Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2021/XXXX Esas, 2021/YYYY Karar sayılı emsal nitelikteki kararında, soybağının reddi davasında, tarafların rızası olmasa dahi çocuğun üstün yararı ve maddi gerçeğin tespiti amacıyla DNA incelemesi yapılması gerektiği ve bu inceleme sonucunda elde edilen verilerin, babalık karinesini çürütmede en güçlü delil niteliğinde olduğu vurgulanmıştır. Bu karar, Türk yargısının, bilimsel delillerin hukuki süreçteki belirleyici rolünü kabul ettiğini ve maddi gerçeğe ulaşma gayretini açıkça ortaya koymaktadır. Evlilik birliği içinde dünyaya gelen bir çocuğun, yapılan DNA testi sonucunda biyolojik babasının koca olmadığı gibi sarsıcı bir gerçekle yüzleşmek, bireyler için derin psikolojik travmaların yanı sıra karmaşık hukuki süreçleri de beraberinde getirir. Bu durum, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan soybağına ilişkin hükümleri doğrudan ilgilendirmekte olup, özellikle soybağının reddi davası, babalık karinesinin çürütülmesi ve bu durumun doğuracağı hukuki sonuçlar açısından titizlikle ele alınması gereken bir hukuk alanıdır. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, Ankara'da bu hassas süreçlerde müvekkillerimize rehberlik etmekteyiz.
DNA Testinin Hukuki Niteliği ve Delil Değeri Nedir?
DNA testi, günümüz teknolojisiyle biyolojik soybağını en yüksek kesinlikle tespit edebilen bilimsel bir yöntemdir. Türk hukukunda, özellikle soybağına ilişkin davalarda, DNA testinin delil olarak kabul edilebilirliği ve ispat gücü büyük önem taşımaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 284. maddesi uyarınca, hâkim soybağının tespiti için her türlü delili resen araştırabilir. Bu madde, DNA testinin soybağı davalarında en önemli delillerden biri olarak kabul edilmesinin yasal zeminini oluşturur. Yargıtay içtihatları da DNA testinin bilimsel kesinliğini dikkate alarak, babalık karinesini çürütmede veya babalığı tespit etmede neredeyse kesin delil niteliğinde olduğunu defalarca vurgulamıştır.
Mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine veya re'sen (kendiliğinden) DNA testi yapılmasına karar verebilir. Bu testin yapılması için mahkemeden izin alınması zorunludur. Çocuğun üstün yararı ilkesi gereği, çocuktan kan veya doku örneği alınması, çocuğun sağlığına zarar vermeyecek şekilde ve uzman hekimler tarafından gerçekleştirilmelidir. DNA testi sonuçları, soybağının reddi davasında babalık karinesinin çürütülmesinde en güçlü ve çoğu zaman tek başına yeterli delil olarak kabul edilir. Bu nedenle, "DNA testi sonucu çocuğun babası ben değilmişim" durumuyla karşılaşan bir kişinin hukuki süreçteki ilk adımı, genellikle mahkemeden DNA testi yapılması talebinde bulunmak olacaktır. Bu karmaşık süreçte Ankara'da avukatlık hizmeti sunan büromuz, müvekkillerimize hukuki rehberlik sağlamaktadır.
Soybağının Reddi Davası Nedir ve Nasıl Açılır?
Türk Medeni Kanunu'nun 285. maddesine göre, evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Bu duruma "babalık karinesi" denir. Ancak DNA testi sonucu bu karinenin gerçekle örtüşmediği ortaya çıkarsa, koca veya çocuk, bu karineyi çürütmek amacıyla "soybağının reddi davası" açabilir. Bu dava, çocuğun nüfus kaydındaki babasının biyolojik babası olmadığını ispatlamayı amaçlar.
Soybağının reddi davası, ilgili tarafların, yani kocanın, çocuğun veya diğer ilgililerin (örneğin çocuğun biyolojik babası olduğunu iddia eden üçüncü bir kişi veya annenin mirasçıları) Cumhuriyet Savcısı'na veya Nüfus Müdürlüğü'ne başvurusu ile değil, doğrudan Aile Mahkemesi'ne dava dilekçesi sunularak açılır. Dava, davalı sıfatıyla koca tarafından anneye ve çocuğa karşı, çocuk tarafından anneye ve kocaya karşı açılır. Diğer ilgililer ise davayı anneye, kocaya ve çocuğa karşı açmak zorundadır.
Soybağının Reddi Davasında Kimler Dava Açabilir ve Süreler Nelerdir?
Soybağının reddi davası açma hakkı, Türk Medeni Kanunu'nun 286. maddesinde kocaya, 289. maddesinde çocuğa ve 291. maddesinde diğer ilgililere tanınmıştır. Her bir taraf için dava açma süreleri farklılık göstermektedir ve bu süreler hak düşürücü niteliktedir, yani süre geçtikten sonra dava açma hakkı ortadan kalkar.
- Kocanın Dava Hakkı: Koca, çocuğun doğumunu ve babası olmadığını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davası açmak zorundadır (TMK m. 286/1). Ancak, çocuk evlilik dışında ana rahmine düşmüş ve bu durumu koca bilse dahi, evlilik içinde doğumuyla babalık karinesi kurulur. Bu bir yıllık süre, eğer koca bu durumu daha sonra öğrenirse, öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlar. Yargıtay içtihatlarına göre, kocanın babalık karinesini çürütecek delilleri öğrenmesi, bu sürenin başlangıcı kabul edilir.
- Çocuğun Dava Hakkı: Çocuk, ergin olduğu tarihten itibaren bir yıl içinde soybağının reddi davası açabilir (TMK m. 289/1). Eğer çocuk ergin olmadan dava açmak isterse, kayyım atanarak dava açılabilir. Bu davada çocuğun üstün yararı gözetilir.
- Diğer İlgililerin Dava Hakkı: Annenin, kocanın veya çocuğun ölümü halinde mirasçılar da belirli şartlar altında soybağının reddi davası açabilirler. Ayrıca, Cumhuriyet savcısı ve Hazine de dava açma hakkına sahiptir. Ancak diğer ilgililerin dava açma hakkı, çocuğun doğumuyla ilgili yasal sürelerin geçmesinden sonra, mirasçılık haklarını etkileyen durumlarda söz konusu olabilir. Diğer ilgililer, davayı, davalı olarak ana, koca ve çocuğa karşı açar.
Bu sürelerin kaçırılması, dava hakkının kaybına yol açacağından, hukuki süreçlerin zamanında ve doğru bir şekilde yürütülmesi için Etimesgut Avukat desteği almak büyük önem taşımaktadır. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, süreler konusunda müvekkillerini detaylı bilgilendirerek hak kayıplarının önüne geçmektedir.
Soybağının Reddi Davasında İspat Yükü ve Deliller
Soybağının reddi davasında ispat yükü, davayı açan tarafa aittir. Yani, koca veya çocuk, çocuğun kocadan olmadığını kanıtlamak zorundadır. Bu davada en önemli ve çoğu zaman belirleyici delil, DNA testidir. DNA testi sonucunda babalık ihtimalinin reddedilmesi, babalık karinesini çürütmek için yeterli ve kesin bir delil olarak kabul edilir.
Ancak DNA testi dışında da bazı deliller ileri sürülebilir. Örneğin, kocanın çocuğun ana rahmine düşürüldüğü dönemde fiziki olarak annenin yanında olmaması (seferde, cezaevinde olması, yurt dışında bulunması vb.) gibi fiili imkansızlık durumları da delil olarak sunulabilir. Türk Medeni Kanunu'nun 287. maddesi, kocanın, ana ile cinsel ilişkide bulunmadığını veya ana rahmine düşme döneminde cinsel ilişkide bulunmuş olsa bile çocuğun kendisinden olmadığını ispat yükü altında olduğunu belirtir. Yargıtay, bu tür durumlarda dahi DNA testinin yapılmasını, maddi gerçeğe ulaşma ve çocuğun üstün yararını koruma ilkesi gereği zorunlu görmektedir. Mahkeme, delilleri serbestçe değerlendirir ve DNA testi sonucunu diğer delillerle birlikte ele alarak bir karara varır. Bu süreçte doğru delillerin toplanması ve sunulması için hukuki danışmanlık elzemdir.
Babalık Karinesinin Çürütülmesi ve Hukuki Sonuçları
Soybağının reddi davası sonucunda DNA testi veya diğer güçlü delillerle çocuğun babasının koca olmadığı kesinleşirse, mahkeme babalık karinesini çürütür ve soybağının reddine karar verir. Bu kararın kesinleşmesiyle birlikte, çocuk ile koca arasındaki hukuki babalık ilişkisi geçmişe etkili olarak (ret tarihi itibarıyla değil, doğum tarihinden itibaren) ortadan kalkar. Bu durum, çocuğun nüfus kaydında yapılan düzeltme ile resmiyet kazanır.
Soybağının reddi kararının pek çok önemli hukuki sonucu bulunmaktadır:
- Miras Hakları: Çocuk, kocanın yasal mirasçısı olmaktan çıkar. Koca da çocuğun yasal mirasçısı olmaktan çıkar. Daha önce miras intikali gerçekleşmişse, bu durumun düzeltilmesi gerekir.
- Nafaka Yükümlülüğü: Koca, çocuğa karşı olan yasal nafaka yükümlülüğünden kurtulur. Daha önce ödenmiş nafakaların iadesi genellikle talep edilemezken, kararın kesinleşmesinden sonraki nafaka yükümlülüğü sona erer. Yargı bu konuda, kararın kesinleştiği tarihten itibaren nafaka yükümlülüğünün sona erdiğini değerlendirmektedir.
- Velayet ve Kişisel İlişki: Soybağının reddi ile velayet ilişkisi de sona erer. Ancak bu durum, çocuğun anne ile olan soybağını etkilemez. Çocuğun velayeti annede kalmaya devam eder. Koca ile çocuk arasında herhangi bir kişisel ilişki kurma hakkı da ortadan kalkar, zira aralarında hukuki bir bağ kalmaz.
- Soyadı: Çocuğun soyadı genellikle annesinin soyadını alır. Ancak bu konuda da ayrı bir hukuki işlem gerekebilir.
Bu sonuçlar, hem koca hem de çocuk için hayatlarında radikal değişikliklere yol açar. Bu nedenle, sürecin her aşamasında profesyonel hukuki destek almak, hak kayıplarının önlenmesi ve doğru adımların atılması açısından hayati önem taşır. Sincan Avukat olarak bölgedeki müvekkillerimize bu hassas konularda danışmanlık hizmeti sunmaktayız.
Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri: Aldatma ve Hukuki Sorumluluk
DNA testi sonucu çocuğun babası olmadığını öğrenen koca, eğer eşinin kendisini aldattığını ve bu durumun evlilik birliğine aykırı bir davranış olduğunu kanıtlarsa, eşine karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahip olabilir. Aldatma, Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinde düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir ve aynı zamanda evlilik birliğinin temelden sarsılmasına yol açan kusurlu bir davranıştır.
Maddi tazminat, aldatma eylemi nedeniyle kocanın uğradığı somut zararların (örneğin, çocuğun bakımı için harcanan paralar, eğer babalık karinesi altında bu harcamalar yapıldıysa) karşılanmasını amaçlar. Manevi tazminat ise, aldatma eylemi ve çocuğun biyolojik babası olmama gerçeğiyle yüzleşmenin koca üzerinde yarattığı derin üzüntü, elem, ruhsal çöküntü ve kişilik haklarının ihlali nedeniyle talep edilir. Yargıtay, bu tür durumlarda kişilik haklarının ağır şekilde ihlal edildiğini kabul ederek, somut olayın özelliklerine göre uygun bir manevi tazminat ödenmesine karar verebilmektedir. Ancak, manevi tazminatın miktarı, olayın tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kusur oranı ve olayın ağırlığı gibi faktörler dikkate alınarak hâkim tarafından belirlenir.
Tazminat taleplerinin boşanma davası ile birlikte ileri sürülmesi en yaygın yöntemdir. Ancak boşanma davası açılmamış olsa bile, aldatma eylemine dayalı olarak ayrı bir tazminat davası açmak da mümkündür. Bu davalar, aldatma eyleminin öğrenildiği tarihten itibaren belirli zamanaşımı sürelerine tabidir. Bu nedenle, tazminat haklarının korunması için süresi içinde hukuki adımların atılması büyük önem taşımaktadır. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, bu tür davalarda müvekkillerinin haklarını etkin bir şekilde savunmaktadır.
Gerçek Babanın Belirlenmesi ve Babalık Davası
Soybağının reddi davası sonucunda çocuğun kocadan olmadığı kesinleştikten sonra, çocuğun nüfus kaydında babası "yok" olarak görünür. Bu durum, çocuğun biyolojik babasından doğan haklarını (miras, nafaka vb.) kullanamaması anlamına gelir. Bu nedenle, çocuğun gerçek babasının tespit edilmesi için "babalık davası" açılması gerekebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 301. maddesi uyarınca, çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkeme kararıyla kurulmasını sağlayan davaya babalık davası denir.
Babalık davasını ana veya çocuk açabilir. Dava, babalığı iddia edilen kişiye karşı açılır. Davanın açılabilmesi için bazı şartların yerine getirilmesi gerekir:
- Çocuğun soybağının reddi davasıyla veya başka bir şekilde babasının olmadığı kesinleşmiş olmalıdır.
- Çocuk ile davalı arasında biyolojik babalık ilişkisinin bulunduğu iddia edilmelidir.
- Dava, ana tarafından çocuğun doğumundan başlayarak bir yıl içinde; çocuk tarafından ise ergin olduğu tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır. Bu süreler de hak düşürücü niteliktedir.
Babalık davasında da DNA testi, en önemli ve belirleyici delildir. Mahkeme, babalığı iddia edilen kişiden DNA testi yapılmasını isteyebilir. Eğer davalı DNA testine rıza göstermezse, mahkeme bu durumu aleyhine bir delil olarak değerlendirebilir. DNA testi sonucunda biyolojik babalık ilişkisinin varlığı tespit edilirse, mahkeme davalının çocuğun babası olduğuna karar verir.
Babalık davasının kabulü halinde, çocuk ile gerçek babası arasında hukuki soybağı kurulur. Bu durumun sonuçları şunlardır:
- Çocuğun gerçek babasının soyadını alma hakkı doğar.
- Çocuğun gerçek babasından nafaka talep etme hakkı doğar.
- Çocuğun gerçek babasının yasal mirasçısı olma hakkı doğar.
- Çocuğun velayeti, annede kalmakla birlikte, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulabilir.
Bu süreçler, hem çocuk hem de ana için hayati öneme sahiptir. Özellikle Ankara Avukat olarak, bu tür davaların hassasiyetinin farkındayız ve müvekkillerimizin haklarını en iyi şekilde temsil etmekteyiz. Gerçek babanın tespit edilmesi, çocuğun kimlik ve aidiyet duygusu açısından da büyük önem taşır.
DNA Testi Sonucunda Ortaya Çıkan Durumda Hukuki Destek Neden Önemlidir?
"DNA testi sonucu çocuğun babası ben değilmişim" gerçeğiyle yüzleşmek, bireylerin hayatında köklü değişikliklere yol açan, duygusal ve hukuki açıdan son derece karmaşık bir durumdur. Bu süreçte karşılaşılabilecek hukuki sorunlar sadece soybağının reddi davasıyla sınırlı kalmayıp, boşanma, nafaka, velayet, tazminat ve hatta ceza hukuku boyutlarına da ulaşabilmektedir. Bu nedenle, olayın ilk anından itibaren alanında uzman bir avukattan hukuki destek almak hayati önem taşır.
Uzman bir avukat, öncelikle durumun yasal çerçevesini doğru bir şekilde değerlendirir ve müvekkilinin haklarını en etkin şekilde korumak için gerekli stratejileri belirler. Dava açma süreleri, delillerin toplanması, mahkeme süreçlerinin takibi ve olası itirazlar gibi konularda doğru adımların atılması, hak kayıplarının önüne geçmek için kritik öneme sahiptir. Özellikle DNA testinin hukuki süreçteki doğru şekilde kullanılması, mahkemenin maddi gerçeğe ulaşmasında belirleyici rol oynar. Yargı bu konuda, bilimsel delillerin önemini her fırsatta vurgulamaktadır.
Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, Ankara'nın Etimesgut ve Sincan bölgelerinde müvekkillerimize bu tür hassas aile hukuku davalarında profesyonel danışmanlık ve temsil hizmetleri sunmaktayız. "Etimesgut Avukat" veya "Sincan Avukat" arayışında olan müvekkillerimiz için, soybağının reddi davaları, babalık davaları, maddi ve manevi tazminat talepleri gibi konularda deneyimli ekibimizle yanınızdayız. Hukuki sürecin başından sonuna kadar yanınızda olarak, hem duygusal yükünüzü hafifletmeyi hem de haklarınızı eksiksiz bir şekilde savunmayı hedefliyoruz. Unutulmamalıdır ki, bu tür davalarda atılacak yanlış bir adım, telafisi güç hukuki sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, deneyimli bir hukuk bürosundan destek almak, sürecin sağlıklı ve doğru bir şekilde ilerlemesi için vazgeçilmezdir.
Sık Sorulan Sorular
DNA testi sonucuna itiraz edilebilir mi?
Evet, DNA testi sonucuna itiraz edilebilir. Ancak DNA testleri bilimsel olarak çok yüksek doğruluk oranına sahip olduğu için, itirazın geçerli bir bilimsel gerekçeye dayanması gerekir. İtiraz durumunda mahkeme, başka bir adli tıp kurumundan ek rapor veya yeniden test yapılmasını talep edebilir. Yargıtay, DNA testinin kesin delil niteliğini kabul etmekle birlikte, testin usulüne uygun yapılıp yapılmadığına ve sonuçların doğru yorumlanıp yorumlanmadığına dikkat edilmesi gerektiğini belirtir.
Soybağının reddi davası açmak istemeyen koca ne yapabilir?
Eğer koca, DNA testi sonucunda çocuğun biyolojik babası olmadığını öğrenmesine rağmen soybağının reddi davası açmak istemezse, bu onun kişisel tercihidir. Ancak, bu durumda çocuk ile arasındaki hukuki babalık ilişkisi devam eder ve kocanın çocuğa karşı olan tüm yasal yükümlülükleri (nafaka, miras vb.) devam eder. Çocuğun üstün yararı ilkesi gereği, çocuk veya diğer ilgililer bu davayı açma hakkına sahiptir. Ancak koca kendi rızasıyla bu davayı açmazsa, sonradan bu durumdan kaynaklanan hukuki yükümlülüklerden kaçınamaz.
Boşanma davası devam ederken soybağının reddi davası açılabilir mi?
Evet, boşanma davası devam ederken soybağının reddi davası açılabilir. Hatta çoğu zaman bu iki dava birbiriyle bağlantılı olarak ele alınır. Soybağının reddi davasının sonucu, boşanma davasındaki kusur belirlemesini ve nafaka/tazminat taleplerini doğrudan etkileyecektir. Mahkeme, bu iki davayı birleştirerek veya birinin sonucunu diğerine bekletici mesele yaparak birlikte karara bağlayabilir. Bu tür durumlarda hukuki süreçlerin eşgüdümlü bir şekilde yürütülmesi için Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık gibi bir hukuk bürosundan profesyonel destek almak önemlidir.
Soybağının reddi kararı çocuk için nasıl bir etki yaratır?
Soybağının reddi kararı, çocuğun nüfus kaydında babasının "yok" olarak görünmesine neden olur. Bu durum, çocuğun biyolojik babası tespit edilene kadar hukuki olarak babasız kalması anlamına gelir. Çocuğun mirastan mahrum kalması, nafaka hakkının ortadan kalkması gibi maddi sonuçlarının yanı sıra, kimlik ve aidiyet duygusu üzerinde de psikolojik etkileri olabilir. Ancak, Türk Medeni Kanunu çocuğun üstün yararını korumak adına babalık davası açma hakkı tanıyarak bu durumun kalıcı olmamasını sağlar.
DNA testi için rıza göstermeyen taraf için ne yapılır?
Soybağı davalarında DNA testi yapılması, maddi gerçeğe ulaşmak için hayati öneme sahiptir. Eğer davalı taraf (koca, ana veya babalığı iddia edilen kişi) DNA testi yapılmasına rıza göstermezse, mahkeme bu durumu, aleyhine bir delil olarak değerlendirebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 292. maddesi bu konuda açık hüküm içermemekle birlikte, Yargıtay içtihatları, hakimin, bu durumu tüm delillerle birlikte değerlendirerek sonuca ulaşabileceğini ve rızanın bulunmamasının aleyhe yorumlanabileceğini kabul etmektedir. Zira, adli tıp uzmanları tarafından yapılan DNA testleri, genellikle çocuğun sağlığına zarar vermeyecek basit bir kan veya tükürük örneği alınmasıyla gerçekleştirilir ve bu testin sonuçları gerçeği ortaya koyma potansiyeline sahiptir. Mahkeme, gerektiğinde zorla kan alımı gibi yöntemlere başvurmasa da, rızasızlığı delillerin değerlendirilmesinde önemli bir faktör olarak görebilir.
Sonuç ve Tavsiyelerimiz
DNA testi sonucu çocuğun babası olmadığını öğrenmek, hem bireysel hem de ailevi düzeyde büyük bir şok etkisi yaratır ve beraberinde karmaşık hukuki süreçleri getirir. Türk Medeni Kanunu, bu tür durumlar için soybağının reddi ve babalık davaları gibi mekanizmalar sunarken, bu süreçlerin titizlikle yürütülmesi, hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması ve doğru delillerle hareket edilmesi büyük önem taşımaktadır. Yargı, bilimsel delil niteliğindeki DNA testini, maddi gerçeğin tespiti ve çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda en önemli ispat aracı olarak kabul etmektedir. Aldatma nedeniyle ortaya çıkan bu durumda, mağdur olan tarafın maddi ve manevi tazminat hakları da söz konusu olabilmektedir.
Tavsiyemiz: Haklarınızın korunması ve bu hassas hukuki süreçlerin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için, alanında uzman bir avukattan profesyonel destek alınması hayati önem taşımaktadır. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, Ankara'da, özellikle Etimesgut ve Sincan bölgelerinde, bu tür aile hukuku davalarında müvekkillerimize kapsamlı ve güvenilir hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmetleri sunmaktayız. Uzman ekibimiz, sürecin her aşamasında yanınızda olarak, haklarınızın eksiksiz bir şekilde savunulmasını sağlamaktadır.
AVUKAT | BURAK SAĞLAM
📍 Etimesgut Avukat Bürosu Konumu ve Hukuki Danışmanlık Bilgileri
Ankara'nın Etimesgut ve Sincan bölgeleri başta olmak üzere tüm il genelinde faaliyet gösteren Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık; ceza davaları, boşanma ve aile hukuku uyuşmazlıkları, işçi-işveren alacakları ve gayrimenkul davalarında müvekkillerine profesyonel hukuki destek sunmaktadır. Hukuki süreçlerinizi alanında uzman ve tecrübeli bir Etimesgut avukatı ile takip etmek, hak kayıplarının önüne geçilmesi ve sürecin başarıyla yönetilmesi açısından son derece önemlidir. Özellikle Etimesgut ceza avukatı veya Etimesgut boşanma avukatı arayışınızda hızlı randevu almak, dava analizi yaptırmak ve büromuzun konumuna kolayca ulaşmak için aşağıdaki iletişim kanallarını kullanabilir ya da Google Haritalar üzerinden büromuzu ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Oğuzlar Mah. 1602 Cad. No:1 Hukukçular Plaza D:60 Etimesgut / Ankara
Telefon: 0554 334 24 29
E-posta: avsaglamburak@gmail.com

