davasından bağımsız olarak hukuk mahkemelerinde görülür ve ceza davasının sonucunu bekleyebilir veya ayrı yürütülebilir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, bu tür tazminat davalarında da müvekkillerimize hukuki destek sağlamaktayız.
Özetle Ne Yapmalısınız?
Taksirle öldürme suçuyla ilgili bir ceza soruşturmasında kendinizi bulduğunuzda, sürecin başından itibaren uzman bir hukuk profesyonelinden destek almak hayati önem taşır. Haklarınızı korumak, doğru savunma stratejileri geliştirmek ve adaletin tecelli etmesini sağlamak için vakit kaybetmeden Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçmenizi tavsiye ederiz.
Burak Sağlam | Hukuk & Danışmanlık Bürosu
📍 Etimesgut Avukat Bürosu Konumu ve Hukuki Danışmanlık Bilgileri
Etimesgut ve Sincan başta olmak üzere Ankara genelinde avukatlık faaliyetlerini sürdüren Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık; ceza, boşanma, tazminat ve kira hukuku uyuşmazlıklarında etkin hukuki koruma sağlar. Haklarınızın korunması ve savunulması için yetkin bir Etimesgut avukat bürosu ile çalışmak büyük öneme sahiptir. Davalarınızın takibi, Etimesgut ceza avukatı süreçleri ya da Etimesgut boşanma avukatı ihtiyaçlarınız için aşağıda paylaşılan harita konumumuz ve iletişim numaralarımız üzerinden ofisimizle irtibata geçebilirsiniz.
Adres: Oğuzlar Mah. 1602 Cad. No:1 Hukukçular Plaza D:60 Etimesgut / Ankara
Telefon: 0554 334 24 29
E-posta: avsaglamburak@gmail.com

