Hırsızlık suçu, toplumsal düzeni ve bireylerin mülkiyet haklarını doğrudan hedef alan, Türk Ceza Kanunu'nda ağır yaptırımlara bağlanan önemli suç tiplerinden biridir. Bu tür suçlamalarla karşı karşıya kalan bireyler için hukuki süreç, karmaşık ve zorlayıcı olabilir. Özellikle Ankara gibi büyük şehirlerde, adli süreçlerin yoğunluğu ve hukuki detayların inceliği, uzman bir Sincan Hırsızlık Avukatı ile çalışmayı zorunlu kılmaktadır. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimizin hırsızlık suçlamaları karşısında en etkin hukuki savunmayı alabilmeleri için, ceza hukuku alanındaki derin bilgi birikimimiz ve güncel mevzuata hakimiyetimizle profesyonel destek sunmaktayız. Hırsızlık suçlarında hukuki savunma, sadece kanun maddelerini bilmekle kalmayıp, Yargıtay içtihatlarını takip etmeyi, delil değerlendirme yeteneğini ve yargılama sürecini yönetme becerisini gerektirir.
Hırsızlık Suçu Nedir ve Türk Ceza Kanunu'ndaki Yeri?
Türk Ceza Kanunu'nun Madde 141'i, hırsızlık suçunu "zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almak" olarak tanımlamaktadır. Bu tanım, suçun temel unsurlarını açıkça ortaya koymaktadır. Suçun konusu taşınır mal olmalı, mal zilyedinin rızası dışında alınmalı ve failin kendisi veya başkası için bir yarar sağlama amacı gütmesi gerekmektedir. Bu suçun basit hali için öngörülen ceza, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak suçun işleniş biçimi, yeri veya mağdurun niteliğine göre nitelikli halleri de mevcuttur.
Hırsızlık Suçunun Temel Unsurları Nelerdir?
Hırsızlık suçunun oluşabilmesi için kanunda belirtilen bazı temel unsurların bir araya gelmesi şarttır. Bu unsurlar; "taşınır mal", "zilyedinin rızası olmaması", "alma fiili" ve "yarar sağlama amacı (kast)" olarak sıralanabilir. Taşınır mal, fiziki olarak bir yerden başka bir yere taşınabilen, ekonomik değeri olan her türlü eşyayı ifade eder. Elektrik enerjisi, doğalgaz gibi enerji de TCK Madde 141/2 uyarınca taşınır mal sayılmaktadır.
Zilyetlik, mal üzerinde fiili hakimiyet anlamına gelir. Hırsızlık suçunda, malın mevcut zilyedinden alınması esastır; malın maliki olmak, hırsızlık suçunun işlenmesine engel değildir, zira malik kendi malını dahi başkasının zilyetliğinden rızası dışında alırsa hırsızlık suçunu işlemiş sayılabilir (örneğin tamirciye bırakılan araç). Alma fiili, zilyedin mal üzerindeki fiili hakimiyetine son verilerek, failin veya bir başkasının fiili hakimiyetine sokulmasıdır. Yarar sağlama amacı ise, failin kendisi veya üçüncü bir kişi için ekonomik veya ekonomik olmayan bir menfaat elde etme gayesidir. Yargıtay kararlarında, bu unsurların her birinin ayrı ayrı ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatı, suçun sübutu açısından kritik önem taşımaktadır.
Nitelikli Hırsızlık Halleri ve Cezaları: Türk Hukukunda Ayrım
Hırsızlık suçunun basit hali dışında, Türk Ceza Kanunu Madde 142'de sayılan birtakım nitelikli halleri bulunmaktadır. Bu nitelikli haller, suçun işleniş biçiminin, mağdurun veya malın niteliğinin, toplumsal riskin artması nedeniyle daha ağır cezalarla yaptırıma bağlanmasını gerektirir. Nitelikli hırsızlık halleri, hırsızlık suçlamasıyla karşı karşıya kalan kişilerin savunma stratejilerini ve alınacak cezaları doğrudan etkiler. Bu nedenle, suçun nitelikli hallerinin doğru tespiti ve bunlara karşı etkili bir savunma yapılması hayati önem taşır. Bir Sincan Hırsızlık Avukatı olarak, müvekkillerimizin durumunu detaylıca analiz ederek, isnat edilen suçun nitelikli hallerinin oluşup oluşmadığını titizlikle değerlendiririz.
Hırsızlık Suçunun Hangi Hallerde Nitelikli Sayılır ve Cezası Artırılır?
TCK Madde 142'de belirtilen başlıca nitelikli haller ve cezaları şunlardır:
- Kilitlenmek suretiyle muhafaza altında bulunan veya halka açık yerlerde bırakılan eşya hakkında hırsızlık (örneğin araçtan hırsızlık, mağaza veya fuar alanından hırsızlık).
- Bina veya eklentileri içinde hırsızlık.
- Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık (örneğin ATM kartı kopyalama).
- Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle (yankesicilik) veya özel beceriyle işlenen hırsızlık.
- Afet veya genel bir felaketin meydana getirebileceği halden yararlanarak hırsızlık.
- Kişinin malını koruyamayacak durumda olmasından veya ölmesinden yararlanarak hırsızlık.
- Kamu kurum ve kuruluşlarında veya ibadete ayrılmış yerlerde bulunan eşya hakkında hırsızlık.
- Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde hırsızlık.
- Büyük veya küçük baş hayvan hakkında hırsızlık.
- Herkesin gelip geçmesine veya oturmasına ayrılmış yerlerde bulunan eşya hakkında hırsızlık.
- Hizmet nedeniyle zilyetliği devredilmiş mal hakkında hırsızlık.
Bu hallerin her biri, suçun cezası açısından farklı bir yaptırım öngörmekte ve çoğu durumda 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Ayrıca, hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi, verilecek cezanın yarı oranında artırılmasına neden olur. Bu karmaşık düzenlemeler, etkin bir hukuki savunmanın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Hırsızlık Suçunda Cebir ve Tehdit Unsuru: Yağma Suçuyla İlişkisi
Hırsızlık suçu ile yağma suçu (gasp), sıklıkla karıştırılan ancak hukuki sonuçları açısından büyük farklılıklar gösteren iki ayrı suç tipidir. Hırsızlık, zilyedin rızası olmadan malın alınması fiilini ifade ederken, yağma suçu TCK Madde 148'de belirtildiği üzere, hırsızlık fiilinin cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi durumunda ortaya çıkar. Yani, malı almak amacıyla veya aldıktan sonra kaçmayı sağlamak ya da yakalanmamak için mağdura karşı cebir veya tehdit kullanılması, hırsızlık suçunu yağmaya dönüştürür. Yağma suçunun cezası, hırsızlık suçuna göre çok daha ağırdır (6 yıldan 10 yıla kadar hapis). Bu ayrım, yargılama sürecinde suçun doğru nitelendirilmesi açısından hayati öneme sahiptir. Savunma avukatının görevi, isnat edilen fiilin hırsızlık mı yoksa yağma mı olduğunu, deliller ışığında doğru bir şekilde ortaya koymaktır. Örneğin, bir malı alıp kaçarken, mağdurun yakalamak istemesi üzerine itip kakmak, duruma göre basit hırsızlık mı yoksa yağma mı olduğu konusunda tartışmalara yol açabilir. Yargıtay, bu konudaki içtihatlarında, cebir veya tehdidin malın alınmasıyla doğrudan bağlantılı ve eş zamanlı olup olmadığına dikkat çekmektedir.
Hırsızlık Suçunda Teşebbüs, İştirak ve Etkin Pişmanlık Hükümleri
Ceza hukukunda, bir suçun tam olarak tamamlanmadığı, birden fazla kişinin katılımıyla işlendiği veya failin pişmanlık gösterdiği durumlar için özel düzenlemeler bulunmaktadır. Hırsızlık suçu da bu genel hükümlere tabidir. Teşebbüs, iştirak ve etkin pişmanlık hükümleri, hırsızlık suçlamasıyla karşı karşıya kalan kişilerin hukuki durumunu önemli ölçüde etkileyebilir ve verilecek cezanın belirlenmesinde kritik rol oynar. Bu nedenle, ceza yargılamasında bu kavramların doğru anlaşılması ve uygulanması büyük önem arz eder. Sincan Hırsızlık Avukatı olarak, müvekkillerimizin dosyalarındaki bu tür özel durumları detaylıca inceleyerek, lehlerine olan tüm hukuki imkanları değerlendiririz.
Hırsızlık Suçunda Teşebbüs Hükümleri Nasıl Uygulanır?
Hırsızlık suçuna teşebbüs, failin suçu işlemek üzere icra hareketlerine başlaması ancak elinde olmayan nedenlerle suçu tamamlayamaması durumudur. TCK Madde 35 uyarınca, teşebbüs halinde fail, tamamlanmış suçun cezasından indirimli olarak sorumlu tutulur. Örneğin, bir dükkandan mal çalmaya çalışan kişinin, malı alıp dışarı çıkamadan güvenlik görevlileri tarafından yakalanması durumu teşebbüs olarak değerlendirilebilir. Önemli olan, failin suçu tamamlama kastının bulunması ve icra hareketlerine başlamış olmasıdır. Yargıtay içtihatlarında, suçun tamamlanıp tamamlanmadığı ile teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı arasındaki sınır, malın zilyedinin fiili hakimiyetinden çıkıp, failin fiili hakimiyetine girip girmediği kriterine göre belirlenir. Bu ayrım, verilecek ceza miktarını doğrudan etkilediği için savunma açısından büyük önem taşır.
Hırsızlık Suçunda İştirak Hükümleri ve Farklı Faillik Biçimleri
Hırsızlık suçu, birden fazla kişinin katılımıyla işlenebilir. Bu duruma iştirak denir ve TCK Madde 37 ila 40 arasında düzenlenmiştir. İştirak; müşterek faillik, dolaylı faillik, azmettirme ve yardım etme gibi farklı şekillerde karşımıza çıkar. Müşterek faillik, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte, işbirliği içinde işlenmesidir. Azmettirme, bir başkasını suça karar verdirmektir. Yardım etme ise, suçu işlemeye teşvik etmek, yol göstermek, suçta kullanılan araçları temin etmek gibi fiillerle suça katkıda bulunmaktır. Her bir iştirak biçimi, failin sorumluluğunu ve cezasını farklı şekillerde etkiler. Özellikle yardım etme fiilinin, suçun niteliğine göre basit hırsızlıkta farklı, nitelikli hırsızlıkta farklı değerlendirilmesi söz konusu olabilir. Ankara'da avukatlık hizmeti veren büromuz, iştirak hallerinin doğru tespiti ve her failin kendi kusuru oranında cezalandırılması için detaylı bir hukuki analiz sunar.
Hırsızlık Suçunda Etkin Pişmanlık Hükümleri Nasıl Uygulanır?
Etkin pişmanlık, failin suç işledikten sonra kendi iradesiyle suça konu zararı gidermesi veya suçun ortaya çıkmasına yardımcı olması durumunda, kanunda öngörülen ceza indirimlerinden veya cezasızlıktan yararlanmasını sağlayan bir kurumdur. Hırsızlık suçlarında etkin pişmanlık, TCK Madde 168'de özel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, hırsızlık suçunun tamamlanmasından sonra ve fakat kovuşturma başlamadan önce, çalınan malın aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi halinde cezada önemli bir indirim yapılır. Kovuşturma başladıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce pişmanlık gösterilirse, cezada daha az bir indirim uygulanır. Bu durum, failin ceza sorumluluğunu önemli ölçüde azaltabilen bir faktördür ve savunma stratejilerinde aktif olarak kullanılabilir. Yargıtay, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için zararın tamamen giderilmesi şartını aramaktadır. Kısmi iade veya tazmin, etkin pişmanlık olarak kabul edilmez. Bu hüküm, müvekkillerin lehindeki en önemli düzenlemelerden biri olup, hukuki danışmanlık sürecinde mutlaka değerlendirilmelidir.
Hırsızlık Suçlarında Hukuki Savunma Stratejileri ve Sincan Hırsızlık Avukatının Rolü
Hırsızlık suçlamalarıyla karşı karşıya kalan bireyler için doğru hukuki savunma stratejisinin belirlenmesi, davanın seyrini tamamen değiştirebilir. Bu süreçte, alanında uzman bir Sincan Hırsızlık Avukatı ile çalışmak, hak kaybı yaşanmaması ve en iyi sonucun elde edilmesi açısından kritik öneme sahiptir. Savunma stratejileri, dosyanın somut özelliklerine, delil durumuna ve şüphelinin/sanığın pozisyonuna göre farklılık gösterir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimizin her bir davasını titizlikle ele alarak, kişiye özel ve en etkili savunma planlarını oluşturmaktayız. Hukuki süreçte, lehe olan delillerin toplanması, aleyhe olan delillerin çürütülmesi ve hukuki argümanların sağlam temellere oturtulması esastır.
Soruşturma ve Kovuşturma Süreçlerinde Hırsızlık Avukatının Önemi
Hırsızlık suçlarında hukuki süreç, soruşturma aşamasıyla başlar ve kovuşturma aşamasında devam eder. Her iki aşamada da avukatın rolü büyüktür. Soruşturma aşamasında, failin yakalanması, ifade alınması, delil toplanması gibi işlemler gerçekleştirilir. Bu süreçte, şüphelinin haklarının korunması, susma hakkının kullanılması, hukuka aykırı delillerin tespiti ve itiraz edilmesi gibi konularda avukatın varlığı vazgeçilmezdir. Kolluk kuvvetleri veya savcılık tarafından alınan ifadelerin, sanığın lehine olacak şekilde yönlendirilmesi veya yanlış anlaşılmaların önüne geçilmesi ancak bir avukatın rehberliğinde mümkündür. CMK Madde 147 ve Madde 148, şüphelinin ifade ve sorgu sırasında sahip olduğu hakları açıkça belirtir. Kovuşturma aşamasında ise, iddianamenin incelenmesi, duruşmalara katılım, tanıkların sorgulanması, bilirkişi raporlarına itiraz edilmesi ve esasa ilişkin savunmaların sunulması gibi adımlar atılır. Etimesgut bölgesinde avukatlık yapan büromuz, müvekkillerini bu süreçlerin her aşamasında aktif olarak temsil eder.
Savunma Stratejileri ve Delil Değerlendirmesi
Hırsızlık suçlarında uygulanabilecek savunma stratejileri çeşitlilik gösterir. Bunlar arasında; suçun maddi unsurlarının (taşınır mal, zilyetlik, alma fiili) oluşmadığının ileri sürülmesi, manevi unsur olan kasta dair şüphe yaratılması, nitelikli hallerin yanlış uygulandığının ispatı, hukuka aykırı yollarla elde edilmiş delillerin dışlanması, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılması veya zararın giderilmesi gibi yaklaşımlar yer alır. Örneğin, failin malı kendi malı zannetmesi (hata), hırsızlık kastının olmadığını gösterebilir. Ayrıca, delillerin güvenilirliği, elde ediliş biçimi ve hukuka uygunluğu da savunmada önemli bir yer tutar. Yargıtay içtihatları, hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin (örneğin izinsiz ses veya görüntü kaydı) yargılamada kullanılamayacağını açıkça belirtmektedir (CMK Madde 217/2). Bu noktada, deneyimli bir Sincan Avukat, dosyadaki her bir delili titizlikle inceleyerek, müvekkilinin lehine olan tüm hukuki argümanları mahkeme önüne sunar.
Hırsızlık Suçu ve Avrupa Hukukunda Karşılaştırmalı Bakış
Türk Ceza Kanunu'nda yer alan hırsızlık suçu düzenlemeleri, kıta Avrupa'sı hukuk sistemlerinin genel ilkeleriyle büyük ölçüde paralellik göstermektedir. Özellikle Alman ve Fransız ceza hukukundaki hırsızlık tanımları ve nitelikli halleri, Türk hukukundaki karşılıklarıyla benzerlikler taşır. Bu benzerliklerin temelinde, mülkiyet hakkının korunması ve bu hakkı ihlal eden fiillerin cezalandırılmasına yönelik evrensel hukuk prensipleri yatmaktadır. Türkiye'nin Avrupa Konseyi üyesi olması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (AİHS) taraf olması, ceza yargılamasındaki adil yargılanma hakkı, suçsuzluk karinesi gibi temel normların Türk hukuk sistemine entegrasyonunu sağlamıştır. Bu, hırsızlık suçları yargılamalarında da insan haklarına uygun, şeffaf ve adil bir sürecin işletilmesi zorunluluğunu beraberinde getirir.
Türk Hukuku ile Avrupa Hukuku Arasındaki Temel Farklar ve Benzerlikler
Avrupa hukukunda hırsızlık, genellikle "Theft" (İngiltere), "Vol" (Fransa) veya "Diebstahl" (Almanya) gibi terimlerle ifade edilir ve temel tanımı Türk hukukundaki gibi "başkasına ait taşınır malın, zilyedinin rızası olmaksızın alınması" şeklindedir. Nitelikli haller açısından da benzerlikler göze çarpar; örneğin gece vakti hırsızlık, özel araçların kullanılması veya kamuya açık yerlerde işlenmesi gibi durumlar, birçok Avrupa ülkesinde de cezayı ağırlaştıran sebeplerdir. Ancak, ceza miktarları, etkin pişmanlık gibi ceza indirim kurumlarının uygulanma koşulları ve mağdura yönelik tazminat mekanizmaları gibi detaylarda farklılıklar bulunabilir. Örneğin, bazı Avrupa ülkeleri, küçük değerli hırsızlık suçlarında alternatif uyuşmazlık çözümü yollarını veya şartlı tahliyeyi daha sık uygulayabilir. Türk hukukunda da TCK Madde 167'de aile içi hırsızlıkta cezasızlık veya ceza indirimi gibi özel düzenlemeler mevcuttur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları, Türk yargısının delillerin toplanması, sanık haklarının korunması ve yargılamanın makul sürede tamamlanması gibi konularda standartlarını yükseltmesine katkı sağlamıştır. Bu uluslararası normlar, Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak müvekkillerimize sunduğumuz hukuki savunmanın temelini oluşturur.
Sincan Hırsızlık Avukatı Seçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Hırsızlık suçlamaları, bireylerin özgürlüğünü doğrudan tehdit eden ciddi hukuki süreçleri beraberinde getirir. Bu nedenle, bu alanda uzmanlaşmış bir hukuk bürosundan destek almak, sürecin sağlıklı yönetilmesi açısından elzemdir. Sincan Hırsızlık Avukatı seçimi yaparken, avukatın veya hukuk bürosunun ceza hukuku alanındaki tecrübesi, güncel mevzuata ve Yargıtay içtihatlarına hakimiyeti büyük önem taşır. Ayrıca, müvekkil-avukat ilişkisinin güvene dayalı olması ve şeffaf iletişim kurulması da sürecin başarısı için kritik faktörlerdir.
Neden Uzman Bir Hırsızlık Avukatı ile Çalışmalısınız?
Hırsızlık suçlarının karmaşık yapısı, nitelikli hallerin ve etkin pişmanlık gibi özel hükümlerin varlığı, bu davaların genel bir avukatlık hizmetiyle değil, özel bir uzmanlıkla ele alınmasını gerektirir. Uzman bir Sincan Hırsızlık Avukatı, sadece kanun maddelerini değil, aynı zamanda bu maddelerin Yargıtay tarafından nasıl yorumlandığını ve uygulandığını da bilir. Bu bilgi birikimi, delillerin doğru değerlendirilmesi, savunma stratejisinin etkin bir şekilde belirlenmesi ve müvekkilin haklarının sonuna kadar korunması açısından hayati bir avantaj sağlar. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, özellikle Ankara, Etimesgut ve Sincan bölgelerindeki adli süreçlere ve yerel uygulamalara hakimiyetimizle, müvekkillerimize en doğru ve etkili hukuki danışmanlık ve temsil hizmetini sunmaktayız.
Sık Sorulan Sorular
Hırsızlık suçu zamanaşımı nedir?
Hırsızlık suçlarında zamanaşımı süresi, suçun basit veya nitelikli hallerine göre değişiklik gösterir. Basit hırsızlık suçunda (TCK Madde 141) dava zamanaşımı süresi 8 yıl iken, nitelikli hırsızlık suçlarında (TCK Madde 142) bu süre 15 yıldır. Bu süreler, suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar ve bu süreler içinde dava açılmamış veya açılan dava sonuçlanmamışsa, yargılama yapılamaz.
Hırsızlık suçundan yakalanınca ne olur?
Hırsızlık suçundan yakalanan kişi, öncelikle kolluk kuvvetlerince gözaltına alınır ve ifadesi alınır. İfade alma işlemi sonrasında Cumhuriyet Savcılığına sevk edilir. Savcılık, dosyadaki delil durumu ve suçun niteliğine göre kişiyi serbest bırakabilir, adli kontrol talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edebilir veya tutuklama talebiyle mahkemeye çıkarabilir. Bu süreçte bir avukatın yanınızda olması, yasal haklarınızın korunması açısından kritik öneme sahiptir.
Mağdur olarak hırsızlık suçunda haklarım nelerdir?
Hırsızlık suçunun mağduru olarak, öncelikle suç duyurusunda bulunma ve şikayetçi olma hakkınız vardır. Soruşturma aşamasında delillerin toplanmasını talep edebilir, kovuşturma aşamasında davaya katılma talebinde bulunarak yargılamayı takip edebilirsiniz. Ayrıca, uğradığınız zararın giderilmesi için ceza davası ile birlikte veya ayrı bir hukuk davası ile tazminat talebinde bulunma hakkınız da mevcuttur.
Ne Yapmalısınız?
Hırsızlık suçlamasıyla karşılaştığınızda veya bu suçun mağduru olduğunuzda, zaman kaybetmeden hukuki destek almanız, sürecin doğru yönetilmesi ve haklarınızın korunması açısından kritik öneme sahiptir. Hukuki süreçlerin karmaşıklığı ve güncel mevzuatın sürekli değişimi göz önüne alındığında, alanında uzman bir avukatla hareket etmek, en sağlıklı çözüm yolunu sunacaktır. Bu hassas süreçte profesyonel ve güvenilir bir yol arkadaşı arıyorsanız, Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak size yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız. Ceza hukuku alanındaki kapsamlı deneyimimiz ve müvekkil odaklı yaklaşımımızla, davanızın her aşamasında yanınızdayız.
Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık
📍 Etimesgut Avukat Bürosu Konumu ve Hukuki Danışmanlık Bilgileri
Hukuki sorunların çözümünde profesyonel yaklaşımı benimseyen Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, Ankara Etimesgut bölgesinde müvekkillerine ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku alanlarında destek olmaktadır. Karşılaştığınız hukuki problemlerde süreci deneyimli bir Etimesgut avukatı eşliğinde yürütmek menfaatinizedir. Özellikle Etimesgut ceza avukatı danışmanlığı ya da aile mahkemelerindeki davalarınız için Etimesgut boşanma avukatı desteğine ihtiyaç duyduğunuzda, aşağıdaki haritadan büromuzun konumuna bakabilir ve randevu için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Adres: Oğuzlar Mah. 1602 Cad. No:1 Hukukçular Plaza D:60 Etimesgut / Ankara
Telefon: 0554 334 24 29
E-posta: avsaglamburak@gmail.com

