Evlilik birliğinin sona ermesi veya devamı sırasında en sık karşılaşılan hukuki sorunlardan biri, düğün takılarının (ziynet eşyalarının) kime ait olduğu ve boşanma durumunda nasıl paylaşılacağı meselesidir. Özellikle evlilik birliği içerisinde edinilen bu değerli eşyaların akıbeti, taraflar arasında ciddi anlaşmazlıklara yol açabilmektedir. Medeni Kanunumuz ve kökleşmiş Yargıtay içtihatları, bu konuya ilişkin net bir çerçeve çizmiş olsa da, uygulamada yapılan hatalar hak kayıplarına neden olabilmektedir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, Ankara'da avukatlık hizmeti sunan büromuz, düğün takıları konusunda sıkça yapılan bu hataları ve doğru hukuki yaklaşımı detaylandırmaktadır. Düğün takıları konusunda bu 5 hatayı yapıyorsanız, haklarınızı ciddi şekilde kaybedebilirsiniz.
Düğün Takıları Hukukunda Sık Yapılan 5 Hata ve Doğru Yaklaşımlar
Düğün takıları, evliliklerin önemli bir parçası olmasının yanı sıra, hukuki süreçlerde de kritik bir rol oynar. Ne var ki, bu konuda yaygın yanlış anlamalar ve hatalı uygulamalar, tarafların haklarını kaybetmesine neden olabilmektedir. Aşağıda, düğün takıları konusunda en sık yapılan hukuki hataları ve bu hatalardan kaçınmak için doğru yaklaşımları ele alacağız.
1. Hata: Düğün Takılarının Kime Ait Olduğu Konusunda Yanlış Varsayımlar
Ne Yapılıyor? Toplumda yaygın olarak, düğünde takılan takıların kim tarafından takıldığına veya kime takıldığına bakılarak bir ayrıma gidildiği görülmektedir. Örneğin, geline takılan takıların geline, damada takılan takıların damada ait olduğu veya takıların tamamının evlilik birliğinin ortak malı olduğu gibi yanlış varsayımlar mevcuttur. Bazı durumlarda, damada takılan takıların damadın ailesine ait olduğu gibi hatalı düşünceler de ortaya çıkabilmektedir.
Yasal Sonucu Ne? Bu yanlış varsayımlar, boşanma gibi durumlarda hak kayıplarına yol açar. Özellikle erkek tarafı, kendisine takılan takıların veya ortak sayılan takıların kendisine ait olduğunu iddia ettiğinde, hukuki olarak bu iddiasını ispatlamakta zorlanır ve genellikle haklı bulunmaz. Bu durum, yargılama sürecini uzatır ve tarafların gereksiz yere hukuki mücadele içine girmesine neden olur. Ayrıca, takıların ortak sayılması halinde, kadının kişisel hakkı olan ziynet eşyası alacağı talebi reddedilebilir veya yanlış yönlendirilebilir.
Doğru Yaklaşım Nedir? Türk Medeni Kanunu'na göre, düğünde takılan takılar, hangi eşe ve kim tarafından takılmış olursa olsun, kural olarak kadının kişisel malı sayılır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir. Yani, geline takılan bilezikler, kolyeler, küpeler gibi ziynet eşyaları ile damada takılan altınlar, paralar da dâhil olmak üzere tüm düğün takıları, kadının kişisel malvarlığına dâhildir. Bu kuralın tek istisnası, yöresel adet ve geleneklere göre belirli bir takının açıkça erkeğe özgülenmiş olduğunun ispatlanmasıdır ki bu durum oldukça nadir görülür ve ispatı zordur. Bu nedenle, takıların tamamen kadına ait olduğunu bilmek ve bu yönde hareket etmek, olası uyuşmazlıklarda hak kaybını önleyecektir. Bu konuda doğru bilgiye sahip olmak, özellikle bir boşanma sürecinde kadının haklarını korumak için hayati önem taşır. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimizi bu temel prensip hakkında bilgilendirerek, haklarını doğru bir şekilde talep etmelerini sağlıyoruz.
2. Hata: Takıların İade Talebinde İspat Yükümlülüğünü Göz Ardı Etmek
Ne Yapılıyor? Taraflar, düğünde takılan takıların varlığını, miktarını ve kimde kaldığını ispatlama konusunda yeterince özen göstermemektedir. Düğün fotoğrafları, videoları veya tanık beyanları gibi delillerin toplanmaması veya saklanmaması, dava sürecinde ciddi ispat zorluklarına yol açar. Özellikle boşanma süreçlerinde, takıların kimde kaldığına dair net bir delil sunulamaması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Taraflar, takıların evlilik birliği içinde bozdurulduğunu veya kaybedildiğini iddia ederken, bu iddialarını destekleyecek somut kanıtlar sunamamaktadır.
Yasal Sonucu Ne? Hukukta "iddia eden iddiasını ispatla yükümlüdür" ilkesi geçerlidir. Ziynet eşyası davasında, takıların davalıda kaldığını veya davalı tarafından bozdurulduğunu iddia eden tarafın, bu durumu somut delillerle ispatlaması gerekir. Eğer ziynet eşyalarının varlığı ve davalıda kaldığı ispatlanamazsa, mahkeme davanın reddine karar verecektir. Bu durum, haklı olsa dahi, ispat yükünü yerine getiremeyen tarafın takılarını geri alamamasıyla sonuçlanır. İspat eksikliği nedeniyle kaybedilen davalar, yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri gibi ek mali yükümlülükler de doğurabilir.
Doğru Yaklaşım Nedir? Ziynet eşyası alacağı davasında en kritik husus ispatıdır. Düğün takılarının varlığını ve miktarını gösteren düğün fotoğraf ve videoları, bu konuda en önemli delillerdendir. Bu kayıtlar, takıların türünü, adedini ve yaklaşık değerini belirlemede bilirkişi incelemesine esas teşkil edebilir. Ayrıca, düğünde hazır bulunan tanıkların (aile üyeleri, yakın akrabalar, arkadaşlar) beyanları da ispat açısından büyük önem taşır. Eğer takılar bozdurulup bir yatırım aracı olarak kullanılmışsa, banka kayıtları, altın hesabı dökümleri veya yatırım belgeleri de delil olarak sunulabilir. Kadının evden ayrılırken takılarını beraberinde götüremediği veya erkeğin bu takıları elinde tuttuğu durumlarda, bu durumun şahitler huzurunda tespit edilmesi veya bir tutanakla belgelenmesi önemlidir. Ankara'da avukatlık yapan Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimize bu delillerin toplanması ve korunması konusunda titizlikle rehberlik ediyoruz.
3. Hata: Evden Ayrılırken Takıları Yanlışlıkla veya Kasten Bırakmak/Almamak
Ne Yapılıyor? Özellikle boşanma sürecinin gergin atmosferinde veya eşler arasında yaşanan ani tartışmalar sonucunda, eşlerden biri ortak konuttan ayrılırken ziynet eşyalarını ya unutmakta ya da kasten bırakmaktadır. Bazen de, diğer eş, takıları kadının almasına engel olmakta veya takıları gizlemektedir. Bu durumlar genellikle duygusal anlarda veya hukuki süreçlerin henüz başlamadığı dönemlerde yaşanır ve ileride büyük sorunlara yol açar. Kadınlar, bazen "evlilik bitmez", "bir daha barışırız" düşüncesiyle takılarını almayı ihmal edebilmektedir.
Yasal Sonucu Ne? Ortak konuttan ayrılırken takıların bırakılması veya alınamaması, ziynet eşyası alacağı davasında ispat yükümlülüğünü zorlaştırır. Davalı erkek tarafı, takıların kadının rızasıyla evde bırakıldığını veya kadının kendisi tarafından alındığını iddia edebilir. Bu durumda, kadının takıların evde kaldığını veya kendisine iade edilmediğini ispatlaması gerekir ki bu çoğu zaman zordur. Takıların kaybedildiği veya çalındığı iddiaları da ispat yükü açısından sorun yaratır. İspat edilemeyen durumlarda, mahkeme kadının talebini reddedebilir, bu da kadının değerli malvarlığından mahrum kalması anlamına gelir. Ayrıca, bu tür durumlar, yargılamanın uzamasına ve ek hukuki masraflara neden olabilir.
Doğru Yaklaşım Nedir? Evlilik birliği sarsıldığında ve taraflardan birinin ortak konuttan ayrılması söz konusu olduğunda, özellikle kadının kişisel malı olan ziynet eşyalarının güvenli bir şekilde alınması hayati önem taşır. Eğer takıların tamamını almak mümkün değilse veya diğer eş engel oluyorsa, bu durumun mutlaka hukuki yollarla belgelenmesi gerekir. Örneğin, bir avukat aracılığıyla ihtar çekilmesi, icra yoluyla takıların talep edilmesi veya polis nezaretinde eşyaların alınması gibi adımlar atılabilir. En sağlıklı yöntem, bir avukatın rehberliğinde, diğer eşin rızasıyla veya mahkeme kararıyla eşyaların tespiti ve tesliminin sağlanmasıdır. Eğer takılar evde bırakılmak zorunda kalınırsa, bunun bir tutanakla belgelenmesi ve bu tutanağın şahitler tarafından imzalanması, ileride yaşanabilecek ispat sorunlarını en aza indirecektir. Etimesgut Avukat ve Sincan Avukat olarak hizmet veren Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, bu tür durumlarda müvekkillerine hızlı ve etkili hukuki destek sağlayarak hak kayıplarının önüne geçmektedir.
4. Hata: Ziynet Eşyası Davasında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreleri Bilmemek
Ne Yapılıyor? Boşanma davası açıldıktan sonra veya evlilik birliği sona erdikten sonra, ziynet eşyası alacağı davasının açılması konusunda gecikmeler yaşanabilmektedir. Taraflar, boşanma davasının bitimini beklemekte veya ziynet eşyası talebinin boşanma davası içinde kendiliğinden karara bağlanacağını sanmaktadır. Bazen de, boşanma kararı kesinleştikten sonra uzun bir süre geçmesine rağmen, ziynet eşyası davası açmaktan imtina edilmektedir.
Yasal Sonucu Ne? Ziynet eşyası alacağı davası, boşanma davasından ayrı bir mal rejimi davası niteliğindedir. Bu dava, Türk Medeni Kanunu'nun 220. maddesi ve ilgili hükümlerine göre kişisel malın iadesi niteliğinde olup, genel zamanaşımı hükümlerine tabidir. Türk Borçlar Kanunu Madde 146 uyarınca, ziynet eşyalarının iadesine ilişkin davalar, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu süre, genellikle boşanma davasının kesinleştiği veya evlilik birliğinin fiilen sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Eğer bu on yıllık süre içinde dava açılmazsa, zamanaşımı def'i ileri sürülebilir ve dava reddedilebilir. Bu da hak kaybı anlamına gelir. Hak düşürücü süreler ve zamanaşımı süreleri, hukuki süreçlerde geri dönülmez sonuçlar doğurabilir.
Doğru Yaklaşım Nedir? Ziynet eşyası alacağı davası, boşanma davası ile birlikte veya boşanma davasının kesinleşmesinden itibaren makul bir süre içerisinde açılmalıdır. Boşanma davası içinde, "tedbir nafakası", "maddi ve manevi tazminat" gibi taleplerle birlikte ziynet eşyası talebi de dile getirilebilir. Ancak, boşanma davası kesinleştikten sonra ziynet eşyası davası açılacaksa, on yıllık zamanaşımı süresine dikkat edilmelidir. Bu süre içinde dava açılmazsa, dava hakkı zamanaşımına uğrayabilir. Bu nedenle, boşanma sürecine giren veya evliliği sona eren kişilerin, ziynet eşyaları konusundaki haklarını zaman kaybetmeden bir avukat aracılığıyla talep etmeleri büyük önem taşır. Hukuki süreçlerin doğru zamanda ve doğru şekilde başlatılması, hakların korunması açısından kritik öneme sahiptir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, müvekkillerinin zamanaşımı süreleri konusunda doğru bilgilendirilmesini ve haklarını zamanında talep etmelerini sağlamak için özenle çalışmaktadır.
5. Hata: Takıların Evlilik İçinde Harcanması Durumunda Hukuki Durumu Yanlış Değerlendirmek
Ne Yapılıyor? Evlilik birliği devam ederken, eşler arasında ortak ihtiyaçlar veya yatırım amacıyla düğün takılarının bozdurulması ve harcanması sıkça rastlanan bir durumdur. Ancak, boşanma sürecinde, bu takıların iade edilip edilmeyeceği konusunda yanlış kanaatler oluşabilmektedir. Bazı durumlarda, takıların kadının rızasıyla harcandığı düşünülerek, iade yükümlülüğünün ortadan kalktığına inanılmaktadır. Erkek tarafı, takıların ortak bir ihtiyaç için bozdurulduğunu ve kadının da buna rıza gösterdiğini ileri sürerek, iade talebini reddetmeye çalışır.
Yasal Sonucu Ne? Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, kadına ait olan ziynet eşyalarının evlilik birliği içerisinde ortak ihtiyaçlar için harcanmış olsa dahi, kural olarak bu takıların kadına iade edilmesi gerekir. Kadının rızasıyla dahi bozdurulmuş olması, erkeğin iade yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Bu durumda, erkek tarafının, takıların iadesi konusunda kadına karşı bir borcu oluşur. Ancak, bu kuralın tek istisnası, kadının takıların iade edilmemesi konusunda açıkça feragat ettiğini veya takıları bağışladığını ispatlamasıdır ki, bu durumun ispatı da oldukça zordur ve şarta bağlı beyanlar genellikle kabul görmez. Aksi takdirde, takılar iade edilmediği için kadının bu alacağı dava konusu olabilir ve erkek tarafı bu takıları bedel olarak ödemekle yükümlü tutulur.
Doğru Yaklaşım Nedir? Ziynet eşyalarının evlilik birliği içinde harcanması durumunda, kadının bu harcamaya gerçekten kendi özgür iradesiyle ve "geri alınmayacak" şekilde rıza gösterip göstermediği önemlidir. Eğer harcama kadının rızasıyla ve evlilik birliğinin devamı amacıyla yapılmışsa, iade yükümlülüğü genellikle devam eder. Ancak, erkeğin takıları zorla aldığı veya kadının rızasını hile ile elde ettiği durumlarda zaten iade yükümlülüğü tartışmasızdır. En doğru yaklaşım, takılar bozdurulmadan önce taraflar arasında gelecekteki olası bir anlaşmazlığı önlemek adına yazılı bir protokol düzenlenmesidir. Bu protokolde, takıların hangi amaçla bozdurulduğu, kim tarafından harcandığı ve gelecekte iade edilip edilmeyeceği açıkça belirtilmelidir. Aksi durumda, Yargıtay kararları doğrultusunda, takıların kadının kişisel malı olduğu ve evlilik birliği içinde harcanmış olsalar dahi iadesi gerektiği kabul edilecektir. 2026 yılı itibarıyla da bu hukuki prensibin geçerliliğini koruması beklenmektedir. Bu konuda bir uyuşmazlık yaşandığında, Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık gibi uzman bir hukuk bürosundan profesyonel destek almak, hak kayıplarını önleyecektir.
Düğün Takılarının Kime Ait Olduğu: Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay Yaklaşımı
Düğün takıları, Türk Medeni Kanunu'nun 220. maddesi uyarınca "eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya" ve "mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri" kapsamında değerlendirilir. Bu hüküm, ziynet eşyalarının evlilik birliğinin hangi mal rejiminde olursa olsun, kadının kişisel malı olduğunu açıkça belirtmektedir. Yargıtay kararları da bu doğrultuda istikrarlı bir şekilde devam etmektedir.
Ziynet Eşyası Kavramı ve Kapsamı
Ziynet eşyası, düğün ve nişan gibi törenlerde takılan altın, gümüş gibi değerli madenlerden yapılmış takılar ile para gibi ekonomik değeri olan varlıkları ifade eder. Yargıtay, bu kavramı geniş yorumlamakta ve geline takılan bilezik, kolye, küpe, yüzük gibi takıların yanı sıra, damada takılan saat, altın zincir veya para gibi değeri olan tüm eşyaları da ziynet eşyası kapsamında değerlendirerek, kadının kişisel malı saymaktadır. Bu yaklaşımın temelinde, Türk toplum yapısında düğün takılarının kadına gelecekteki ekonomik güvencesi olarak görülmesi yatmaktadır.
Yargıtay İçtihatlarının Önemi
Yargıtay, ziynet eşyası davalarında tutarlı bir içtihat geliştirmiştir. Örneğin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2004/4-289 E., 2004/294 K. sayılı kararı gibi pek çok kararında, düğünde takılan ziynet eşyalarının, kim tarafından ve kime takılmış olursa olsun, kadının kişisel malı olduğu hükme bağlanmıştır. Bu kararlar, takıların evlilik birliği içinde bozdurulup harcanmış olması durumunda bile, erkeğin bu takıları kadına iade etme yükümlülüğünün devam ettiğini vurgular. Ancak, kadının takıların iade edilmemesi konusunda açıkça rıza gösterdiğini veya bağışladığını ispat yükü, erkeğin üzerindedir ve bu ispatın oldukça güçlü delillerle yapılması gerekir.
İspat Yükümlülüğü ve Deliller
Ziynet eşyası davasında ispat yükümlülüğü, genellikle davacı kadının üzerindedir. Kadın, düğünde kendisine takılan ziynet eşyalarının neler olduğunu, miktarını ve bunların kimde kaldığını ispat etmekle yükümlüdür. Bu ispat, çeşitli delillerle sağlanabilir:
- Düğün Fotoğrafları ve Videoları: Takıların türü, adedi ve yaklaşık değerini gösteren en güçlü delillerdendir. Bilirkişi incelemesiyle takıların değeri belirlenebilir.
- Tanık Beyanları: Düğünde bulunan aile üyeleri, akrabalar veya arkadaşlar, takılan takılar hakkında bilgi verebilirler.
- Banka Kayıtları ve Dekontlar: Eğer takılar bozdurulup bankaya yatırılmış veya bir yatırım aracı olarak kullanılmışsa, bu kayıtlar delil olarak sunulabilir.
- Ekspertiz Raporları: Takıların mevcut durumu veya yaklaşık değeri hakkında uzman görüşü alınabilir.
- Yazılı Belge ve Tutanaklar: Takıların teslimi veya harcanması konusunda taraflar arasında düzenlenmiş yazılı belgeler, tutanaklar önemli delil niteliğindedir.
Bu delillerin titizlikle toplanması ve sunulması, davanın seyrini doğrudan etkileyecektir. Ankara'da avukatlık hizmeti veren Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, müvekkillerine bu süreçte profesyonel rehberlik sunmaktadır.
2026 Yılı İçin Hukuki Beklentiler
Düğün takılarının kime ait olduğu konusundaki hukuki prensipler, Türk Medeni Kanunu'na ve Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatlarına dayanmaktadır. Mevzuatta radikal bir değişiklik yapılmadığı sürece, 2026 yılı için de bu prensiplerin geçerliliğini koruması beklenmektedir. Yargıtay'ın bu konudaki kararları istikrarlı bir şekilde devam etmekte ve toplumda bu konuda oluşan yanlış algıları düzeltmeye yönelik bir hukuki çerçeve sunmaktadır. Dolayısıyla, düğün takılarının kadının kişisel malı olduğu yönündeki temel ilke, önümüzdeki yıllarda da Türk hukuk sisteminin vazgeçilmez bir parçası olmaya devam edecektir. Bu nedenle, evlilik birliği kuran veya sona erdiren herkesin bu güncel hukuki bilgilere sahip olması ve olası uyuşmazlıklarda profesyonel hukuki destek alması son derece önemlidir.
Sık Sorulan Sorular
Düğünde takılan para da ziynet eşyası sayılır mı?
Evet, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, düğünde geline veya damada takılan para da ziynet eşyası kapsamında değerlendirilir ve kural olarak kadının kişisel malı sayılır. Bu paraların, düğün masrafları için harcanmış olması durumunda dahi, erkek tarafının bunları kadına iade yükümlülüğü devam eder.
Takıları eşim benden habersiz bozdurduysa ne yapmalıyım?
Eşinizin sizden habersiz veya rızanız dışında ziynet eşyalarınızı bozdurması halinde, bu durum açıkça hakkınızın ihlalidir. Derhal bir avukata başvurarak ziynet eşyası alacağı davası açmanız gerekmektedir. Bu durumda, takıların varlığını ve eşiniz tarafından bozdurulduğunu ispatlamak için delillerinizi (düğün fotoğrafları, videoları, tanık beyanları vb.) sunmanız önemlidir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, bu tür durumlarda hukuki süreci sizin adınıza takip edebiliriz.
Boşanma davası açmadan ziynet eşyalarımı talep edebilir miyim?
Evet, ziynet eşyası alacağı davası, boşanma davasından bağımsız olarak açılabilen bir davadır. Evlilik birliği devam ederken dahi, eşlerden biri ziynet eşyalarının iadesini talep edebilir. Ancak uygulamada genellikle boşanma süreciyle birlikte veya bu süreçten hemen sonra açılmaktadır. Önemli olan, zamanaşımı sürelerine dikkat etmek ve hak kaybı yaşamamak için zamanında hukuki adımları atmaktır. Ankara Avukat olarak, bu konudaki haklarınızı değerlendirmek için bize ulaşabilirsiniz.
Sonuç ve Tavsiyelerimiz
Düğün takılarının hukuki niteliği ve kime ait olduğu konusu, Türk Medeni Kanunu ve Yargıtay içtihatlarıyla net bir şekilde belirlenmiş olup, bu takılar kural olarak kadının kişisel malı olarak kabul edilmektedir. Ancak, uygulamada sıkça yapılan hatalar ve yanlış varsayımlar nedeniyle hak kayıpları yaşanabilmektedir. Özellikle ispat yükümlülüğü, zamanaşımı süreleri ve takıların evlilik birliği içinde harcanması gibi konularda doğru hukuki bilgiye sahip olmak hayati öneme sahiptir. 2026 yılı itibarıyla da bu temel prensiplerin geçerliliğini koruması beklenmektedir.
Tavsiyemiz: Haklarınızın korunması ve olası hukuki uyuşmazlıklarda mağdur olmamanız için düğün takıları konusunda uzman bir avukattan profesyonel destek almanız büyük önem taşımaktadır. Ankara'da avukat olarak faaliyet gösteren Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık büromuz, Etimesgut Avukat ve Sincan Avukat olarak bu alanda müvekkillerine güvenilir ve etkili hukuki danışmanlık ve temsil hizmetleri sunmaktadır. Ziynet eşyası davalarınızda doğru adımları atmak ve haklarınızı eksiksiz bir şekilde savunmak için bizimle iletişime geçmekten çekinmeyin.
AVUKAT | BURAK SAĞLAM
📍 Etimesgut Avukat Bürosu Konumu ve Hukuki Danışmanlık Bilgileri
Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, Ankara Etimesgut'taki ofisinde müvekkillerine şeffaf ve sonuç odaklı avukatlık hizmeti vermektedir. Ceza yargılamaları, boşanma protokolleri, velayet davaları ve alacak taleplerinde haklarınızı korumak için deneyimli bir Etimesgut avukatı desteği almanız faydalı olacaktır. Uyuşmazlıkların profesyonelce çözülmesi için aradığınız Etimesgut ceza avukatı ya da uzman Etimesgut boşanma avukatı desteğine aşağıdaki güncel iletişim bilgilerimiz ve Google Haritalar yol tarifi aracılığıyla hızlıca ulaşabilirsiniz.
Adres: Oğuzlar Mah. 1602 Cad. No:1 Hukukçular Plaza D:60 Etimesgut / Ankara
Telefon: 0554 334 24 29
E-posta: avsaglamburak@gmail.com

