Günlük hayatın koşuşturmacası içinde, bir aracın trafikte çalınması, sürücüler için büyük bir şok ve karmaşık hukuki süreçlerin başlangıcı olabilir. Özellikle Ankara gibi büyük şehirlerde araç hırsızlığı vakaları ne yazık ki sıkça karşılaşılan bir problem teşkil etmektedir. Bu tür talihsiz bir olayla karşı karşıya kalan araç sahipleri için akla gelen ilk ve en önemli soru, kasko sigortasından tazminat alıp alamayacaklarıdır. Bu makalemizde, aracınızın trafikte çalınması durumunda sigorta tazminatı haklarınızı, izlemeniz gereken hukuki adımları ve karşılaşabileceğiniz olası sorunları güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları ışığında detaylı bir şekilde ele alacağız. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, bu zorlu süreçte müvekkillerimizin haklarını en üst düzeyde korumak için gerekli hukuki desteği sağlamaktayız. Konunun karmaşıklığı ve sigorta şirketlerinin prosedürleri göz önüne alındığında, bir Sincan avukat desteği almak, hak kayıplarını önlemek adına hayati öneme sahiptir.
Araç Hırsızlığı ve Hukuki Nitelendirmesi
Aracın trafikte çalınması eylemi, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında "hırsızlık" suçu olarak nitelendirilmektedir. Türk Ceza Kanunu'nun 141. maddesi, zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alma fiilini hırsızlık olarak tanımlar. Aracın çalınması durumunda ise TCK'nın 142. maddesi uyarınca "nitelikli hırsızlık" hükümleri uygulama alanı bulabilir, özellikle kamuya açık alanlarda veya araç içinde kilitli eşyaların da çalınması gibi durumlarda ceza artırımı söz konusu olabilir. Trafikte çalınma, aracın seyir halindeyken durdurulması, sürücüsünün tehdit veya cebirle araçtan indirilmesi (yağma suçu ile birlikte), ya da aracın kısa süreliğine park edildiği ancak motorunun çalışır vaziyette veya anahtarlarının üzerinde bırakıldığı anlarda meydana gelebilir. Bu durumların her biri, hukuki değerlendirme ve sigorta tazminatı açısından farklı sonuçlar doğurabilir.
Trafikte Çalınmanın Hukuki Boyutu: Ne Anlama Gelir?
Trafikte çalınma, genellikle aracın kısa süreli duraklamalar esnasında, kontak anahtarının üzerinde unutulduğu veya kapılarının kilitlenmediği durumlarda gerçekleşen hırsızlık olaylarını ifade eder. Ancak bu tanım, aracın cebir veya tehdit yoluyla (yağma) ele geçirilmesi durumlarını da kapsayabilir. Türk Ceza Kanunu'nda hırsızlık suçu, malın zilyetliğini hukuka aykırı olarak ele geçirme amacını taşır. Sigorta hukuku açısından ise, çalınma eyleminin niteliği, sigortalının basiretsizliği veya ağır kusuru olup olmadığı, tazminat hakkının doğup doğmayacağı konusunda belirleyici rol oynar. Özellikle anahtarın araçta bırakılması gibi durumlar, sigorta şirketlerinin tazminat ödememe gerekçesi olarak sıkça ileri sürdüğü bir savunmadır. Yargıtay, bu tür durumlarda sigortalının ağır kusurunun olup olmadığını titizlikle değerlendirmekte ve her olayın kendi somut koşullarına göre karar vermektedir. Bu nedenle, olayın tüm detaylarının doğru bir şekilde raporlanması ve hukuki destek alınması büyük önem taşır.
Kasko Sigortası ve Hırsızlık Teminatı
Kasko sigortası, aracın kaza, yanma, çalınma gibi risklere karşı güvence altına alınmasını sağlayan isteğe bağlı bir sigorta türüdür. Trafikte aracınızın çalınması durumunda tazminat alabilmenizin temel şartı, aracınızın geçerli bir kasko sigortasına sahip olması ve sigorta poliçenizin hırsızlık teminatını kapsıyor olmasıdır. Kasko sigortası poliçeleri, "Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları" çerçevesinde düzenlenir ve bu şartlar, sigortalı ile sigorta şirketi arasındaki hak ve yükümlülükleri belirler. Hırsızlık teminatı, genellikle kasko poliçelerinin standart bir parçası olsa da, poliçenin özel şartlarında bazı istisnalar veya muafiyetler bulunabilir. Bu nedenle, poliçenizi dikkatle incelemek ve hırsızlık teminatının kapsamını, özel şartları ve sigortalıya yüklenen yükümlülükleri net bir şekilde anlamak gerekmektedir.
Hırsızlık Teminatının Şartları ve Kapsamı
Kasko sigortası genel şartlarının A.1.2.6 maddesi, sigortalı aracın çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi sonucu meydana gelen zararları teminat altına alır. Ancak bu teminatın devreye girmesi için belirli şartların yerine getirilmesi gerekir. Sigorta poliçelerinde genellikle sigortalının aracı koruma konusundaki yükümlülükleri belirtilir. Örneğin, aracın kapılarının kilitlenmesi, camlarının kapatılması, anahtarın güvenli bir yerde saklanması gibi önlemlerin alınması beklenir. Bu yükümlülüklere aykırı davranışlar, sigorta şirketinin tazminat ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırabilir veya tazminat miktarında indirim yapılmasına neden olabilir. Poliçelerde ayrıca, hırsızlık durumunda sigortalıya düşen bildirim yükümlülükleri ve süreleri de detaylı olarak yer alır. Bu şartların ihlali, hak kaybına yol açabileceğinden, çalınma anından itibaren atılacak adımların titizlikle planlanması büyük önem taşır. Uzman bir Ankara avukat desteğiyle poliçe şartlarının doğru yorumlanması ve gerekli adımların atılması, sürecin sağlıklı ilerlemesi için elzemdir.
Anahtarın Araçta Bırakılması Durumunda Sigorta Tazminatı
Aracın anahtarının kontakta veya araç içinde bırakılarak çalınması, sigorta şirketleri tarafından genellikle "ağır kusur" olarak değerlendirilmekte ve tazminat ödememe gerekçesi olarak ileri sürülmektedir. Bu durum, sigorta hukukunda en sık ihtilaf konusu olan meselelerden biridir. Sigorta şirketleri, sigortalının makul özeni göstermediği ve bu nedenle zararın meydana geldiği argümanıyla tazminat talebini reddedebilir. Ancak Yargıtay içtihatları, anahtarın araçta bırakılmasının her durumda ağır kusur teşkil etmediğini vurgulamaktadır. Yargıtay, ağır kusurun, "zararın gerçekleşmesini kesin olarak öngörülebilir kılan, olağanüstü ve affedilemez bir ihmal" olduğunu belirtir. Örneğin, aracın kısa süreliğine ve göz önünde bırakılması ile tamamen terk edilmesi arasında fark gözetilmelidir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin bazı kararlarında, anahtarın araçta bırakılmasının tek başına ağır kusur sayılmayabileceği, olayın tüm koşullarının (bırakılma süresi, yeri, hırsızlık riskinin yüksekliği gibi) değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle, sigorta şirketinin red kararına karşı hukuki mücadele başlatılırken, olayın tüm detaylarının ve Yargıtay'ın güncel içtihatlarının doğru bir şekilde analiz edilmesi, haklılığın ispatı açısından kritik öneme sahiptir.
Araç Çalındığında İzlenmesi Gereken Adımlar
Aracınızın trafikte çalınması gibi talihsiz bir olayla karşılaştığınızda, zaman kaybetmeden doğru adımları atmak, hem aracın bulunma ihtimalini artırmak hem de sigorta tazminatı sürecini sorunsuz bir şekilde başlatmak adına hayati öneme sahiptir. Bu süreçte yapılacak hatalar veya gecikmeler, hak kayıplarına yol açabilir. Bu nedenle, olayın hemen ardından soğukkanlılıkla hareket etmek ve hukuki prosedürlere uygun davranmak gerekmektedir.
Emniyet Güçlerine İhbar ve Suç Duyurusu
Aracınızın çalındığını fark ettiğiniz anda yapmanız gereken ilk ve en önemli şey, derhal kolluk kuvvetlerine (polis veya jandarma) haber vermektir. 155 Polis İmdat veya 156 Jandarma İmdat hatlarını arayarak durumu bildirmeli ve olay yerinde tutanak tutulmasını sağlamalısınız. Kolluk kuvvetleri, aracın çalınma anı, yeri, şekli ve varsa şüphelilere dair bilgileri içeren bir "çalınma tutanağı" düzenleyecektir. Bu tutanak, hem aracın aranması için resmi işlemleri başlatacak hem de sigorta şirketi nezdindeki tazminat talebinizin temel belgesi olacaktır. Ayrıca, Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı bir suç duyurusunda bulunarak faillerin bulunması ve cezalandırılması için ceza yargılaması sürecini de başlatmış olursunuz. Bu adımlar, sigorta şirketinin sizden talep edeceği ilk ve en önemli belgeler olduğundan, eksiksiz ve zamanında yerine getirilmesi zorunludur.
Sigorta Şirketine Bildirim Süreci
Kolluk kuvvetlerine yapılan bildirimin ardından, vakit kaybetmeden kasko sigortası yaptırdığınız sigorta şirketine durumu bildirmeniz gerekmektedir. Türk Ticaret Kanunu'nun 1446. maddesi uyarınca sigortalı, sigorta konusu rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç beş iş günü içinde sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Bu süreye uyulmaması, sigorta şirketinin tazminat ödeme yükümlülüğünü azaltabilir veya ortadan kaldırabilir. Sigorta şirketine yapacağınız bildirimde, çalınan aracın plakası, markası, modeli, çalınma yeri ve zamanı gibi temel bilgileri eksiksiz bir şekilde iletmelisiniz. Sigorta şirketi sizden genellikle şu belgeleri talep edecektir:
- Çalınma tutanağı (kolluk kuvvetleri tarafından düzenlenen)
- Aracın ruhsatı ve trafik tescil belgesi
- Tüm anahtar ve yedek anahtarlar (poliçede belirtilmişse)
- Sürücü belgesi ve kimlik fotokopisi
- Vergi borcu yoktur yazısı (bazen istenir)
Bu belgelerin eksiksiz ve zamanında teslim edilmesi, tazminat sürecinin hızlanması açısından kritik öneme sahiptir. Bu aşamada, Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimizin sigorta şirketleri ile olan yazışmalarını ve belge temin süreçlerini yöneterek, herhangi bir hak kaybı yaşanmasının önüne geçmekteyiz.
Tazminat Talebi ve Değer Kaybı Hesaplaması
Aracınız çalındığında sigorta şirketinden talep edeceğiniz tazminat, genellikle aracın çalınma tarihindeki piyasa değeri üzerinden belirlenir. Bu değer, sigorta poliçenizde belirtilen "rayiç bedel" esasına göre hesaplanır. Rayiç bedel, aracın marka, model, yaş, kilometre ve genel durumu gibi faktörler göz önüne alınarak, piyasadaki benzer araçların satış fiyatları üzerinden tespit edilen değerdir. Sigorta eksperleri, bu değeri belirlemek için piyasa araştırmaları yapar ve bir rapor hazırlar.
Tazminat Miktarının Belirlenmesi
Sigorta şirketi, ekspertiz raporu doğrultusunda, çalınan aracın piyasa değerini belirler. Bu değerden, varsa poliçenizdeki muafiyet miktarı ve aracın çalınma anına kadar ödenmemiş vergi veya trafik cezaları gibi borçlar düşülerek ödenecek net tazminat miktarı hesaplanır. Önemli bir nokta, kasko sigortasının aracın ikinci el değerini karşılamayı amaçlamasıdır; yani genellikle aracın sıfır değeri değil, çalınma anındaki piyasa değeri esas alınır. Sigorta şirketi tarafından yapılan bu değerleme, bazen sigortalının beklentilerinin altında kalabilir. Bu durumda, sigortalı itiraz etme hakkına sahiptir ve bağımsız bir eksper raporu veya mahkeme yoluyla aracın gerçek değerinin tespitini talep edebilir. Bu tür bir anlaşmazlıkta, bir Etimesgut avukat ile çalışmak, adil bir tazminat elde etme şansınızı önemli ölçüde artıracaktır.
Bekleme Süresi ve Aracın Bulunması Durumu
Çalınan aracın tazminatının ödenebilmesi için sigorta şirketleri, genellikle "Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları"nın A.5 maddesi uyarınca bir bekleme süresi öngörmektedir. Bu süre, genellikle çalınma olayının bildirim tarihinden itibaren 30 gündür. Bu bekleme süresinin amacı, kolluk kuvvetlerinin aracı bulması için zaman tanımaktır. Eğer araç, 30 günlük bekleme süresi içinde bulunursa ve hasarsız bir şekilde iade edilirse, sigorta şirketi tazminat ödemez. Ancak aracın bulunması ve hasarlı olması durumunda, sigorta şirketi hasar tazminatını öder. Eğer araç bekleme süresi içinde bulunamazsa veya hasarlı bir şekilde bulunup tamir edilemez duruma gelirse (pert), sigorta şirketi aracın çalınma tarihindeki rayiç bedelini sigortalıya öder. Tazminat ödendikten sonra araç bulunursa, sigortalı isterse tazminatı iade ederek aracını geri alabilir ya da aracı sigorta şirketine bırakarak tazminatı alıkoyabilir.
Sigorta Şirketinin Tazminat Ödemeyi Reddetmesi ve Hukuki Yollar
Sigorta şirketleri, çeşitli gerekçelerle araç hırsızlığına ilişkin tazminat taleplerini reddedebilirler. En yaygın red nedenleri arasında, sigortalının ağır kusuru (örneğin anahtarın araçta bırakılması), poliçedeki teminat dışı durumlar, eksik veya yanlış belge sunulması, bildirim sürelerine uyulmaması veya sigorta bedelinin yanlış beyan edilmesi gibi durumlar yer alır. Sigorta şirketinin tazminat ödemeyi reddetmesi durumunda, sigortalının hukuki yollara başvurma hakkı vardır. Bu süreçte doğru adımların atılması, hak kaybını önlemek ve tazminata ulaşmak için kritik öneme sahiptir.
Sigorta Tahkim Komisyonu ve Dava Süreci
Sigorta şirketinin tazminat ödemeyi reddetmesi veya ödenen miktarın yetersiz bulunması halinde, sigortalının başvurabileceği ilk hukuki yol Sigorta Tahkim Komisyonu'dur. Komisyon, sigorta şirketleri ile sigortalılar arasındaki uyuşmazlıkları hızlı ve düşük maliyetli bir şekilde çözmeyi amaçlar. Komisyona başvuru yapabilmek için öncelikle sigorta şirketine yazılı olarak başvuruda bulunulmuş ve şirketin başvuruyu kısmen veya tamamen reddetmiş ya da 15 iş günü içinde cevap vermemiş olması gerekir. Komisyon kararları, belirli parasal limitlerin altında ise kesin niteliktedir; bu limitlerin üzerinde ise temyiz yolu açıktır. Eğer Sigorta Tahkim Komisyonu'ndan da sonuç alınamazsa veya sigortalı doğrudan yargı yoluna başvurmak isterse, dava açma hakkı mevcuttur. Tüketici niteliğindeki sigortalılar için Tüketici Mahkemeleri (6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun), ticari nitelikteki sigortalılar için ise Asliye Ticaret Mahkemeleri (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu) görevli ve yetkilidir. Bu süreçlerde Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimizin haklarını korumak adına tüm hukuki süreçleri titizlikle takip etmekteyiz. Ankara'da avukatlık hizmeti sunan büromuz, sigorta uyuşmazlıklarında geniş tecrübeye sahiptir.
Hukuki Destek Neden Önemlidir?
Sigorta şirketleri, genellikle güçlü hukuki departmanlara ve deneyimli avukatlara sahiptir. Bu durum karşısında, sigortalının tek başına haklarını araması oldukça zorlayıcı olabilir. Hukuki süreçlerin karmaşıklığı, mevzuattaki detaylar ve Yargıtay'ın güncel içtihatları, profesyonel bir hukuki desteği kaçınılmaz kılar. Uzman bir avukat, poliçe şartlarını doğru yorumlayarak, sigorta şirketinin red gerekçelerine karşı güçlü argümanlar geliştirebilir. Gerekli belgelerin eksiksiz ve usulüne uygun bir şekilde hazırlanması, sürelerin kaçırılmaması ve olası hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından avukat desteği hayati öneme sahiptir. Sigorta tahkim komisyonu veya mahkemelerdeki temsil, delillerin sunulması ve davanın etkin bir şekilde takibi, ancak alanında uzman bir Sincan avukat tarafından profesyonelce yürütülebilir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimize bu süreçte kapsamlı hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunarak, hak ettikleri tazminata ulaşmalarını sağlamaktayız.
Yargıtay Kararları Işığında Hırsızlık Tazminatı Davaları
Sigorta şirketlerinin araç hırsızlığına ilişkin tazminat taleplerini reddetmesinde en sık karşılaşılan gerekçe, sigortalının "ağır kusuru" iddiasıdır. Özellikle aracın anahtarının kontakta veya araç içinde bırakılması, kapıların kilitlenmemesi gibi durumlar, sigorta şirketleri tarafından sigortalının ağır kusuru olarak nitelendirilerek tazminat ödemeden kaçınma yoluna gidilmektedir. Ancak Yargıtay, bu konudaki içtihatlarında her somut olayın kendi özel koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Yargıtay'ın genel yaklaşımı, ağır kusurun, "sigortalının kendi zararına yol açan, kasıt derecesine yaklaşan, bağışlanması mümkün olmayan bir ihmalinin" bulunması halinde söz konusu olacağı yönündedir.
Örneğin, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik kararlarında, anahtarın aracın içinde bırakılmasının tek başına ağır kusur teşkil etmeyeceği belirtilmiştir. Kararlarda, aracın bırakıldığı yerin güvenlik durumu, bırakılma süresi, çevredeki hırsızlık olaylarının sıklığı gibi faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir. Eğer sigortalı, aracını kısa süreliğine ve göz önünde, makul bir risk algısıyla bırakmışsa, bu durum her zaman ağır kusur olarak kabul edilmeyebilir. Ancak, anahtarın kontakta bırakılarak aracın uzun süre ıssız bir yerde terk edilmesi gibi durumlarda, ağır kusur iddiasının kabul edilme ihtimali daha yüksektir. Yargıtay, sigorta şirketlerinin tazminat ödememe gerekçelerini değerlendirirken, sigortalıdan beklenen "basiretli tacir" veya "basiretli ev sahibi" gibi ölçütleri de dikkate alarak, her olayın kendine özgü şartlarını gözden geçirmektedir. Bu nedenle, sigorta şirketinin red kararına karşı açılacak davalarda, Yargıtay'ın güncel ve emsal teşkil eden kararlarını dikkatle incelemek ve olayın tüm detaylarını bu içtihatlar ışığında değerlendirmek büyük önem arz etmektedir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimizin davalarını Yargıtay'ın güncel hukuki prensipleri doğrultusunda titizlikle takip etmekteyiz.
Sık Sorulan Sorular
Çalınan aracım bulunursa ne olur?
Eğer çalınan aracınız sigorta şirketi tazminat ödemeden önce bulunursa, sigorta şirketi size tazminat ödemez ve aracınız size iade edilir. Eğer tazminat ödendikten sonra araç bulunursa, sigortalı olarak iki seçeneğiniz vardır: Aldığınız tazminatı sigorta şirketine iade ederek aracınızı geri alabilirsiniz ya da aracı sigorta şirketine bırakarak aldığınız tazminatı koruyabilirsiniz. Bu durumda aracın mülkiyeti sigorta şirketine geçer.
Kasko sigortam yoksa ne yapmalıyım?
Eğer çalınan aracınızın kasko sigortası yoksa, sigortadan tazminat talep etme hakkınız bulunmamaktadır. Bu durumda, hukuki yollarla zararı tazmin etmenin tek yolu, aracı çalan kişi veya kişilerin tespit edilmesi ve onlara karşı maddi zararın karşılanması için hukuk davası açmaktır. Ancak bu süreç oldukça uzun ve faillerin tespit edilip, mal varlıklarının bulunması halinde bile zararın tahsili zor olabilir. Bu nedenle kasko sigortası yaptırmak, araç sahipleri için büyük bir güvencedir.
Anahtarı üzerinde unutulan aracın çalınması durumunda tazminat alınabilir mi?
Anahtarın araçta unutulması ve bu şekilde aracın çalınması durumu, sigorta şirketleri tarafından genellikle "ağır kusur" olarak değerlendirilmekte ve tazminat ödememe gerekçesi olarak ileri sürülmektedir. Ancak Yargıtay içtihatları, her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtir. Yani anahtarın kısa süreliğine, güvenli olduğu düşünülen bir yerde bırakılması her zaman ağır kusur sayılmayabilir. Durumun somut koşulları, bırakılma süresi, yerin güvenliği gibi faktörler önemlidir. Bu tür bir durumda, sigorta şirketinin red kararına karşı hukuki mücadele başlatmak ve Yargıtay içtihatları ışığında haklarınızı aramak mümkündür. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, bu tip karmaşık durumlarda hukuki destek sağlamaktayız.
Sonuç ve Tavsiyelerimiz
Aracınızın trafikte çalınması, hem maddi hem de manevi açıdan yıpratıcı bir süreçtir. Bu talihsiz olay karşısında, sigorta poliçenizin kapsamını anlamak, hukuki haklarınızı bilmek ve doğru adımları atmak büyük önem taşır. Sigorta şirketlerinin tazminat ödememe eğilimine karşı, özellikle anahtarın araçta bırakılması gibi durumlar, karmaşık hukuki değerlendirmeler gerektirir. Bu süreçte, yasal sürelerin kaçırılmaması, gerekli evrakların eksiksiz toplanması ve hukuki itirazların doğru temellere oturtulması için profesyonel bir destek almak hayati önem taşır. Hak kayıplarını önlemek ve hak ettiğiniz tazminata ulaşmak adına, alanında uzman bir avukatın rehberliğiyle hareket etmek, sizi olası mağduriyetlerden koruyacaktır.
Burak Sağlam | Hukuk & Danışmanlık Bürosu
📍 Etimesgut Avukat Bürosu Konumu ve Hukuki Danışmanlık Bilgileri
Ankara'nın Etimesgut ve Sincan bölgeleri başta olmak üzere tüm il genelinde faaliyet gösteren Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık; ceza davaları, boşanma ve aile hukuku uyuşmazlıkları, işçi-işveren alacakları ve gayrimenkul davalarında müvekkillerine profesyonel hukuki destek sunmaktadır. Hukuki süreçlerinizi alanında uzman ve tecrübeli bir Etimesgut avukatı ile takip etmek, hak kayıplarının önüne geçilmesi ve sürecin başarıyla yönetilmesi açısından son derece önemlidir. Özellikle Etimesgut ceza avukatı veya Etimesgut boşanma avukatı arayışınızda hızlı randevu almak, dava analizi yaptırmak ve büromuzun konumuna kolayca ulaşmak için aşağıdaki iletişim kanallarını kullanabilir ya da Google Haritalar üzerinden büromuzu ziyaret edebilirsiniz.
Adres: Yeşilova Mah. 4001. Cad. No:10 Linova Apt. B Blok Daire:27 Etimesgut / Ankara
Telefon: 0554 334 24 29
E-posta: avsaglamburak@gmail.com

