Kıdem Tazminatı Nedir ve Hangi Şartlarda Kazanılır?
Kıdem tazminatı, işçinin işyerinde çalıştığı süre boyunca sağladığı katkının ve sadakatinin bir karşılığı olarak, iş sözleşmesinin belirli hallerde sona ermesi durumunda işverence ödenmesi gereken bir alacaktır. Bu alacak, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinde düzenlenmiş olup, işçinin iş güvencesini ve ekonomik geleceğini korumayı amaçlar. Kanun koyucu, işçinin işverene bağlılığını teşvik etmek ve işten ayrılma durumunda karşılaşılabilecek ekonomik sıkıntıları hafifletmek için bu tazminat türünü güvence altına almıştır.
Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin öncelikle aynı işverene ait bir veya farklı işyerlerinde en az bir yıl süreyle çalışmış olması gerekmektedir. Bir yıllık çalışma süresi, iş sözleşmesinin başladığı tarihten itibaren hesaplanır ve deneme süresi de bu süreye dahil edilir. İş sözleşmesinin sona erme şekli de kıdem tazminatına hak kazanma açısından belirleyici bir unsurdur. İşçinin kendi isteğiyle, haklı bir neden olmaksızın işten ayrılması (istifa etmesi) kural olarak kıdem tazminatı hakkı doğurmaz; ancak bazı istisnalar mevcuttur.
Kıdem tazminatına hak kazandıran fesih halleri şunlardır:
- İşveren tarafından İş Kanunu Madde 25/II dışındaki nedenlerle yapılan fesihler (yani işverenin haklı bir neden olmaksızın işçiyi işten çıkarması).
- İşçi tarafından İş Kanunu Madde 24'te belirtilen haklı nedenlerle yapılan fesihler (sağlık nedenleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller, zorlayıcı nedenler).
- Muvazzaf askerlik görevi nedeniyle işten ayrılma.
- Emeklilik (yaşlılık, malullük veya toptan ödeme almak amacıyla işten ayrılma).
- Kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini kendi isteğiyle feshetmesi.
- İşçinin ölümü halinde yasal mirasçılarına ödenmesi.
Yargıtay, kıdem tazminatına hak kazanma şartlarını yorumlarken, işçinin gerçek iradesini ve feshin ardındaki gerçek nedeni önemsemektedir. Örneğin, işverenin işçiyi istifaya zorlaması durumunda, bu durumun ispatlanması halinde kıdem tazminatı hakkının doğacağına dair birçok emsal karar bulunmaktadır. Bu nedenle, iş sözleşmesinin feshinde izlenen sürecin ve tutulan belgelerin hukuki açıdan doğru ve eksiksiz olması büyük önem taşır.
Kıdem Tazminatı Nasıl Hesaplanır?
Kıdem tazminatının hesaplanmasında temel prensip, işçinin çalıştığı her tam yıl için bir brüt ücret tutarında tazminat ödenmesidir. Bir yıldan artan süreler de oranlanarak hesaba katılır. Hesaplamanın en kritik noktası ise "giydirilmiş brüt ücret" kavramıdır. Kıdem tazminatına esas ücret, işçinin son brüt ücreti üzerinden, işçiye sağlanan para ve parayla ölçülebilen menfaatlerin (ikramiye, prim, yol ve yemek yardımı, yakacak yardımı, çocuk yardımı, kira yardımı, bayram harçlığı gibi sürekli nitelikteki ödemeler) brüt tutarlarının eklenmesiyle bulunan "giydirilmiş brüt ücret"tir.
Yargıtay içtihadına göre, giydirilmiş ücrete dahil edilecek ödemelerin "işin bir karşılığı olarak" ve "süreklilik arz eden" nitelikte olması gerekmektedir. Tek seferlik ödemeler veya sosyal yardımlar giydirilmiş ücrete dahil edilmez. Ayrıca, kıdem tazminatı tavan uygulamasına tabidir; yani her altı ayda bir devlet tarafından belirlenen bir tavan miktarı bulunur ve tazminat bu tavanın üzerinde olamaz. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimizin tazminat hesaplamalarını güncel tavan miktarlarını dikkate alarak eksiksiz bir şekilde yapmaktayız.
Hesaplama formülü basittir: (Giydirilmiş Brüt Ücret) x (Çalışılan Yıl Sayısı + Yılın Kesirleri). Örneğin, 5 yıl 6 ay çalışmış ve giydirilmiş brüt ücreti 15.000 TL olan bir işçinin kıdem tazminatı, 15.000 TL x 5.5 yıl = 82.500 TL olacaktır. Ancak bu tutar, yürürlükteki kıdem tazminatı tavanını aşamaz. Bu nedenle, tazminatın doğru hesaplanması ve hak kaybı yaşanmaması için hukuki destek almak elzemdir.
İhbar Tazminatı Nedir ve Kimler Talep Edebilir?
İhbar tazminatı, iş sözleşmesini feshetmek isteyen tarafın, diğer tarafa kanunda belirtilen süreler içinde bildirimde bulunmamasından veya bu sürelere uymamasından kaynaklanan bir alacaktır. Bu tazminatın amacı, iş sözleşmesinin aniden sona ermesi nedeniyle diğer tarafın uğrayacağı zararı telafi etmektir. Özellikle işçi açısından, işsiz kalma süresince yeni bir iş bulabilmesi için bir güvence niteliğindedir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi, belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce karşı tarafa bildirilmesi gereken ihbar önellerini ve bu önellere uyulmaması halinde ödenecek ihbar tazminatını düzenler.
İhbar önelleri, işçinin kıdemine göre değişiklik gösterir:
- İşi 6 aydan az sürmüş işçi için 2 hafta.
- İşi 6 ay ile 1,5 yıl arasında sürmüş işçi için 4 hafta.
- İşi 1,5 yıl ile 3 yıl arasında sürmüş işçi için 6 hafta.
- İşi 3 yıldan fazla sürmüş işçi için 8 hafta.
İhbar tazminatına hak kazanabilmek için iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması ve feshi gerçekleştiren tarafın (işçi veya işveren) kanunda belirtilen ihbar önellerine uymadan sözleşmeyi feshetmesi gerekmektedir. İşveren tarafından yapılan feshin İş Kanunu Madde 25/II'ye dayanmaması, yani haklı bir nedene dayanmaması ve ihbar önellerine uyulmaması halinde işçi ihbar tazminatına hak kazanır. Aynı şekilde, işçi haklı bir neden olmaksızın ve ihbar önellerine uymadan işten ayrılırsa, işveren ihbar tazminatı talep edebilir.
Ancak, iş sözleşmesinin haklı bir nedenle feshedilmesi durumunda (hem işçi hem de işveren açısından) ihbar öneli tanıma zorunluluğu ortadan kalkar ve dolayısıyla ihbar tazminatı da ödenmez. Ayrıca, belirli süreli iş sözleşmelerinde veya deneme süresi içinde yapılan fesihlerde ihbar tazminatı söz konusu değildir. Yargıtay, ihbar tazminatının amacının, fesih sonucunda işçinin uğrayabileceği ani işsizlik halini telafi etmek olduğunu vurgulamış ve bu nedenle usulsüz fesihlerde işçinin mağduriyetinin giderilmesi gerektiğini belirtmiştir.
İhbar Tazminatı Hesaplama Esasları
İhbar tazminatı, işçinin giydirilmiş brüt ücreti üzerinden değil, son brüt ücreti üzerinden hesaplanır. Hesaplanacak miktar, işçinin kıdemine göre belirlenen ihbar öneli süresinin ücreti kadardır. Yani, işçinin aylık brüt ücreti, ihbar öneli süresine (hafta bazında) bölünerek haftalık brüt ücret bulunur ve bu haftalık brüt ücret, önel süresindeki hafta sayısı ile çarpılır. Örneğin, 4 hafta ihbar süresi olan bir işçinin aylık brüt ücreti 10.000 TL ise, ihbar tazminatı 10.000 TL olacaktır.
İhbar tazminatı, kıdem tazminatının aksine herhangi bir tavan uygulamasına tabi değildir. Ancak, vergilendirme açısından farklılıklar gösterir; gelir vergisi ve damga vergisine tabi tutulur. Bu hesaplamalar, özellikle birden fazla alacak kaleminin bulunduğu işçilik alacakları davalarında karmaşık hale gelebilir. Çankaya kıdem ve ihbar tazminatı avukatı olarak, müvekkillerimizin tüm alacaklarının doğru ve eksiksiz bir şekilde hesaplanarak talep edilmesini sağlamaktayız.
Diğer İşçilik Alacakları Nelerdir ve Nasıl Talep Edilir?
Kıdem ve ihbar tazminatının yanı sıra, işçilerin iş sözleşmesinin sona ermesiyle birlikte talep edebileceği birçok başka işçilik alacağı kalemi bulunmaktadır. Bu alacaklar da işçinin emeğinin karşılığı olup, ilgili kanun maddeleri ve Yargıtay içtihatları ile güvence altına alınmıştır. Bu alacakların doğru tespiti ve ispatı, işçilik alacakları davalarının başarıyla sonuçlanması için kritik öneme sahiptir.
- Fazla Mesai Ücreti: İşçinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 41. maddesine göre haftalık 45 saati aşan çalışmaları karşılığında alması gereken ücrettir. Her bir fazla mesai saati için normal çalışma ücretinin yüzde elli artırılması suretiyle ödenir. Fazla mesai ispatı, işyeri kayıtları, tanık beyanları ve işin niteliği gibi unsurlarla yapılır. Yargıtay, fazla mesainin ispatında işçinin tanık beyanlarına önemli bir ağırlık vermektedir.
- Genel Tatil ve Ulusal Bayram Ücreti: İş Kanunu Madde 47'ye göre, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştırılan işçilere, çalışmadıkları takdirde aldıkları ücrete ek olarak, çalıştıkları her gün için bir günlük ücret daha ödenir. Bu alacak da işçinin hak ettiği ancak ödenmeyen bir ücret kalemidir.
- Hafta Tatili Ücreti: İş Kanunu Madde 46 uyarınca, işçilere yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saat hafta tatili verilmesi zorunludur. İşçi hafta tatilinde çalışmazsa, o günün ücreti tam olarak ödenir. Eğer işçi hafta tatilinde çalıştırılırsa, çalıştığı saatlerin karşılığı normal ücretine ek olarak yüzde elli zamlı ücret alır.
- Yıllık Ücretli İzin Alacağı: İş Kanunu Madde 53 ve devamı maddeleri uyarınca, iş sözleşmesi sona eren ve hak ettiği yıllık ücretli izinlerini kullanmamış olan işçiye, kullanılmayan izin sürelerine ait ücretin ödenmesi gerekir. Bu alacak, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihteki ücrete göre hesaplanır. Yargıtay, izinlerin kullandırıldığının ispat yükünü işverene yüklemiştir ve yazılı belge şartı aramaktadır.
- Kötü Niyet Tazminatı: İş Kanunu Madde 17'de düzenlenmiştir. Belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçinin iş sözleşmesinin, kanunda belirtilen ihbar önellerine uyulmasına rağmen "kötü niyetle" feshedilmesi halinde ödenen tazminattır. Kötü niyetin ispatı zordur ve genellikle sendikal faaliyetler, şikayette bulunma gibi durumlarla ilişkilendirilir.
- Sendikal Tazminat: 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu Madde 25'e göre, işçinin sendika üyeliği veya sendikal faaliyetleri nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda ödenen tazminattır. Bu tazminat, kötü niyet tazminatından daha ağır sonuçları olan ve işçinin bir yıllık ücretinden az olamayacak şekilde belirlenen bir tazminattır.
- Eşit Davranma İlkesine Aykırılık Tazminatı: İş Kanunu Madde 5, işverenin eşit işlem yapma borcunu düzenler. İşverenin, aynı veya benzer durumda olan işçilere haksız yere farklı davranması durumunda işçi, dört aya kadar ücreti tutarında tazminat talep edebilir.
Yargıtay, işçilik alacaklarının ispatı konusunda, işin doğası gereği işçinin genellikle zayıf konumda olduğunu kabul ederek, ispat yükünü bazı durumlarda işverene yüklemektedir. Özellikle ücret bordroları, banka kayıtları gibi yazılı delillerin yanı sıra tanık beyanları, işyeri giriş-çıkış kayıtları ve hatta işçinin kendi tuttuğu notlar da delil olarak kabul edilebilmektedir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, işçilik alacaklarının tespiti ve ispatı süreçlerinde müvekkillerine etkin hukuki destek sunmaktadır.
İşçilik Alacakları Davaları Süreci Nasıl İşler?
İşçilik alacakları davaları, kendine özgü bir yargılama sürecine sahiptir ve bu süreç, diğer hukuk davalarından farklılıklar gösterir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile getirilen en önemli yeniliklerden biri, işçi alacakları ve tazminat davalarında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmanın zorunlu hale gelmesidir. Bu, dava şartı arabuluculuk olarak adlandırılır ve uyuşmazlığın mahkeme dışı yollarla çözülmesini teşvik eder.
Dava süreci genellikle şu adımları içerir:
- Zorunlu Arabuluculuk: İşçi veya işveren, iş sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat talepleriyle ilgili dava açmadan önce, yetkili arabuluculuk bürosuna başvurmak zorundadır. Arabuluculuk süreci, başvuru tarihinden itibaren üç hafta içinde tamamlanır; ancak zorunlu hallerde arabulucu tarafından bir hafta daha uzatılabilir. Bu süreçte taraflar, arabulucu huzurunda bir araya gelerek anlaşmaya çalışır. Anlaşma sağlanırsa, anlaşma belgesi mahkeme kararı hükmünde olur ve icra edilebilir niteliktedir.
- Dava Açma: Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması veya taraflardan birinin toplantıya katılmaması halinde, arabuluculuk son tutanağı ile birlikte dava açma hakkı doğar. İşçilik alacakları davalarında görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 6 genel hükmüne göre davalının yerleşim yeri mahkemesi veya İş Mahkemeleri Kanunu Madde 6'da belirtilen işin yapıldığı yer ya da davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Çankaya bölgesindeki işçilik alacakları davaları için Ankara İş Mahkemeleri yetkilidir.
- Dilekçeler Tevhidi ve Delillerin Sunulması: Dava açıldıktan sonra taraflar, dava dilekçeleri ve cevap dilekçeleri aracılığıyla iddialarını ve savunmalarını sunar, ilgili delillerini (iş sözleşmesi, bordrolar, banka kayıtları, tanık isimleri vb.) mahkemeye bildirirler.
- Yargılama Süreci: Mahkeme, ön inceleme duruşması yaparak uyuşmazlık konularını belirler. Ardından tahkikat aşamasına geçilir; tanıklar dinlenir, belgeler incelenir, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılır. Özellikle alacakların hesaplanması konusunda genellikle bir mali müşavir veya akademisyen bilirkişiden rapor alınır.
- Zamanaşımı Süreleri: İşçilik alacakları davalarında zamanaşımı süreleri hayati öneme sahiptir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun Ek Madde 3'ü uyarınca, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve eşit davranmama tazminatı beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Ücret, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi diğer alacaklar için de beş yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Bu süreler, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
- Yargıtay'ın İspat Yükü Yaklaşımı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri, işçilik alacakları davalarında ispat yükü konusunda işçinin lehine yorumlar yapmaktadır. Özellikle fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatında işyeri kayıtlarının eksik veya hatalı olması durumunda, tanık beyanları ve işin niteliği gibi karinelerle sonuca ulaşılabilmektedir.
Bu karmaşık süreçte, hak kayıplarının önüne geçmek ve adil bir sonuca ulaşmak için hukuki bilgi ve deneyim kritik öneme sahiptir. Ankara'da avukatlık hizmeti sunan Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, Çankaya, Etimesgut ve Sincan bölgelerindeki müvekkillerine bu süreçte profesyonel destek sağlamaktadır.
Çankaya Bölgesinde İşçilik Alacakları Davalarında Avukat Desteğinin Önemi
İşçilik alacakları davaları, sadece kanun maddelerini bilmekle değil, aynı zamanda güncel Yargıtay içtihatlarını takip etmek ve yargılama pratiğine hakim olmakla da başarılı bir şekilde yürütülebilir. Özellikle Ankara gibi büyük şehirlerde, iş mahkemelerinin yoğunluğu ve hukuki süreçlerin karmaşıklığı, alanında uzman bir avukatla çalışmayı zaruri kılmaktadır. Çankaya Kıdem ve İhbar Tazminatı Avukatı olarak, Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık büromuz, müvekkillerine bu süreçte kapsamlı ve güvenilir hukuki destek sunmaktadır.
Uzman bir avukat, öncelikle işçinin hak ettiği tüm alacak kalemlerini doğru bir şekilde tespit eder. Kıdem, ihbar, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, yıllık izin alacakları gibi tüm kalemlerin titizlikle hesaplanması, hak kaybı yaşanmaması için çok önemlidir. Avukat, arabuluculuk sürecinde müvekkilini en iyi şekilde temsil ederek, uzlaşma imkanlarını değerlendirir ve müvekkilinin menfaatlerini korur. Anlaşma sağlanamazsa, dava dilekçesini hukuki dayanakları ve delilleriyle birlikte eksiksiz hazırlar.
Yargılama süreci boyunca, delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi, bilirkişi raporlarına itiraz edilmesi ve mahkemeye sunulacak tüm dilekçelerin hukuki nitelikte olması, davanın seyrini doğrudan etkiler. Zamanaşımı sürelerinin takibi, olası hak düşürücü durumların önüne geçilmesi de avukatın sorumluluğundadır. Ankara'da avukatlık hizmeti sunan Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, özellikle Sincan avukat ve Etimesgut avukat olarak da müvekkillerine ulaşarak, işçilik alacakları davalarında karşılaşılabilecek tüm zorluklara karşı profesyonel bir yaklaşım sergilemektedir.
Müvekkillerimize sunduğumuz hizmetler arasında, iş sözleşmesinin feshinden önce hukuki danışmanlık, fesih bildirimlerinin incelenmesi, kıdem ve ihbar tazminatı hesaplamaları, arabuluculuk görüşmelerinde temsil, işçilik alacakları davasının açılması ve takibi, yargılama sürecinde delillerin sunulması ve savunmaların yapılması, Yargıtay aşamasındaki temyiz süreçlerinin yönetilmesi yer almaktadır. İşçilik alacakları davalarında profesyonel hukuki destek almak, hem zaman kaybını önler hem de haklarınızın tam ve eksiksiz bir şekilde tahsil edilmesini sağlar.
Sık Sorulan Sorular
İşten çıkarıldım, kıdem tazminatımı alabilir miyim?
Kıdem tazminatı alabilmeniz için öncelikle aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışmış olmanız ve iş sözleşmenizin kanunda belirtilen hak kazandıran hallerden biriyle sona ermesi gerekmektedir. Örneğin, işveren tarafından haklı neden olmaksızın işten çıkarılmanız, sizin haklı nedenle feshetmeniz, emeklilik, askerlik veya kadın işçinin evlilik nedeniyle feshi gibi durumlarda kıdem tazminatına hak kazanırsınız. Durumunuzun detaylı hukuki analizi için bir avukata danışmanız önemlidir.
Arabuluculuk süreci ne kadar sürer ve dava açmak zorunda mıyım?
İşçilik alacakları davalarında dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunludur. Arabuluculuk süreci, başvuru tarihinden itibaren üç hafta içinde tamamlanır ve zorunlu hallerde arabulucu tarafından bir hafta daha uzatılabilir. Eğer arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamazsa veya taraflardan biri toplantıya katılmazsa, dava açma hakkınız doğar. Arabuluculuk, uyuşmazlığın daha hızlı ve dostane bir şekilde çözülmesini amaçlar.
İşçilik alacakları davalarında avukat tutmak zorunlu mu?
İşçilik alacakları davalarında avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, iş hukuku mevzuatının karmaşıklığı, güncel Yargıtay içtihatlarının sürekli değişimi, ispat yükü kuralları ve usulü işlemlerin titizlikle yürütülmesi gerekliliği göz önüne alındığında, hak kayıplarının önüne geçmek ve en doğru sonucu elde etmek için uzman bir avukatın desteği büyük önem taşır. Avukat, hem haklarınızı doğru tespit eder hem de dava sürecini sizin adınıza profesyonelce yönetir.
Hangi durumlarda işveren ihbar tazminatı ödemek zorunda değildir?
İşveren, iş sözleşmesini haklı bir nedenle (İş Kanunu Madde 25'teki şartlar oluştuğunda) feshettiğinde ihbar öneli tanımak zorunda değildir ve dolayısıyla ihbar tazminatı ödemez. Ayrıca, belirli süreli iş sözleşmelerinin süresi sonunda sona ermesi veya deneme süresi içinde yapılan fesihlerde de ihbar tazminatı söz konusu olmaz. İşçinin kendi isteğiyle (haklı neden olmaksızın) ve ihbar süresine uymadan işten ayrılması durumunda da işveren ihbar tazminatı ödemek zorunda değildir, aksine işverenin ihbar tazminatı talep etme hakkı doğabilir.
Kıdem ve ihbar tazminatı davalarında faiz uygulanır mı?
Evet, işçilik alacaklarına genellikle faiz uygulanır. Kıdem tazminatına, iş sözleşmesinin feshedildiği tarihten itibaren yasal faiz uygulanır. İhbar tazminatı ve diğer işçilik alacaklarına ise, genellikle temerrüt tarihinden (yani işverenin ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediği tarihten) itibaren yasal faiz uygulanır. Ancak, bazı alacak kalemleri için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı da talep edilebilir. Faiz başlangıç tarihleri ve oranları, talep edilen alacağın niteliğine göre değişiklik gösterebilir ve bu konuda doğru hukuki belirlemelerin yapılması önem taşır.
Sonuç ve Tavsiyelerimiz
İşçilik alacakları davaları, işçilerin uzun yıllar boyunca biriktirdiği emeğin ve alın terinin karşılığını alma mücadelesidir. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacakları, hukuki dayanakları ve hesaplama yöntemleri açısından detaylı bilgi ve tecrübe gerektiren karmaşık konulardır. Bu alacakların doğru tespiti, eksiksiz hesaplanması, arabuluculuk sürecinin etkin yönetimi ve yargılama aşamasında haklarınızı en iyi şekilde savunmak için profesyonel hukuki destek almak vazgeçilmezdir. Haklarınızın korunması ve adil bir sonuca ulaşılması adına, Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak müvekkillerimize hukuki süreç boyunca güvenilir ve etkin bir rehberlik sunmaktayız.
Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık
📍 Etimesgut Avukat Bürosu Konumu ve Hukuki Danışmanlık Bilgileri
Ankara Etimesgut'ta hukuki danışmanlık ve avukatlık faaliyeti yürüten Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık; başta ağır ceza, asliye ceza, anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları olmak üzere geniş bir yelpazede hizmet vermektedir. Hak kayıplarını en aza indirmek ve profesyonel destek almak için alanında uzman bir Etimesgut avukat kadrosu ile çalışmanız tavsiye edilir. Bölgede güvenilir bir Etimesgut ceza avukatı ya da hukuki süreçlerinizde rehberlik edecek bir Etimesgut boşanma avukatı arıyorsanız, büromuzun iletişim bilgilerine ve harita konumuna aşağıdan ulaşarak hızlıca randevu oluşturabilirsiniz.
Adres: Yeşilova Mah. 4001. Cad. No:10 Linova Apt. B Blok Daire:27 Etimesgut / Ankara
Telefon: 0554 334 24 29
E-posta: avsaglamburak@gmail.com

