Hukuk sistemimizde borçların tahsil edilebilirliği belirli sürelerle sınırlıdır. Bu sürelere zamanaşımı denir ve bir borcun zamanaşımına uğraması, alacaklının o borcu dava veya icra yoluyla talep etme hakkını kaybetmesi anlamına gelir. Özellikle icra takipleri söz konusu olduğunda, borçluların zamanaşımı itiraz hakkı hayati bir önem taşır. Bu süreç, hukuki bilgi ve deneyim gerektiren karmaşık detaylar içerir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, Ankara'da avukatlık hizmeti sunan büromuz, zamanaşımına uğramış borçlar ve icra takibinde zamanaşımı itirazları konusunda müvekkillerine kapsamlı ve güncel hukuki destek sağlamaktadır. Bu makalede, zamanaşımı kavramını, icra takibindeki yerini ve itiraz süreçlerini tüm detaylarıyla ele alacağız.
Zamanaşımı Nedir? Hukuki Niteliği ve Önemi
Zamanaşımı, kanunda belirtilen sürelerin geçmesiyle bir hakkın dava edilebilirliğini veya talep edilebilirliğini ortadan kaldıran bir müessesedir. Borçlar hukuku açısından, alacaklının borçluya karşı alacağını dava veya icra yoluyla talep etme hakkının belirli bir sürenin geçmesiyle zayıflaması veya ortadan kalkması durumunu ifade eder. Zamanaşımı, bir hakkı tamamen sona erdirmez; aksine, o hakkı "eksik borç" veya "doğal borç" haline getirir. Yani, borçlu zamanaşımına uğramış bir borcu öderse, bu ödeme geçerlidir ve geri istenemez.
Zamanaşımının temel amacı, hukuki güvenliği sağlamak, uzun süre hareketsiz kalan hak sahiplerini cezalandırmak ve eski ihtilafların yeniden gündeme gelmesini engellemektir. Türk hukukunda zamanaşımı hükümleri, başta Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve İcra ve İflas Kanunu (İİK) olmak üzere çeşitli kanunlarda düzenlenmiştir. Hak düşürücü sürelerden farklı olarak, zamanaşımı süresi mahkeme tarafından kendiliğinden (re'sen) dikkate alınmaz; borçlunun veya ilgili tarafın bu itirazı ileri sürmesi gerekir.
Borçlarda Genel Zamanaşımı Süreleri Nelerdir?
Türk Borçlar Kanunu, borçlar için genel ve özel zamanaşımı süreleri belirlemiştir. Bu süreler, borcun niteliğine ve doğduğu hukuki ilişkiye göre değişiklik gösterir. Zamanaşımı sürelerinin doğru tespiti, hukuki süreçlerin sağlıklı yürütülmesi açısından kritik öneme sahiptir.
- Genel Zamanaşımı Süresi (TBK Madde 146): Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Bu, en sık karşılaşılan zamanaşımı süresidir ve sözleşmeden doğan alacaklar, haksız fiilden doğan tazminat alacakları (özel süreler saklı kalmak kaydıyla) gibi pek çok borç ilişkisi için geçerlidir.
- Beş Yıllık Zamanaşımı Süreleri (TBK Madde 147): Bazı alacaklar için kanun koyucu daha kısa, beş yıllık zamanaşımı süresi öngörmüştür. Bunlar genellikle dönemsel nitelikli veya ticari hayattaki hızlı döngüye uygun alacaklardır. Örneğin:
- Kira bedelleri, anapara faizleri ve diğer dönemsel edimler.
- Otel, motel, pansiyon ve benzeri konaklama yerlerindeki konaklama bedelleri.
- Yemek ve içki bedelleri.
- Tüccar, esnaf, zanaatkar ve serbest meslek sahiplerinin faaliyetlerinden doğan alacaklar.
- Eser sözleşmesinden ve vekalet sözleşmesinden doğan alacaklar.
- Adi şirket sözleşmesinden doğan alacaklar.
- Diğer Özel Zamanaşımı Süreleri: Türk Ticaret Kanunu, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve diğer özel kanunlarda farklı zamanaşımı süreleri de bulunabilir. Örneğin, kambiyo senetleri (çek, bono, poliçe) için özel ve daha kısa zamanaşımı süreleri öngörülmüştür.
Zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu andan itibaren işlemeye başlar. Muacceliyet, alacağın istenebilir hale gelmesi demektir. Bu sürelerin doğru hesaplanması ve borcun niteliğine göre uygun sürenin tespiti, uzman bir Ankara avukatının desteğini gerektiren teknik bir konudur.
İcra Takibinde Zamanaşımı İtirazı Nasıl Yapılır?
Alacaklı, borcun tahsili için icra takibi başlattığında, borçlu eğer borcun zamanaşımına uğradığını düşünüyorsa, bu durumu icra dairesine veya mahkemeye bildirmelidir. Zamanaşımı itirazı, icra hukukunda borçlunun en önemli savunma araçlarından biridir. İcra takipleri, ilamlı (mahkeme kararı veya ilam niteliğindeki belgeye dayalı) ve ilamsız (herhangi bir mahkeme kararına dayanmayan) olmak üzere iki temel türde yürütülür ve her birinde zamanaşımı itirazının usulü farklılık gösterir.
İlamsız Takipte Zamanaşımı İtirazının Usulü
İlamsız icra takibi, alacaklının herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın doğrudan icra dairesine başvurarak başlattığı takiptir. Bu tür takiplerde borçluya bir ödeme emri gönderilir ve borçlunun bu emre itiraz etme hakkı vardır. Zamanaşımı itirazı da bu genel itiraz süresi içinde yapılmalıdır.
Ödeme emrinin tebliğinden itibaren borçlunun yedi gün içinde icra dairesine itiraz etme hakkı vardır (İİK Madde 62). Bu itiraz, borcun tamamına veya bir kısmına yönelik olabileceği gibi, borcun zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle de yapılabilir. Zamanaşımı itirazı yazılı olarak icra dairesine yapılmalı ve itirazda zamanaşımı süresinin dolduğu açıkça belirtilmelidir. Eğer borçlu bu süre içinde itiraz etmezse, icra takibi kesinleşir ve borcun zamanaşımına uğramış olup olmadığına bakılmaksızın tahsil işlemleri devam eder. Bu durumda, borçluya haciz işlemleri uygulanabilir. Daha sonra zamanaşımı itirazı ileri sürmek çok daha zor ve sınırlı koşullara tabi olacaktır.
İlamlı Takipte Zamanaşımı İtirazının Farkları
İlamlı icra takibi, mahkeme kararı (ilam) veya kanunen ilam niteliğinde sayılan belgelere (örneğin, noter senetleri) dayanılarak başlatılan takiptir. İlamlı takiplerde borçluya "icra emri" tebliğ edilir. İlamlı takiplerde zamanaşımı süresi, ilamın veya ilam niteliğindeki belgenin kesinleştiği tarihten itibaren başlar ve genellikle on yıldır (İİK Madde 39).
İlamlı takiplerde zamanaşımı itirazı, ilamsız takiplerden farklı bir usule tabidir. Borçlu, icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurarak "icranın geri bırakılması" veya "zamanaşımı nedeniyle icranın durdurulması" talebinde bulunabilir. Bu talep, icra dairesine değil, doğrudan icra mahkemesine yöneltilir. İcra mahkemesi, zamanaşımı iddialarını değerlendirerek takibin devamına veya durdurulmasına karar verir. Bu süreçte doğru hukuki argümanların sunulması ve delillerin eksiksiz ibrazı, davanın seyri açısından büyük önem taşır.
Zamanaşımını Kesen ve Durduran Haller Nelerdir?
Zamanaşımı süreleri her zaman düz bir çizgide ilerlemez. Kanun koyucu, belirli durumların ortaya çıkması halinde zamanaşımı süresinin işlemesini kesen veya durduran halleri öngörmüştür. Bu hallerin tespiti, bir borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığını belirlemede hayati rol oynar ve çoğu zaman hukuki danışmanlık gerektirir.
Zamanaşımını Kesen Haller (TBK Madde 154)
Zamanaşımını kesen bir halin gerçekleşmesi durumunda, o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresi sıfırlanır ve kesme nedeninin ortadan kalktığı tarihten itibaren yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Türk Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımını kesen başlıca haller şunlardır:
- Borçlunun Borcu İkrar Etmesi: Borçlu, borcunu yazılı veya sözlü olarak veya herhangi bir şekilde kabul ettiğini açıkça belirttiğinde (TBK Madde 154/1). Örneğin, borçlunun bir mektupta "bu borcu ödeyeceğim" demesi veya borçlu olduğunu kabul eden bir belge imzalaması.
- Borçlu Tarafından Kısmi Ödeme Yapılması, Rehin Verilmesi veya Kefil Gösterilmesi: Borçlu, borcun bir kısmını öderse, alacak için rehin verirse veya bir kefil gösterirse, borcu tanıdığı kabul edilir ve zamanaşımı kesilir (TBK Madde 154/2).
- Alacaklının Dava Açması veya İcra Takibi Yapması: Alacaklının borçluya karşı dava açması, icra takibi başlatması veya tahkim yoluna başvurması zamanaşımını keser (TBK Madde 154/3). Bu işlemle birlikte yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar.
- Alacaklının İflas Masasına Başvurması: Borçlu hakkında iflas kararı verilmişse ve alacaklı alacağını iflas masasına bildirmişse, bu durum da zamanaşımını keser.
- Hakem Kararı veya Mahkeme Hükmü: Alacak bir hakem kararı veya mahkeme hükmüyle sabit hale gelirse, zamanaşımı kesilir.
Zamanaşımını Durduran Haller (TBK Madde 153)
Zamanaşımını durduran bir halin varlığı durumunda, zamanaşımı süresi işlemeye ara verir. Durduran hal ortadan kalktığında, zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye devam eder. Bu haller, genellikle alacaklının hakkını aramasını engelleyen veya zorlaştıran kişisel veya objektif nedenlerdir. Türk Borçlar Kanunu'na göre zamanaşımını durduran başlıca haller şunlardır:
- Evlilik Birliği: Evlilik devam ettiği sürece eşler arasında alacaklar için zamanaşımı işlemez (TBK Madde 153/1).
- Vesayet ve Velayet İlişkisi: Küçükler ve kısıtlılar hakkında velayet veya vesayet devam ettiği sürece, bu kişilerin veli veya vasilerine karşı olan alacakları için zamanaşımı işlemez (TBK Madde 153/2).
- Alacaklının Miras Bırakanın Malları Üzerindeki Hakkı: Mirasın açılmasından itibaren, mirasbırakanın alacaklılarına karşı olan borçları için belirli bir süre zamanaşımı durur (TBK Madde 153/3).
- Mücbir Sebep ve Savaş Hali: Alacaklının hakkını dava veya icra yoluyla takip etmesinin imkansız hale geldiği savaş veya mücbir sebep gibi durumlarda zamanaşımı durur (TBK Madde 153/4).
- Hukuki İlişkinin Niteliği: Bazı hukuki ilişkilerin niteliği gereği zamanaşımı işlemez. Örneğin, rehin hakkı, mülkiyet hakkı gibi mutlak haklar zamanaşımına uğramaz.
Bu hallerin doğru yorumlanması ve uygulanması, bir borcun zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespiti için hayati önem taşır. Bu noktada Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, müvekkillerine bu karmaşık süreçlerde doğru hukuki rehberliği sunmaktadır.
Yargıtay Kararları Işığında Zamanaşımı Uygulamaları
Türk hukukunda zamanaşımı, soyut kanun maddelerinin ötesinde, Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatları ile şekillenmiştir. Yargıtay kararları, zamanaşımı itirazlarının ne şekilde değerlendirileceği, sürelerin başlangıcı ve kesen/durduran hallerin yorumlanması konusunda yol göstericidir. Bu içtihatların bilinmesi ve doğru uygulanması, icra takibinde zamanaşımı itirazının başarısı için kilit rol oynar.
- Zamanaşımının Re'sen Dikkate Alınamaması: Yargıtay'ın en temel ve istikrarlı içtihatlarından biri, zamanaşımının bir def'i (itiraz) niteliğinde olması nedeniyle mahkemece re'sen (kendiliğinden) dikkate alınamayacağıdır. Yani, borçlu süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunmazsa, mahkeme veya icra dairesi borcun zamanaşımına uğradığını kendiliğinden gözeterek takibi durdurmaz. Bu durum, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarıyla da defalarca teyit edilmiştir.
- İcra Takibinin Zamanaşımını Kesmesi: Alacaklının, zamanaşımı süresi içinde icra takibi başlatması, zamanaşımını kesen en önemli hallerden biridir. Yargıtay, usulüne uygun olarak başlatılan icra takibinin, takibin türü ne olursa olsun (ilamlı veya ilamsız) zamanaşımını kestiğini kabul etmektedir. Kesilen zamanaşımı, takibin durdurulması veya iptalinden itibaren yeniden işlemeye başlar.
- Kısmi Ödemenin Zamanaşımını Kesmesi: Borçlunun borcun bir kısmını ödemesi, Yargıtay içtihatlarına göre borcun tamamını kabul ettiği anlamına gelir ve zamanaşımını keser. Ancak, ödemenin borcun hangi kısmına ilişkin olduğunun açıkça belirtilmediği durumlarda, bu durumun zamanaşımına etkileri ayrıca değerlendirilmelidir.
- Ödeme Emrine İtirazın Zamanaşımını Kesmesi: Borçlunun ilamsız takipte ödeme emrine yaptığı itiraz, Yargıtay'a göre zamanaşımını kesmez. Çünkü itiraz, alacaklının talebine karşı bir savunmadır ve borcu ikrar niteliğinde değildir. Ancak, itirazın iptali davası açılması veya itirazın kaldırılması yoluna başvurulması, zamanaşımını keser.
- Zamanaşımından Feragat: Yargıtay, zamanaşımı süresi dolmadan önce zamanaşımı def'inden feragat edilmesinin geçersiz olduğunu, ancak zamanaşımı süresi dolduktan sonra feragat edilmesinin geçerli olduğunu kabul etmektedir. Feragat, açıkça veya örtülü olarak yapılabilir. Örneğin, zamanaşımına uğramış bir borcun ödenmesi örtülü bir feragat olarak kabul edilir.
- İlamlı Takiplerde Zamanaşımı Başlangıcı: İlamlı takiplerde zamanaşımı süresinin, ilamın kesinleştiği tarihten itibaren başlayacağı ve İİK Madde 39 uyarınca on yıl olduğu Yargıtay kararlarında vurgulanır. Eğer ilamda bir edimin ifası bir şarta bağlanmışsa, şartın gerçekleştiği tarihten itibaren zamanaşımı işlemeye başlar.
Bu kararlar ışığında, zamanaşımı itirazının doğru zamanda ve doğru hukuki zeminde yapılması büyük önem arz eder. Yargıtay'ın güncel içtihatlarını yakından takip eden bir hukuk bürosundan destek almak, bu süreçteki hak kayıplarını önlemek adına elzemdir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, Ankara avukat kadrosuyla bu alandaki güncel gelişmeleri titizlikle takip etmektedir.
Ankara Zamanaşımına Uğramış Borç Avukatının Rolü ve Önemi
Zamanaşımına uğramış borçlar ve icra takibinde zamanaşımı itirazı süreci, hukuki uzmanlık gerektiren çok sayıda detayı barındırır. Borçlunun veya alacaklının haklarını koruyabilmesi için bu süreçte uzman bir Ankara avukatından destek alması kritik öneme sahiptir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimize bu alanda sunduğumuz hizmetler ve bir avukatın rolünün önemi aşağıdaki başlıklarda özetlenebilir:
- Durum Değerlendirmesi ve Hukuki Analiz: Avukat, öncelikle müvekkilin borç durumunu, borcun kaynağını, muacceliyet tarihini ve varsa yapılan ödemeleri veya kesen/durduran halleri detaylı bir şekilde inceler. Bu analiz sonucunda, borcun gerçekten zamanaşımına uğrayıp uğramadığı veya uğramasına yakın olup olmadığı tespit edilir.
- Zamanaşımı Sürelerinin Hesaplanması: Borcun niteliğine göre uygulanacak doğru zamanaşımı süresinin tespiti (10 yıl, 5 yıl veya özel süreler) ve bu sürenin başlangıç ve bitiş tarihlerinin doğru hesaplanması büyük önem taşır. Yanlış bir hesaplama, hak kayıplarına yol açabilir.
- Doğru ve Süresinde İtirazın Yapılması: İcra takibi başlatıldığında, borçlunun ödeme emrine veya icra emrine süresi içinde ve usulüne uygun şekilde zamanaşımı itirazında bulunması gerekir. Avukat, bu itiraz dilekçesini hukuki argümanlarla güçlendirerek hazırlar ve süresinde ilgili mercie sunar. Etimesgut ve Sincan bölgelerinde hizmet veren büromuz, bu konuda hızlı ve etkin çözümler sunmaktadır.
- Mahkeme Önünde Temsil: Zamanaşımı itirazı, özellikle ilamlı takiplerde icra mahkemesi önüne gelir. Avukat, müvekkilini mahkeme önünde temsil ederek, zamanaşımı itirazının gerekçelerini hukuki delillerle destekler ve davanın lehe sonuçlanması için gerekli savunmaları yapar.
- Kesen ve Durduran Hallerin Tespiti ve İspatı: Eğer alacaklı, zamanaşımı süresinin kesildiğini veya durduğunu iddia ediyorsa, avukat bu iddiaları değerlendirir ve gerekli hallerde karşı delilleri sunar. Bu durumlar, genellikle ispat yükünün alacaklıda olduğu karmaşık hukuki meselelerdir.
- Hukuki Risk Yönetimi: Bir avukat, müvekkiline sadece mevcut durumu değil, aynı zamanda gelecekte ortaya çıkabilecek hukuki riskleri de değerlendirerek olası sonuçlar hakkında bilgi verir. Bu sayede müvekkil, daha bilinçli kararlar alabilir.
- Alacaklı Yönünden Danışmanlık: Zamanaşımı, sadece borçluları ilgilendiren bir konu değildir. Alacaklılar açısından da alacaklarının zamanaşımına uğramadan tahsil edilmesi veya zamanaşımını kesen/durduran hallerin tespiti için hukuki danışmanlık almak önemlidir. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, alacaklı müvekkillerine de bu konularda danışmanlık sağlamaktadır.
Zamanaşımı İtirazı Sürecinde Dikkat Edilmesi Gereken Kritik Noktalar
Zamanaşımı itirazı, hukuki hakların korunması açısından son derece önemli bir adımdır. Bu süreçte yapılacak en küçük bir hata, borçlunun aleyhine ciddi sonuçlar doğurabilir. İşte bu süreçte dikkat edilmesi gereken başlıca kritik noktalar:
- Sürelerin Kesinlikle Kaçırılmaması: Zamanaşımı itirazı için kanunda belirlenen süreler (özellikle ilamsız takipte 7 gün) hak düşürücü niteliktedir. Bu süreler içinde itiraz edilmezse, borç zamanaşımına uğramış olsa bile icra takibi kesinleşebilir ve itiraz hakkı kaybedilebilir.
- İtirazın Doğru Merciye Yapılması: İlamsız icra takibinde itiraz icra dairesine, ilamlı icra takibinde ise icra mahkemesine yapılır. Yanlış merciye yapılan itirazlar geçersiz sayılabilir veya zaman kaybına neden olabilir.
- İtirazın Gerekçeli ve Açık Olması: Zamanaşımı itirazının gerekçesi açıkça belirtilmeli ve borcun hangi tarihte muaccel olduğu, hangi zamanaşımı süresine tabi olduğu ve bu sürenin dolduğu somut delillerle ortaya konulmalıdır. Genelde sadece "borca itiraz ediyorum" demek yeterli değildir.
- Delillerin Eksiksiz Sunulması: Zamanaşımı itirazını destekleyen tüm belgeler (borcun doğuşuna ilişkin sözleşmeler, ödeme makbuzları, yazışmalar vb.) eksiksiz bir şekilde mahkemeye sunulmalıdır. Özellikle borcun muacceliyet tarihini gösteren belgeler büyük önem taşır.
- Uzman Hukuki Destek Alınması: Zamanaşımı sürelerinin tespiti, kesen ve durduran hallerin değerlendirilmesi, Yargıtay içtihatlarının yorumlanması gibi konular hukuki bilgi ve deneyim gerektirir. Bu nedenle, bu süreçte Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık gibi uzman bir hukuk bürosundan destek almak, hak kayıplarını önlemek ve sürecin doğru yönetilmesini sağlamak için hayati öneme sahiptir.
- Zamanaşımından Feragat Konusuna Dikkat: Zamanaşımı süresi dolduktan sonra yapılan ödemeler veya borcu ikrar niteliğindeki davranışlar, zamanaşımı def'inden feragat anlamına gelebilir ve bu durumda borçlu itiraz hakkını kaybedebilir. Bu tür davranışlardan kaçınmak veya bilinçli hareket etmek önemlidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Zamanaşımına uğramış bir borç için icra takibi başlatılabilir mi?
Evet, zamanaşımına uğramış bir borç için icra takibi başlatılabilir. Ancak, borçlu süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunursa, bu itiraz icra takibini durdurur ve alacaklının itirazın iptali veya kaldırılması davası açması gerekir. Eğer borçlu itiraz etmezse, takip kesinleşir ve haciz işlemleri devam edebilir.
Zamanaşımı itirazı ne kadar sürede yapılmalıdır?
İlamsız icra takiplerinde, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra dairesine zamanaşımı itirazı yapılmalıdır. İlamlı icra takiplerinde ise icra emrinin tebliğinden itibaren aynı yedi günlük süre içinde icra mahkemesine icranın geri bırakılması talebinde bulunulması gerekmektedir.
Borç zamanaşımına uğramışsa borç tamamen ortadan kalkar mı?
Hayır, borç zamanaşımına uğradığında tamamen ortadan kalkmaz. Borç, "eksik borç" veya "doğal borç" haline gelir. Bu, alacaklının borcu dava veya icra yoluyla talep etme hakkını kaybettiği, ancak borçlunun bu borcu kendi isteğiyle ödemesi halinde bu ödemenin geçerli olduğu ve geri istenemeyeceği anlamına gelir.
Zamanaşımı süresi dolduktan sonra borcu ödersem ne olur?
Zamanaşımı süresi dolduktan sonra borcunuzu öderseniz, geçerli bir ödeme yapmış olursunuz. Bu ödeme, zamanaşımı def'inden zımnen (örtülü olarak) feragat ettiğiniz anlamına gelir ve ödediğiniz miktarı geri talep edemezsiniz. Bu durum, borcun doğal borç niteliğinden kaynaklanır.
Aklınızda Kalması Gerekenler
Zamanaşımına uğramış borçlar ve icra takibinde zamanaşımı itirazı süreci, karmaşık hukuki detaylar ve süre kısıtlamaları barındırır. Bu nedenle, hak kaybı yaşamamak ve hukuki süreçleri doğru yönetmek adına, mutlaka alanında uzman bir avukattan destek almak büyük önem taşımaktadır. Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık olarak, müvekkillerimizin haklarını en doğru ve etkin şekilde korumak için buradayız.
Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık
📍 Etimesgut Avukat Bürosu Konumu ve Hukuki Danışmanlık Bilgileri
Hukuki sorunların çözümünde profesyonel yaklaşımı benimseyen Burak Sağlam Hukuk & Danışmanlık, Ankara Etimesgut bölgesinde müvekkillerine ceza hukuku, aile hukuku ve iş hukuku alanlarında destek olmaktadır. Karşılaştığınız hukuki problemlerde süreci deneyimli bir Etimesgut avukatı eşliğinde yürütmek menfaatinizedir. Özellikle Etimesgut ceza avukatı danışmanlığı ya da aile mahkemelerindeki davalarınız için Etimesgut boşanma avukatı desteğine ihtiyaç duyduğunuzda, aşağıdaki haritadan büromuzun konumuna bakabilir ve randevu için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Adres: Yeşilova Mah. 4001. Cad. No:10 Linova Apt. B Blok Daire:27 Etimesgut / Ankara
Telefon: 0554 334 24 29
E-posta: avsaglamburak@gmail.com

