Hukuk sistemimizde bireylerin adalet arayışlarını temin etmek üzere düzenlenmiş olan suç duyurusu müessesesi, bazen kötü niyetli veya eksik bilgiye dayalı eylemlerle kişilerin haksız yere itham edilmesine yol açabilmektedir. Bir kişi hakkında yapılan haksız suç duyurusu, sadece hukuki bir süreç başlatmakla kalmaz, aynı zamanda kişinin itibarı, özgürlüğü ve ruhsal sağlığı üzerinde derin ve yıkıcı etkiler bırakabilir. Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu, bu tür durumlarda mağduriyet yaşayan bireylerin haklarını korumak ve adaletin tecelli etmesini sağlamak amacıyla kapsamlı düzenlemeler içermektedir. Bu makalede, hakkınızda yapılan haksız bir suç duyurusu karşısında izlemeniz gereken hukuki yolu, sahip olduğunuz hakları, savunma stratejilerini ve bu süreçte Etimesgut avukat desteğinin neden hayati önem taşıdığını detaylı bir şekilde ele alacağız. Özellikle Ankara'nın Etimesgut ve Sincan gibi hızla gelişen bölgelerinde yaşayan vatandaşlarımızın bu tür durumlarla karşılaşma potansiyeli göz önüne alındığında, doğru hukuki adımları atmak büyük önem taşımaktadır.
Haksız Suç Duyurusunun Hukuki Çerçevesi ve İftira Suçu
Haksız suç duyurusu, Türk hukukunda çeşitli şekillerde ele alınmaktadır. En temel ve ağır sonuçları olanı ise iftira suçu olarak karşımıza çıkar. Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesi iftira suçunu düzenler ve bir kimsenin, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla, bir başkasına hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi ve bu isnadın gerçek dışı olduğunu bilmesi halinde suçun oluşacağını belirtir. Bu tanım, iftiranın sadece bir iddia olmaktan öte, isnat edilen fiilin hukuka aykırı olması ve isnadı yapanın bu fiilin gerçek dışı olduğunu bilmesi koşuluna bağlar.
İftira suçunun felsefi altyapısı, bireyin onur ve şerefinin, lekelenmeme hakkının korunması gerekliliğine dayanır. Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, hiç kimsenin haksız yere suçlanarak toplum nezdinde küçük düşürülmesi veya adli süreçlerle yıpratılması kabul edilemez. Bu suçun cezası, hapis cezasından adli para cezasına kadar geniş bir yelpazede değişebilir ve isnat edilen suçun ağırlığına, iftira sebebiyle mağdurun uğradığı zararlara göre artırılabilir. Ayrıca, iftira sonucu mağdur hakkında haksız yere adli veya idari soruşturma başlatılması, hatta tutuklanması gibi durumlar, cezanın daha da ağırlaşmasına neden olabilir.
İftira ile Suç Uydurma ve Yalan Tanıklık Arasındaki Farklar Nelerdir?
İftira suçu, genellikle suç uydurma (TCK 271) ve yalan tanıklık (TCK 272) gibi diğer suçlarla karıştırılabilir. Suç uydurma, bir kimsenin işlenmediğini bildiği bir suçu, işlenmiş gibi ihbar etmesi veya delil uydurmasıdır. Burada amaç, belirli bir kişiyi suçlamak değil, genel olarak bir suç olayını yaratmaktır. Yalan tanıklık ise, mahkeme veya yetkili merciler önünde gerçeğe aykırı beyanda bulunmaktır. İftira suçunda ise, belirli bir kişiye, gerçekte işlememiş olduğu bir fiilin isnat edilmesi esastır. Yargıtay içtihatları, bu üç suç arasındaki ince ayrımı titizlikle yapmakta ve her bir suçun kendine özgü unsurlarının varlığını aramaktadır. Örneğin, Yargıtay'a göre, bir kişinin sadece bir olayın varlığını bildirmesi, ancak olayda suç isnadını yapan kişi olmaması durumunda iftira suçu oluşmayabilir; ancak isnat belirli bir kişiye yönelmiş ve gerçek dışı ise iftira suçu gündeme gelir.
Haksız Suç Duyurusuna Maruz Kalan Kişinin İlk Adımları ve Savunma Hakları
Hakkınızda haksız bir suç duyurusunda bulunulduğunu öğrendiğinizde yaşayacağınız şok ve stres oldukça doğaldır. Ancak bu kritik süreçte doğru adımları atmak, haklarınızın korunması ve lehinize sonuç alınması açısından hayati önem taşır. Öncelikle, sakinliğinizi korumak ve paniğe kapılmamak en önemli adımdır. Ardından, derhal hukuki destek almak üzere bir Ankara avukat ile iletişime geçmelisiniz. Bir avukat, sürecin başından itibaren haklarınızı koruyacak, doğru beyanlarda bulunmanızı sağlayacak ve lehinize olan delillerin toplanmasına yardımcı olacaktır.
Savcılık İfadesi Öncesi ve Esnasında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Hakkınızda yapılan suç duyurusu sonrası, genellikle savcılık tarafından ifadeniz alınmak üzere davet edilirsiniz. Bu aşama, ceza muhakemesi sürecinin en kritik evrelerinden biridir. İfade vermeden önce, hakkınızdaki suçlamanın tam olarak ne olduğunu ve delillerin neler olduğunu öğrenme hakkınız vardır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 147. maddesi şüphelinin haklarını açıkça düzenlemektedir. Buna göre, şüpheliye isnat edilen suçun hukuki niteliği, savunma hakları, müdafii seçme hakkı, susma hakkı ve delil toplama hakkı gibi hususlar hatırlatılmalıdır. İfade sırasında, bilmediğiniz veya anlamadığınız hiçbir belgeyi imzalamayın ve avukatınızın talimatları doğrultusunda hareket edin. Avukatınızın varlığı, hem yasal haklarınızın korunmasını sağlar hem de psikolojik olarak size güç verir.
Savcılık ifadesi sırasında, size yöneltilen isnatları dikkatle dinlemeli ve lehinize olan tüm hususları açıkça belirtmelisiniz. Eğer suçlamaların dayanağı olan bir olayın detayları hakkında bilginiz varsa, bunu dürüstçe ancak dikkatli bir dille ifade etmelisiniz. Ancak, kendinizi suçlayıcı nitelikte olabilecek veya yanlış anlaşılmaya müsait beyanlardan kaçınmak önemlidir. CMK 149. maddesi uyarınca, şüpheli veya sanığın müdafii ile her zaman görüşme hakkı bulunmaktadır. Bu hak, ifadenin sağlıklı bir şekilde verilmesi için esastır. Özellikle Etimesgut avukat büroları, bu tür süreçlerde müvekkillerine kapsamlı danışmanlık ve temsil hizmeti sunarak, ifade sürecinin sorunsuz ilerlemesini temin eder.
Delil Toplama ve Savunma Stratejileri
Haksız bir suç duyurusuyla karşılaştığınızda, aktif bir şekilde lehinize delil toplamak büyük önem taşır. Bu deliller, suçsuzluğunuzu kanıtlayacak nitelikte olmalıdır. Örneğin, suçlamanın yapıldığı tarihte farklı bir yerde olduğunuza dair kanıtlar (uçak biletleri, otel kayıtları, kamera görüntüleri), tanık beyanları, yazışmalar, banka kayıtları veya diğer belgeler lehinize kullanılabilir. Avukatınız, hangi delillerin toplandığını, hangilerinin daha güçlü olduğunu ve nasıl sunulması gerektiğini belirleyecektir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesi uyarınca savcı, hem şüphelinin aleyhine hem de lehine olan delilleri toplamakla yükümlüdür. Ancak uygulamada, bu yükümlülüğün tam olarak yerine getirilmesi her zaman mümkün olmayabilir, bu nedenle sizin ve avukatınızın aktif rol alması önemlidir.
Savunma stratejisi, isnat edilen suçun niteliğine, mevcut delillere ve olayın özel koşullarına göre belirlenir. Strateji; suçun unsurlarının oluşmadığını, isnadın gerçek dışı olduğunu veya mevcut delillerin suçlamayı desteklemediğini kanıtlamaya yönelik olabilir. Bazı durumlarda, suç duyurusunu yapan kişinin kötü niyetli olduğu veya iftira attığı da kanıtlanarak karşı dava açma süreci başlatılabilir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimizin her bir davasını titizlikle inceleyerek en etkili savunma stratejilerini geliştiriyoruz.
Soruşturma ve Kovuşturma Sürecinde Hukuki Destek
Haksız suç duyurusuna ilişkin hukuki süreç, soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki ana aşamadan oluşur. Her iki aşamada da profesyonel hukuki destek almak, haklarınızın eksiksiz korunması ve adil bir yargılama süreci için elzemdir.
Soruşturma Aşamasının Önemi ve Avukatın Rolü
Soruşturma aşaması, cumhuriyet savcısının suç duyurusunu değerlendirerek delil topladığı, şüphelilerin ve tanıkların ifadelerini aldığı, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırdığı süreçtir. Bu aşamada avukatınız, dosyadaki gizlilik kararı olup olmadığını araştırır, delillerin hukuka uygun yollarla toplanıp toplanmadığını denetler ve lehinize olan delillerin dosyaya girmesini sağlar. Avukatınızın aktif katılımı, savcılığın tarafsız soruşturma yürütme yükümlülüğünü (CMK 160. madde) pekiştirir ve lehinize delillerin göz ardı edilmesini engeller. Eğer soruşturma sonunda savcı, kovuşturmaya yer olmadığına (takipsizlik) karar verirse, süreç sizin lehinize sonuçlanmış olur. Ancak savcı, yeterli şüphe olduğunu düşünürse, iddianame düzenleyerek davayı mahkemeye taşır.
Kovuşturma (Duruşma) Aşamasında Savunma
Kovuşturma aşaması, iddianamenin mahkemece kabul edilmesiyle başlar ve duruşmaların yapıldığı evredir. Bu aşamada, avukatınız sizin adınıza mahkemede savunma yapar, delilleri sunar, tanıkları sorgular ve esas hakkında mütalaaya karşı savunma dilekçeleri hazırlar. Duruşma sürecinde, mahkemenin delilleri değerlendirmesi, lehe ve aleyhe olan tüm hususları dikkate alması esastır. Haksız bir suç duyurusu neticesinde açılan davalarda, genellikle iftira suçunun unsurlarının oluşmadığını, isnat edilen fiilin gerçek olmadığını veya suç duyurusunu yapanın kasıtlı hareket ettiğini kanıtlama çabası öne çıkar. Yargıtay'ın iftira suçuna ilişkin kararlarında, sanığın isnat ettiği fiilin gerçek dışı olduğunu bilmesi ve bu fiili bir başkasına isnat etme kastıyla hareket etmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu nedenle, savunmanın bu unsurları çürütmeye yönelik olması büyük önem taşır. Sincan avukat büromuz, müvekkillerini bu zorlu süreçte en iyi şekilde temsil ederek hak ettikleri adalete ulaşmaları için mücadele eder.
Haksız Suç Duyurusu Sonrası Hukuki Yaptırımlar ve Tazminat Hakları
Haksız yere bir suç duyurusuyla karşı karşıya kalmak ve bu süreçte mağdur olmak, sadece zaman ve enerji kaybına değil, aynı zamanda maddi ve manevi zararlara da yol açabilir. Türk Hukuku, bu tür mağduriyetlerin giderilmesi için çeşitli hukuki yollar sunmaktadır.
İftira Atan Kişiye Karşı Ceza Davası Açma Hakkı
Eğer hakkınızda yapılan suç duyurusunun tamamen haksız ve kötü niyetli olduğu, isnat edilen fiilin gerçek dışı olduğu ve suç duyurusunu yapanın bunu bildiği ortaya çıkarsa, suç duyurusunu yapan kişi hakkında iftira suçundan (TCK 267) ceza davası açma hakkınız doğar. Bu, bir yandan sizin itibarınızı iade etme imkanı sunarken, diğer yandan da iftira atan kişinin hukuki sorumluluğunu doğurur. İftira suçunun oluşabilmesi için, isnat edilen fiilin hukuka aykırı olması, isnadın gerçek dışı olması ve iftira atan kişinin bu fiilin gerçek dışı olduğunu bilerek hareket etmesi şartları aranır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir kişinin sadece şüphelerini dile getirmesi iftira olarak değerlendirilmezken, somut ve gerçek dışı bir isnatta bulunması iftira suçunu oluşturur. Bu dava, mağduriyetinizin giderilmesi ve adaletin sağlanması adına önemli bir adımdır.
Maddi ve Manevi Tazminat Davaları
Haksız suç duyurusu sonucunda uğradığınız maddi ve manevi zararlar için tazminat davası açma hakkınız da bulunmaktadır. Maddi tazminat, bu süreçte avukatlık ücretleri, iş kaybı, seyahat masrafları gibi doğrudan parasal kayıplarınızı karşılamayı hedefler. Manevi tazminat ise, uğradığınız haksız isnat ve yargılama süreci nedeniyle yaşadığınız üzüntü, utanç, itibar kaybı ve psikolojik travma gibi kişilik haklarınızın ihlali sonucu oluşan zararları telafi etmeyi amaçlar. Bu tazminat davaları, Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümleri (TBK 49 vd.) ve Türk Medeni Kanunu'nun kişilik haklarının korunmasına ilişkin hükümleri (TMK 24 vd.) çerçevesinde açılır. Tazminat miktarının belirlenmesinde, mağdurun yaşadığı mağduriyetin derecesi, iftiranın niteliği, kamuoyundaki etkisi ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları gibi birçok faktör göz önünde bulundurulur. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimizin yaşadığı maddi ve manevi kayıpların eksiksiz bir şekilde tazmin edilmesi için gerekli hukuki süreçleri titizlikle yürütmekteyiz.
Devlet Aleyhine Tazminat Hakkı (Haksız Koruma Tedbirleri Nedeniyle)
Eğer haksız suç duyurusu sonucunda hakkınızda haksız yere tutuklama, adli kontrol gibi koruma tedbirleri uygulanmış ve daha sonra beraat etmişseniz, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca devletten tazminat talep etme hakkınız bulunmaktadır. Bu madde, haksız yakalama, gözaltına alma, tutuklama veya diğer koruma tedbirleri nedeniyle kişilerin uğradığı zararların devlet tarafından karşılanmasını öngörür. Bu tazminat davası, beraat kararının kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde ve herhalde karar kesinleştikten bir yıl içinde açılmalıdır. Haksız yere özgürlüğünden mahrum bırakılan kişilerin hem maddi hem de manevi zararları bu yolla karşılanmaya çalışılır. Bu, hukuk devletinin bir gereği olarak, devletin kendi yargısal faaliyetleri nedeniyle oluşabilecek zararları tazmin etme yükümlülüğünün bir yansımasıdır.
Yargıtay İçtihatları Işığında Haksız Suç Duyurusu ve İftira
Yargıtay, Türk yargı sisteminde içtihat birliğini sağlayan en üst mahkeme olarak, iftira suçu ve haksız suç duyurularına ilişkin davalarda önemli kararlar almıştır. Bu kararlar, suçun unsurlarının yorumlanması, delillerin değerlendirilmesi ve adaletin sağlanması açısından yol göstericidir. Yargıtay'ın temel yaklaşımı, iftira suçunun oluşabilmesi için isnat edilen fiilin hukuka aykırı olması, isnadın gerçek dışı olması ve en önemlisi, iftira atan kişinin bu fiilin gerçek dışı olduğunu bilerek, yani özel bir kastla hareket etmesi gerektiği yönündedir.
İftira Suçunda Özel Kast ve Gerçek Dışılık Şartı
Yargıtay, iftira suçunda "özel kast" unsuruna büyük önem verir. Yani, bir kişinin sadece bir suç şüphesini dile getirmesi veya kendisine karşı işlendiğini düşündüğü bir fiili yetkili makamlara bildirmesi, eğer bu bildirimde kötü niyet veya fiilin gerçek dışı olduğunu bilerek hareket etme kastı yoksa, iftira olarak değerlendirilmez. Yargıtay'a göre, ihbar ve şikâyet hakkı, vatandaşların anayasal bir hakkı olup, bu hakkın kullanımı kötüye kullanılmadığı sürece cezalandırılamaz. Ancak, isnat edilen fiilin gerçek dışı olduğu bilinmesine rağmen, sırf bir kişiye zarar vermek, ona karşı bir soruşturma veya kovuşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla yapılan bildirimler iftira suçunu oluşturur. Bu noktada, isnadın "gerçek dışı" olması da kritik bir unsurdur. İsnat edilen fiilin tamamen asılsız olması veya gerçek bir fiilin abartılarak veya çarpıtılarak sunulması, gerçek dışılık kapsamında değerlendirilebilir.
İhbar ile İftira Arasındaki Sınır
Yargıtay içtihatları, ihbar ve iftira arasındaki ayrımı netleştirmeye çalışmıştır. Bir kimsenin, suç işlediğine dair şüphe duyduğu veya tanık olduğu bir olayı yetkili makamlara bildirmesi, bir ihbardır ve bu ihbarın içeriği sonradan doğru çıkmasa bile, ihbarcının iyi niyetli olduğu kabul edildiği sürece iftira suçu oluşmaz. Önemli olan, ihbarcının isnat ettiği fiilin gerçek dışı olduğunu bilip bilmemesidir. Eğer ihbarcı, isnat ettiği fiilin gerçek dışı olduğunu biliyor ve buna rağmen ihbarda bulunuyorsa, bu durum iftira suçunu oluşturur. Bu ayrım, hem bireylerin suç bildirme yükümlülüğünü yerine getirmesini teşvik etmek hem de kötü niyetli ve asılsız suçlamaların önüne geçmek amacıyla hayati önem taşır. Bu bağlamda, Ankara avukat büroları, müvekkillerinin durumunu bu içtihatlar ışığında değerlendirerek hukuki riskleri minimize etmeyi hedefler.
Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık Olarak Yaklaşımımız
Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, hakkınızda yapılan haksız bir suç duyurusu karşısında karşılaşabileceğiniz tüm hukuki ve psikolojik zorlukların farkındayız. Ceza hukuku alanındaki derin bilgi birikimimiz ve yıllara dayanan tecrübemizle, müvekkillerimizin haklarını en üst düzeyde korumayı ilke edinmiş durumdayız. Ankara'nın Etimesgut ve Sincan bölgelerinde yer alan büromuz, müvekkillerine hızlı, etkili ve kişiye özel hukuki çözümler sunmaktadır.
Bizim için her dosya, müvekkilimizin yaşadığı özel durumu yansıtan benzersiz bir vakadır. Bu nedenle, her bir haksız suç duyurusu dosyasını titizlikle inceleyerek, olayın tüm detaylarını derinlemesine analiz ederiz. Hukuki süreç boyunca müvekkillerimizin yanında yer alarak, soruşturma aşamasından kovuşturma aşamasına, delil toplama stratejilerinden mahkemedeki savunmaya kadar her adımda profesyonel rehberlik ve temsil hizmeti sunarız. Amacımız, müvekkillerimizin itibarını korumak, haksız isnatların boşa çıkarılmasını sağlamak ve uğradıkları maddi-manevi zararların tazmin edilmesini temin etmektir.
Hukuki süreçlerin karmaşıklığı ve ceza davalarının hassasiyeti göz önüne alındığında, alanında uzman bir Etimesgut avukat desteği almak, sürecin lehinize sonuçlanması için vazgeçilmezdir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimizin adalet arayışında güvenilir bir partner olmayı taahhüt ediyoruz.
Sık Sorulan Sorular
Hakkımda haksız suç duyurusu yapıldığını nasıl öğrenirim?
Genellikle savcılık veya emniyet birimlerinden ifadeye çağrıldığınıza dair bir tebligat alırsınız. Bu tebligat veya davet üzerine, hakkınızda bir suç duyurusu yapıldığını anlarsınız. Tebligatın içeriğini dikkatlice okumak ve derhal bir avukata danışmak önemlidir.
Haksız suç duyurusu yapan kişiye karşı dava açabilir miyim?
Evet, eğer hakkınızdaki suç duyurusunun tamamen haksız olduğu, isnat edilen fiilin gerçek dışı olduğu ve suç duyurusunu yapanın bunu bilerek ve kötü niyetle hareket ettiği ispatlanırsa, o kişi hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 267. maddesi uyarınca iftira suçundan ceza davası açabilir ve ayrıca uğradığınız maddi ve manevi zararlar için tazminat davası da açabilirsiniz.
İfade verirken susma hakkımı kullanabilir miyim?
Evet, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 147. maddesi uyarınca şüphelinin en temel haklarından biri susma hakkıdır. İfade vermeden önce avukatınızla görüşerek bu hakkınızı kullanıp kullanmayacağınıza karar verebilirsiniz. Susma hakkınızı kullanmanız aleyhinize delil olarak yorumlanamaz.
Avukat tutmak zorunda mıyım?
Türk hukukunda avukat tutma zorunluluğu bazı istisnai haller dışında bulunmamaktadır. Ancak, haksız suç duyurusu gibi hassas ve karmaşık ceza hukuku süreçlerinde, hak kaybına uğramamak ve en etkili savunmayı yapmak adına alanında uzman bir avukatın hukuki yardımından faydalanmanız şiddetle tavsiye edilir.
Haksız suç duyurusu nedeniyle tutuklanırsam ne yapmalıyım?
Haksız yere tutuklanmanız durumunda, avukatınız tutuklama kararına itiraz edebilir ve tahliyenizi talep edebilir. Ayrıca, eğer beraat ederseniz, CMK 141. maddesi uyarınca haksız tutuklama nedeniyle devletten tazminat talep etme hakkınız bulunmaktadır. Bu süreçlerin tamamında avukatınızın desteği kritik öneme sahiptir.
Özetle Ne Yapmalısınız?
Hakkınızda haksız bir suç duyurusu yapıldığında, öncelikle soğukkanlılığınızı korumalı ve yasal haklarınızı öğrenmelisiniz. Bu tür bir ithamla karşılaştığınızda, zaman kaybetmeden alanında uzman bir Ankara avukat ile iletişime geçmek, sürecin başından itibaren doğru adımları atmanız ve haklarınızın korunması için hayati önem taşır. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, bu zorlu süreçte yanınızda yer alarak, adalet arayışınızda size profesyonel hukuki destek sunmaya hazırız.
Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık
📍 Etimesgut Avukat Bürosu Konumu ve Hukuki Danışmanlık Bilgileri
Ankara'nın Etimesgut ve Sincan bölgeleri başta olmak üzere tüm il genelinde faaliyet gösteren Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık; ceza davaları, boşanma ve aile hukuku uyuşmazlıkları, işçi-işveren alacakları ve gayrimenkul davalarında müvekkillerine profesyonel hukuki destek sunmaktadır. Hukuki süreçlerinizi alanında uzman ve tecrübeli bir Etimesgut avukatı ile takip etmek, hak kayıplarının önüne geçilmesi ve sürecin başarıyla yönetilmesi açısından son derece önemlidir. Özellikle Etimesgut ceza avukatı veya Etimesgut boşanma avukatı arayışınızda hızlı randevu almak, dava analizi yaptırmak ve büromuzun konumuna kolayca ulaşmak için aşağıdaki iletişim kanallarını kullanabilir ya da Google Haritalar üzerinden büromuzu ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Oğuzlar Mah. 1602 Cad. No:1 Hukukçular Plaza D:60 Etimesgut / Ankara
Telefon: 0554 334 24 29
E-posta: avsaglamburak@gmail.com

