Evlilik birliğinin sürdürülebilirliği ve aile fertlerinin güvenliği, Türk hukuk sisteminde özel bir koruma alanı teşkil etmektedir. Bu korumanın temel taşlarından biri de "aile konutu" kavramıdır. Aile konutu, eşlerin ve varsa çocuklarının yaşamlarını sürdürdüğü, günlük yaşantılarının merkezi olan ve bu niteliği itibarıyla özel hukuki düzenlemelere tabi tutulan mekânı ifade eder. Türk Medeni Kanunu'nun getirdiği bu özel statü, eşlerden birinin diğerinin rızası olmaksızın aile konutu üzerindeki tasarruf yetkisini kısıtlayarak, aile birliğinin korunmasını ve özellikle zayıf eşin mağduriyetini önlemeyi amaçlar. Bu makalede, aile konutu kavramının hukuki niteliği, aile konutu şerhinin tapu siciline işlenmesi ve bu şerhin sağladığı koruma mekanizması, ayrıca aile konutundan tahliye sürecinin hukuki çerçevesi ve bu süreçlerde Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak sunulan hukuki destek detaylı bir şekilde ele alınacaktır. Özellikle Sincan avukat ihtiyacında, aile konutu uyuşmazlıklarında uzman desteğin önemi vurgulanacaktır.
Aile Konutu Kavramının Hukuki Temelleri ve Tarihsel Gelişimi
Aile konutu kavramı, Türk hukuk sistemine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile 2002 yılında girmiş ve eşler arasındaki mal rejimlerinden bağımsız olarak, aile birliğinin devamlılığını ve eşlerin barınma hakkını güvence altına almayı hedeflemiştir. Bu düzenleme, özellikle evli bir çiftin yaşamını sürdürdüğü konutun, eşlerden birinin tek taraflı iradesiyle elden çıkarılmasını veya üzerinde sınırlı ayni haklar tesis edilmesini engelleyerek, aile içi dayanışmayı ve sosyal refahı destekler niteliktedir. Kanun koyucunun bu adımı atmasındaki temel felsefi altyapı, ailenin toplumun temelini oluşturduğu ve bu temelin sarsılmaması için konut dokunulmazlığının özel bir statüyle korunması gerektiği anlayışıdır. Kanun öncesinde, eşlerden biri malik olduğu konutu diğer eşin rızasını almadan satabiliyor, ipotek edebiliyor veya kira sözleşmesini feshedebiliyordu. Bu durum, özellikle ev hanımı olan ve ekonomik bağımsızlığı bulunmayan eşler için ciddi mağduriyetlere yol açmaktaydı.
Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi, aile konutu kavramının merkezini oluşturur. Bu maddeye göre, "Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz." Bu düzenleme, tapu siciline aile konutu şerhi işlensin veya işlenmesin, konutun aile konutu vasfını taşıdığı anda hukuki sonuçlarını doğurur. Ancak uygulamada, bu korumanın üçüncü kişilere karşı etkinliğini sağlamak amacıyla tapu siciline şerh düşülmesi büyük önem taşımaktadır. Yargıtay içtihadı da başlangıçta şerhin kurucu niteliği olup olmadığı konusunda farklı görüşler barındırmış, ancak zamanla şerhin açıklayıcı ve güçlendirici nitelikte olduğu, ancak şerh olmasa bile aile konutu vasfının varlığı halinde kanuni korumanın mevcut olduğu yönünde istikrarlı bir çizgiye oturmuştur.
Aile Konutu Şerhi Nedir ve Nasıl Konulur?
Aile konutu şerhi, eşlerden birinin maliki olduğu veya kiracı olduğu konutun tapu kaydına, konutun "aile konutu" niteliğini taşıdığını belirten bir not düşülmesidir. Bu şerh, Türk Medeni Kanunu Madde 194 ile sağlanan yasal korumayı güçlendirir ve üçüncü kişilerin iyi niyet iddialarını bertaraf eder. Şerh konulduktan sonra, konut üzerindeki her türlü tasarruf işlemi (satış, bağış, ipotek, intifa hakkı tesisi vb.) diğer eşin açık rızası olmadan yapılamaz. Bu rıza alınmadan yapılan işlemler, diğer eş tarafından iptal davasına konu edilebilir.
Aile Konutu Şerhi İçin Gerekli Şartlar ve Belgeler
Aile konutu şerhi talebinde bulunabilmek için öncelikle konutun gerçekten eşlerin birlikte yaşam sürdüğü "aile konutu" niteliğini taşıması gerekmektedir. Bu nitelik, eşlerin nüfus kayıt adresinden, elektrik, su, doğalgaz faturalarına kadar çeşitli belgelerle ispatlanabilir. Talebi yapacak eşin, konutun tapu maliki olmasına gerek yoktur; diğer eşin maliki olduğu veya kiracısı olduğu konut için de şerh talebinde bulunabilir.
Şerh talebi için Tapu Müdürlüğü'ne başvurulması gerekmektedir. Gerekli belgeler şunlardır:
- Nüfus cüzdanları (talep eden eş ve malik eş).
- Evlilik cüzdanı veya nüfus kayıt örneği (evliliğin devam ettiğini gösterir).
- Konutun aile konutu olduğunu ispatlayıcı belge (muhtarlıktan alınacak aile konutu olduğuna dair belge, ikametgah belgesi, faturalar vb.).
- Tapu senedi (şerh konulacak taşınmaza ait).
Tapu müdürlüğüne yapılan bu başvuru neticesinde, gerekli incelemeler yapıldıktan sonra tapu sicilinin beyanlar hanesine "aile konutudur" şerhi işlenir. Bu şerhin işlenmesi için malik eşin rızası aranmaz; talep eden eşin tek taraflı başvurusu yeterlidir. Ancak, şerhin kaldırılması için durum farklıdır.
Kira Sözleşmelerinde Aile Konutu Korunması
Aile konutu koruması, sadece mülkiyeti eşlerden birine ait olan konutlar için değil, aynı zamanda kira sözleşmesine konu olan konutlar için de geçerlidir. Türk Medeni Kanunu Madde 194/son fıkrası uyarınca, "Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir. Kiracı eş, konutun aile konutu olduğunu kiralayana bildirmekle yükümlüdür." Bu düzenleme ile kiracı olan eş, diğer eşin rızası olmaksızın kira sözleşmesini feshedemez. Kiracı olmayan eş de kiralayana bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin feshedilmesini engelleyebilir. Bu durum, kiralanan aile konutunun korunması açısından hayati bir öneme sahiptir.
Aile Konutu Şerhinin Hukuki Sonuçları ve Koruma Kapsamı
Tapu siciline işlenen aile konutu şerhi, Türk Medeni Kanunu Madde 194 ile getirilen korumayı somutlaştırır ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir hale getirir. Bu şerhin temel hukuki sonucu, aile konutu üzerindeki tasarruf yetkisinin diğer eşin rızasına bağlanmasıdır. Rıza alınmadan yapılan işlemler, diğer eş yönünden geçersizdir ve iptal davasına konu edilebilir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, şerhin varlığı halinde, üçüncü kişilerin iyiniyet iddiası dinlenmez.
Rızasız İşlemlerin Akıbeti ve İptal Davası
Eşlerden birinin, diğer eşin açık rızası olmaksızın aile konutunu devretmesi (satış, bağış) veya üzerinde ipotek, intifa gibi sınırlı ayni haklar kurması durumunda, bu işlemler hukuken geçersizdir. Mağdur olan eş, yapılan işlemin iptali için tapu iptal ve tescil davası açabilir. Bu dava, işlemin tarafı olan üçüncü kişilere karşı açılır ve mahkeme, diğer eşin rızası olmadan yapılan tasarrufun geçersiz olduğuna hükmederek tapu kaydının eski haline getirilmesine karar verir. Yargıtay, bu tür davalarda rızanın şekil şartına tabi olmadığını, örtülü veya zımni rızanın da geçerli olabileceğini belirtmekle birlikte, ispat yükünün tasarrufu yapan eş veya üçüncü kişide olduğunu vurgulamaktadır. Bu nedenle, rızanın yazılı olması, olası uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlayacaktır.
Yargıtay İçtihatlarında Aile Konutu Korunması
Yargıtay, aile konutu korumasının kapsamını genişleten ve uygulamadaki tereddütleri gideren birçok karara imza atmıştır. Örneğin, kira sözleşmelerinin feshi konusunda, kiracı eşin diğer eşin rızasını almadan kira sözleşmesini feshedemeyeceği, feshetse dahi bu feshin diğer eş yönünden hüküm ifade etmeyeceği kararlaştırılmıştır. Ayrıca, aile konutunun haczedilmesi durumunda, şerhin varlığı halinde haczin kaldırılması talebi de gündeme gelebilir, zira aile konutu üzerindeki tasarruf yetkisi sınırlıdır. Ancak, haciz borcu doğuran işlem şerhten önce yapılmışsa veya borç eşlerin ortak borcu ise durum farklı değerlendirilebilir. Bu karmaşık hukuki süreçlerde Ankara avukat desteği almak, hak kayıplarının önüne geçmek adına kritik öneme sahiptir.
Yargıtay, son dönem kararlarında, tapuda şerh olmasa bile konutun aile konutu niteliği taşıdığının ispatlanması halinde, üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunun kabul edilebileceğine dair emsal kararlar vermiştir. Ancak bu durumda, ispat yükü davacı eşin üzerindedir ve kötü niyetin somut delillerle ortaya konulması gerekmektedir. Bu, uygulayıcılar için önemli bir esneklik sağlamakla birlikte, hukuki belirsizlikleri de beraberinde getirebilmektedir. Bu nedenle, aile konutu şerhinin tapuya işlenmesi her zaman en güvenli yöntemdir.
Aile Konutu Şerhinin Kaldırılması Süreci
Aile konutu şerhi, belirli koşulların ortadan kalkmasıyla veya eşlerin rızasıyla kaldırılabilir. Şerhin kaldırılması, konut üzerindeki tasarruf yetkisi üzerindeki kısıtlamanın sona ermesi anlamına gelir. Bu süreç de belirli hukuki prosedürlere tabidir ve yanlış adımlar atılması hak kayıplarına yol açabilir.
Şerhin Kendiliğinden veya Talep Üzerine Kaldırılması Halleri
Aile konutu şerhi, aşağıdaki hallerde kendiliğinden veya talep üzerine kaldırılabilir:
- Evliliğin Sona Ermesi: Eşlerden birinin ölümü veya boşanma kararıyla evlilik birliğinin sona ermesi halinde, aile konutu niteliği de sona erer. Boşanma davasında mahkeme, aile konutunun hangi eşe tahsis edileceğine karar verebilir. Eğer konutun aile konutu niteliği kalmamışsa, şerh tapu müdürlüğünce resen veya ilgilinin talebi üzerine kaldırılır.
- Eşlerin Anlaşması: Eşler, aile konutu şerhinin kaldırılması konusunda anlaşabilirler. Bu durumda, her iki eşin tapu müdürlüğüne birlikte başvurması veya bir eşin talebi ve diğer eşin yazılı rızasıyla şerh kaldırılabilir.
- Konutun Aile Konutu Niteliğini Kaybetmesi: Eşlerin o konuttan taşınması veya başka bir konutu aile konutu olarak belirlemesi gibi durumlarda, önceki konut aile konutu niteliğini kaybeder. Bu durumda, diğer eşin rızası olmasa dahi, konutun artık aile konutu olmadığı mahkeme kararıyla tespit edilerek şerh kaldırılabilir.
- Mahkeme Kararı: Eşlerden biri, konutun aile konutu niteliğini kaybettiğini veya şerhin kaldırılması gerektiğini ileri sürerek mahkemeye başvurabilir. Mahkeme, gerekli incelemeleri yaparak şerhin kaldırılmasına karar verebilir.
Kira sözleşmesine konu aile konutunda ise, kira sözleşmesinin süresinin dolması ve yenilenmemesi veya kira sözleşmesinin yasal yollarla feshedilmesi durumunda aile konutu koruması sona erebilir. Ancak kiracı olmayan eşin korunması, kira ilişkisindeki özel hükümlerle devam edebilir.
Yargıtay'ın Şerh Kaldırma Sürecine Yaklaşımı
Yargıtay, aile konutu şerhinin kaldırılması süreçlerinde de titiz bir yaklaşım sergilemektedir. Özellikle boşanma davalarında, mahkemenin aile konutunun tahsisine ilişkin verdiği karar, şerhin kaldırılması için yeterli bir dayanak teşkil eder. Ancak, boşanma davası açılması tek başına şerhin kaldırılması için yeterli değildir; kesinleşmiş bir karar gereklidir. Ayrıca, Yargıtay, eşlerden birinin diğerinin rızası olmadan şerhi kaldıramayacağını, rızanın alınmaması veya mahkeme kararı olmaksızın şerhin kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu belirtmektedir. Bu durum, aile konutu korumasının ne denli güçlü bir mekanizma olduğunu ortaya koymaktadır.
Aile Konutundan Tahliye Süreci ve Hukuki Boyutları
Aile konutundan tahliye süreci, genellikle evlilik birliğinin sona ermesi (boşanma) veya eşler arasında yaşanan ciddi uyuşmazlıklar neticesinde ortaya çıkar. Bu süreç, genel icra hukuku kapsamında yer alan tahliye süreçlerinden farklılık gösterebilir çünkü aile konutu, özel bir hukuki koruma altındadır. Tahliye talebi, genellikle boşanma davası ile birlikte veya boşanma kararının kesinleşmesinden sonra gündeme gelir. Türk Medeni Kanunu Madde 169 ve Madde 197, bu süreçte hakimin müdahalesini ve geçici önlemler alma yetkisini düzenler.
Boşanma Davasında Aile Konutunun Tahsisi ve Tahliye
Boşanma davası devam ederken, mahkeme taraflardan birinin talebi üzerine veya re'sen (kendiliğinden) geçici tedbir olarak aile konutunun hangi eşe tahsis edileceğine karar verebilir. Türk Medeni Kanunu Madde 169 uyarınca, "Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır." Bu tedbir kararı ile, konutta kalması uygun görülen eşin diğer eşi tahliye etme hakkı doğar. Bu tahliye, İcra ve İflas Kanunu'nun ilamların icrasına ilişkin hükümleri uyarınca gerçekleştirilir.
Boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte ise, mahkeme boşanma hükmü içerisinde aile konutunun kime verileceğine dair de karar verir. Bu karar, ilam niteliğinde olup, aleyhine karar verilen eşin konutu boşaltmaması halinde, diğer eş icra müdürlüğüne başvurarak tahliyesini talep edebilir. İcra müdürlüğü, mahkeme kararını esas alarak tahliye işlemini gerçekleştirir. Bu süreçte, tahliye edilecek eşin ve varsa çocukların mağduriyet yaşamaması için sosyal devlet ilkesi gereği hassasiyet gösterilmesi esastır.
Kira Sözleşmesine Konu Aile Konutundan Tahliye
Kira sözleşmesine konu aile konutu bakımından tahliye süreci, mülkiyeti eşlerden birine ait olan konuttan tahliyeye göre farklılık arz eder. Burada hem Türk Medeni Kanunu Madde 194 hem de Borçlar Kanunu'nun kira sözleşmelerine ilişkin hükümleri devreye girer. Kiracı eşin, diğer eşin rızası olmadan kira sözleşmesini feshedemeyeceği daha önce belirtilmişti. Eğer boşanma sonrası kira sözleşmesi, aile konutu olarak tahsis edilen eş adına devam edecekse, kiralayanın bu durumu bilmesi ve yeni durumu kabul etmesi önemlidir. Aksi halde, kira sözleşmesinin feshine ilişkin yasal nedenler oluştuğunda (örneğin kira bedelinin ödenmemesi), kiralayan tahliye davası açabilir. Bu durumda, aile konutu şerhinin varlığı, kiralayanın kira ilişkisini sona erdirme hakkını etkilemez, ancak kiracı eşin diğer eşin rızası olmadan fesih yapmasını engeller.
Yargıtay, kira sözleşmesi aile konutu şerhi ile korunmuş olsa dahi, kira borcunun ödenmemesi veya diğer kira sözleşmesi ihlallerinin varlığı halinde, kiralayanın Borçlar Kanunu kapsamında tahliye davası açma hakkının saklı olduğunu belirtmektedir. Ancak, tahliye edilecek eşin ve çocukların barınma hakkının korunması amacıyla mahkemenin ek tedbirler alabileceği veya belirli bir süre tanıyabileceği de unutulmamalıdır.
Sincan Aile Konutu Avukatının Rolü ve Hukuki Destek
Aile konutu şerhi ve tahliye süreci, teknik detaylar içeren, doğru hukuki bilgi ve strateji gerektiren karmaşık alanlardır. Bu süreçlerde hata yapılması, ciddi hak kayıplarına yol açabilir. İşte bu noktada, alanında uzman bir aile konutu avukatının rehberliği hayati önem taşır. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, Sincan ve çevresindeki müvekkillerimize aile konutu ile ilgili her türlü hukuki konuda kapsamlı ve profesyonel destek sunmaktayız.
Hukuki Danışmanlık ve Yol Haritası Belirleme
Aile konutu kavramının doğru anlaşılması, şerhin nasıl konulacağı, hangi belgelerin gerektiği veya şerhin kaldırılması koşulları gibi konularda ilk adım, doğru hukuki danışmanlık almaktır. Uzman bir Ankara avukat, müvekkilinin durumunu analiz ederek, atılması gereken adımları belirler ve en etkili hukuki yolu gösterir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık bünyesinde, müvekkillerimize özel durumlarına göre bir yol haritası çizilir, olası riskler ve avantajlar detaylı bir şekilde açıklanır.
Şerh ve Tahliye Davalarında Temsil
Aile konutu şerhinin tapuya işlenmesi, şerhin kaldırılması davaları veya aile konutundan tahliye davalarında hukuki temsil, sürecin sorunsuz ilerlemesi için elzemdir. Avukatlarımız, Tapu Müdürlüğü'ndeki işlemleri yürütmekten, dava dilekçelerinin hazırlanmasına, mahkemede müvekkili temsil etmeye ve icra takibi süreçlerini yönetmeye kadar geniş bir yelpazede hizmet sunar. Özellikle Etimesgut avukat olarak, bölgedeki yargı pratiklerine ve Tapu Müdürlüğü işleyişine hakimiyetimiz, müvekkillerimize zaman ve emek tasarrufu sağlamaktadır.
Müzakere ve Arabuluculuk Süreçleri
Uyuşmazlıkların yargı yoluna taşınmadan çözümlenmesi, taraflar için genellikle daha az maliyetli ve daha hızlı sonuç veren bir yöntemdir. Aile konutu ile ilgili konularda da eşler arasında müzakere ve arabuluculuk yoluyla uzlaşma sağlanabilir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, müvekkillerini bu süreçlerde profesyonelce temsil ederek, haklarını en iyi şekilde koruyacak anlaşmaların yapılmasında yardımcı olur. Özellikle aile birliğinin dağılması durumunda, çocukların menfaatleri de gözetilerek adil çözümler üretilmesi hedeflenir.
Sık Sorulan Sorular
Aile konutu şerhi varken ev satılabilir mi?
Hayır, aile konutu şerhi tapu siciline işlenmişse, malik olan eş diğer eşin açık ve yazılı rızası olmadan konutu satamaz, devredemez veya üzerinde ipotek gibi sınırlı ayni haklar tesis edemez. Bu tür bir işlem yapılırsa, şerh koyduran eş tarafından tapu iptal ve tescil davası açılabilir.
Aile konutu şerhi ne kadar sürer ve ne zaman kendiliğinden kalkar?
Aile konutu şerhi, evlilik birliği devam ettiği sürece ve konut aile konutu niteliğini koruduğu müddetçe geçerliliğini sürdürür. Kendiliğinden kalkmaz. Ancak evliliğin boşanma veya ölümle sona ermesi ya da konutun aile konutu vasfını kaybetmesi (taşınma gibi) durumlarında, ilgilinin talebi veya mahkeme kararıyla kaldırılabilir.
Boşanma davası açıldığında aile konutu şerhi otomatik olarak kalkar mı?
Hayır, boşanma davası açılması tek başına aile konutu şerhinin otomatik olarak kalkmasına neden olmaz. Şerhin kaldırılması için ya boşanma kararının kesinleşmesi ve mahkemenin aile konutunun tahsisine ilişkin bir karar vermesi ya da eşlerin karşılıklı rızasıyla Tapu Müdürlüğü'ne başvurması gerekmektedir. Mahkeme, boşanma davası sürecinde geçici tedbir olarak konutun hangi eşe tahsis edileceğine karar verebilir.
Kiralanan bir evde aile konutu şerhi konulabilir mi?
Evet, Türk Medeni Kanunu Madde 194 uyarınca, kiralanan bir konut da aile konutu niteliğini taşıyabilir. Bu durumda, kiracı olmayan eş, kira sözleşmesinin tarafı olmasa dahi, kiralayana bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin feshedilmesini engelleyebilir. Tapu siciline şerh konulması mümkün olmasa da, kiralayana yapılan bildirim hukuki koruma sağlar.
Aile konutundan tahliye süreci ne kadar sürer?
Aile konutundan tahliye süreci, konutun mülkiyet durumuna, tahliye nedenine ve yargılamanın karmaşıklığına göre değişiklik gösterir. Eğer boşanma kararıyla birlikte bir tahliye kararı verilmişse, bu ilamın icrası genellikle daha hızlıdır. Ancak, ayrı bir tahliye davası açılması veya itirazlar olması durumunda süreç uzayabilir. Kesin bir süre vermek mümkün olmamakla birlikte, hızlı ve etkin bir süreç için uzman hukuki destek almak önemlidir.
Son Değerlendirme
Aile konutu kavramı, Türk Medeni Kanunu'nun eşler ve aile birliği için getirdiği en önemli koruyucu düzenlemelerden biridir. Bu koruma, özellikle evlilik birliğinin sarsıldığı veya sona erdiği durumlarda, eşlerin barınma hakkını güvence altına alarak mağduriyetlerin önüne geçmeyi amaçlar. Aile konutu şerhinin tapu siciline işlenmesi, bu korumanın güçlendirilmesi ve üçüncü kişilere karşı etkinliğinin sağlanması açısından büyük önem taşır. Öte yandan, aile konutundan tahliye süreçleri de, genel icra hukukundan farklı olarak, aile hukuku prensipleri ve özellikle çocukların menfaatleri gözetilerek hassasiyetle yürütülmesi gereken özel bir alandır. Tüm bu karmaşık hukuki süreçlerde doğru adımların atılması, hak kayıplarının önlenmesi ve adil bir sonuca ulaşılması için uzman bir hukuk bürosundan destek almak vazgeçilmezdir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, aile konutuyla ilgili tüm hukuki meselelerde müvekkillerimize profesyonel ve güncel mevzuata uygun çözümler sunmaktan gurur duymaktayız.
Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık
📍 Etimesgut Avukat Bürosu Konumu ve Hukuki Danışmanlık Bilgileri
Ankara Etimesgut ilçesinde kurulu olan Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık; ceza hukuku, işçi alacakları, kira uyuşmazlıkları ve boşanma davaları alanlarında haklarınızı savunmaktadır. Yasal süreçlerin karmaşıklığı karşısında profesyonel bir Etimesgut avukatı ile temsil edilmek, davanızın gidişatını doğrudan etkiler. Özellikle Etimesgut ceza avukatı soruşturma süreçleri ya da Etimesgut boşanma avukatı dava hazırlıkları için aşağıda listelenen telefon, e-posta ve Google Maps konumu üzerinden büromuzla doğrudan iletişime geçebilirsiniz.
Adres: Yeşilova Mah. 4001. Cad. No:10 Linova Apt. B Blok Daire:27 Etimesgut / Ankara
Telefon: 0554 334 24 29
E-posta: avsaglamburak@gmail.com

